Menü

Pervin Par Yürek Hoplatıyor

Pervin Par Yürek HoplatıyorSon günlerde, derdi başından aşmış Pervin Par’ın… Filmler bir taraftan, bonolar bir taraftan, bir de üstelik yorgunluklar, canından bezdirmiş vallahi. Şimdi, bütün bunları unutmak için, bol bol istirahat ediyormuş. Zaten insan kendisini dinliyecek olsa, sinirden çıldırabilirmiş. Bunları arka arkaya sıralarken, oturduğu koltukta rahatsız rahatsız kımıldanıyordu Pervin.

– Evimi istediğim gibi döşediğim an, bütün huzursuzluklarımı geride bırakacağım, diyordu.

Özerdem’den ayrıldıktan sonra sinemada kendisine yeni bir rota çizmiş ve hep aynı doğrultuda yürümüştü. Bunlar olurken, kısa süreli aşklar geçirmiş ve sonunda gerçekten aşık olmuştu. İşleri oldukça iyiydi. Sinemanın aranılan isimlerinden biri haline gelmişti. Bonolardan şikayet etmesine rağmen, parasını alıyor ve istediği şekilde harcıyordu. Ama bütün herşeye rağmen yine de huzursuzdu Pervin Par. Buna tek sebep olarak önceleri evini görüyordu. Onca bir artist, iyi giyinmesi gerektiği kadar, iyi döşenmiş bir evde de oturması gereken insandı. Konuşma buraya gelinçe:

– İnsanlar her zaman, yaşayışlarından gayri memnundurlar, dedi. Bunun aksini yapana çon ender rastlanır.

Pervin Par Yürek HoplatıyorKonuşmaları hep şikayet dolu idi. Bunu söylediğimiz zaman, dudaklarında küçük bir tebessüm belirdi . Sonra yanı başındaki sigara paketine uzanarak bir sigarayaktı.Son günlerde çok sigara içiyorum,diyordu. Bir ara mutfaktan köfte kokusu geldi. Gece çok geç yattığı için, yemek yememisti. Derin derin nefes alarak:

– Köfteye bayılırım,dedi. Çocukluğumdan kalma bir alışkanlık… Annem ne zaman köfte yapsa, hastalınır, bir kaç gün yemek yiyemezdim.

Merakla yüzüne baktığımızı görünce:

– Bir kaç tabak yerdim de onun için, diye ekledi…

Çocukluğu ile ilgili anılarını anlatırken, gözleri uzaklara, çok uzaklara bakıyor gibiydi. Aniden aklımıza bir soru takıldı. Bir evlilik, bir kaç aşk geçiren Pervin Par, acaba hiç anne olmayı arzulamışmıydı. Bunu sorduğumuz zaman, gözlerindeki parıltı, yerini garip bir burkulmaya bıraktı.

– Çocukları gerçekten çok severim, dedi. Anne olmak’ta en büyük arzularımdan biri… Fakat…

Durakladı, tekrar sigarasından bir nefes aldı ve:

– Çocuğum olmuyor, diye sözünü tamamladı. Şimdi dikkatle yüzümüze bakıyor ve göstereceğimiz tepkiyi bekliyordu. Bir süre sonra, bir şey anlıyamamış olmalıydı ki yeniden konuşmaya başladı:

– Çocuğumun olması için bir çok doktora baş vurdum. Hemen hemen hepsi aynı şeyi söylediler. Uzun zaman istirahat etmem gerekiyormuş. Buna da şimdilik imkan yok…

– Evlenip sinemayı bıraksanız?

– Ya istikbal?

– Onu herhalde evleneceğiniz insan düşünecektir.

– Orası öyle ama, dedi… Henüz sinemayı bırakmak istemiyorum. Belki birkaç sene sonra olabilir. . .

Sigarasını kül tablasına bastırdı, sonra da mutfağa doğru ilerledi. Herhalde kokuya daha fazla dayanamamıştı. O, çocukluğundan kalma alışkanlığını, köfte tabağında giderirken,biz de “Çocuk, annelik, evlilik ve sinema” kelimeleri arasmda, kapıyı yavaşça arkamızdan çekip kapatıverdik…

ÖZEL BİRİKİNİ

Pervin Par Yürek HoplatıyorSarı, pırıl pırıl bikinisini görünce şaşırdık. “Pervin bunun neresi bikini ?” diye sorduk. Gerçekten de bugüne kadar görmüş olduğumuz bikini mayoların dışında bir başka türlü mayoydu bu sefer giymiş olduğu altın sarısı mayo. İzah ettiği “Bu mayoyu PAZAR için özel olarak diktirdim ve resim çektirene kadar da bu garip bikinimle bir kere bile denize girmedim. Buna James Bond modeli bikini diyorlar. Fena değil, değil mi?” dedi.

VE 24 PERUK

“Bu berberler diye söze bağladı. Yine saçları istediği biçim olmamıştı… Telefonda, saçlarının fotoğraf çekmeğe elverişli olmadığını söylüyor ve mümkünse bir gün sonra gelmemizi rica ediyordu. Kendisine anlattık o gün fotoğrafların çekilmesinin şart olduğunu bildirdik. Bu sefer Pervin Par “Yine perukların eline düştük. Şu peruklar olmasa halimiz harap yani. Ne yapalım, kendi saçımızla fotoğraf çektiremiyeceğiz bu gidişle” dedi ve fotoğrafların çekildiği o gün PAZAR yazarı Pervin Par’a ait, tam 24 değişik, peruk saydı.

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/pazar-dergisinin-1966-tarihli-528-sayisi/)

10.02.2017 16:51

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar

  • Yayınlandı: 26 Ağustos 2015 11:33

    Ayşe Bilgiç

    o kadar da güzel değil ya abartılmış