Menü

Pervin Par’ın Aşk Cephesi

O gün, bir garip burukluğu vardı Pervin Par’ın. Belki üşüttüğü ve sık sık öksürdüğü, belki de kaç gündür yütaktah çıkmadığı için canı sıkılıyordu. “Yeşil” dolu salonun, ucunda duran koltuğa oturarak, bir Kent sigarası yaktı. Duman dalga dalga, yükselirken,uzun bir ”ooff” çekti. Derinlerden birşey boğazını sıkıyormuş Pervin’in. Böyle diyordu.Gözlerini etrafta dolaştırdıktan sonra

– Şu can sıkıntısı diye söze başladı.

Pervin Par'ın Aşk Cephesi– Başkalarını bilmem ama, ben içimin kapkara olduğunu zannediyorum böyle zamanlarda

Şayet can sıkıntısının sari olduğunu söyleme seydik, daha uzun uzun şikayet edecekti genç kadm. Bir ara ondan vaz geçti ve Freud’dan bahsetmeye başladı. İçe dönüklük, insan kişiliğindeki ümitsizliğe kapılma isteği ve çeşitli yetenekler. Bunları uzun uzun sıraladı Pervin. Ve sonra, Freud’u çok sevmemize rağmen, okumamış olanlara bir an imrenmek geldi içimizden. Ahçının aç kalması gibi bir his doldurdu içimizi… Bu arada, sigaraların biri söndürüldü, diğeri yakıldı… Döndü dolaştı, sinemaya geldi. Galiba o ana kadar konuştuğumuz şeyler içerisinde yine en cazip olanı sinemaydı. Pervin bir ara:

– Tavan ücreti, dedi, ve arkasından ekledi…

– Saçma sapan bir şey… Nasıl olurda şu veya bu kişinin istediği parayı almasına engel olurlar. Üstelik bu parayı da veren kendileri.

Sonra sıra taban ücretine geldi.

– İşte ona bir itirazım yok, dedi. Hiç olmazsa herkes ne alacağını bilir.

Bundan sonra sual sorma sırası bize geldi. İlk olarak aşktan söz açtık Pervin’e…

– Biliyorsunuz, Garp cephesinde yeni bir şey yok, dedi.

– Ya evlilik?

– Büyük bir çember. Kaç zamandır içinde dolaşıp duruyoruz, hala ucunu bulamadık.

– Para?

– Sormayın halimi, hicranımı, hiç…

– Filmler?

– Büyükannemin zamanından bu yana pek bir değişiklik yok.

Sonra konu politikaya atladı.

– Bahar havasına ne dersin?

– Kış çabuk gelir.

– Kosygin?

– Komünist olmasa sempatik adam…

Politikadan sıkılmış gibiydi Pervin Par. Konuşmanın tam orta yerinde…

– Yakında yeni bir kat alıyorum, dedi. Belki de onun için canım sıkılıyordum Hay Allah deminden beri de düşünüp duruyordum. Nihayet çıktı ortaya…

Ve artık sigarasının dumanı bir başka türlü çıkmaya başladı. Bütün dertlerini bir kalemde silip atmıştı. Bizi uğurlarken, “Ah” of” seslerimizi hayretle karşılıyarak:

– Allah aşkına söylesenize, dedi. Duvarları hangi renge boyamalıyım?

Şöyle bir soluklandık ve:

– Cam rengi olsun, dedik.

Bir kahkaha attı. Duvarlardan döndü sesi… Ehhh neşeli insanın hali başka oluyordu doğrusu…

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/pazar-dergisinin-1967-tarihli-551-sayisi/)

10.02.2017 16:56

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar

  • Yayınlandı: 26 Ağustos 2015 11:30

    Soner Çiftalan

    Ten rengi muazzam gerçekten