Menü

Richard Burton’un Gözüyle Liz Taylor

«HANGİ filim olduğunu pek hatırlayamayacağım. Onunla ilk olarak Hollywood‘da bir filmin galasında karşılaşmıştık. Henüz on sekiz yasındaydı, oteller kralı Hilton’un oğluyla evliydi, ondan ilk çocuğuna hamileydi.

Richard Burton«Üzerindeki bol elbiseye rağmen son derece zarif, son derece güzeldi. Menekşe rengi gözleri, simsiyah saçları ve pürüzsüz, beyaz teniyle gerçekten şahane bir kadındı. Herkesin bakışlarını üzerinde topluyordu. Sinemayla uzaktan ilgisi olanlar bile, bu gene kadının yakın bir gelecekte büyük şöhret sahibi olacağından emindiler.

«Yıllar geçti. Liz çevirdiği filimierle şöhret sahibi oldu, beyazperdenin en güzel kadını unvanını kazandı. Bu arada da basından epey nikah geçti. Hilton’un oğlundan ayrıldı. Michael Wilding ile evlendi. Sonra sırasıyla Mike Todd ve Eddie Fisher’le hayatını birleştirdi.

«Liz’le beraberliğimiz on bir yıl kadar öncesine uzanıyor. Bu on bir yıl içinde o da, ben de bir hayli değiştik. görüşlerimiz birbirine uyduğu için bu beraberliğimizi bu güne kadar da sürdürdük. Hakkımızda çıkartılan söylentilere rağmen mutluyuz, mutluluğumuzu da hiç bir sey gölgelendirmeyecek.

«Haklı olarak çok kimse Liz’in nasıl bir kadın olduğunu merak eder. Hele özel hayatını, ev halini, günlük yaşantısını. Dilimin döndüğü kadar anlatayım:

«Liz söylendiği gibi hiç de mağrur değildir. Hollywood gibi bir yerde Liz kadar şöhret sahibi olup da. onun kadar tevazu sahibi olan azdır desem doğrudur. Çalışmadığı zamanlar vaktini evinde geçirmek ister ve mutfakta oyalanmaya bayılır. Bir takım yemek tarifelerini eline geçirdi mi hemen kollarını sıvar, ocağın başına geçer. Ama ne yalan söyleyeyim, yaptığı yemekler günlük yemekler olmadığından, pek de lezzetli olmaz: ‘Salçasını az koymuşum, üstelik baharatı da çok gelmiş, bir dahaki sefere dikkat edeyim,’ diyerek hatasını hemen kabul eder. Eder ama bir dahaki seferinde de yemeğin ya tuzu çok gelmiştir, ya da dibi tutmuştur!

«Mesleğimiz icabı Liz de. ben de sık sık seyahat ederiz. Beraberken bu seyahatler ikimiz için de bir zevk olur. Ama o başka bir yere, ben başka bir yere gittiğimiz zaman, onun sinirlerinin birden gerildiğinden islerini bir an önce bitirip geri dönmek için can attığından eminimdir. Bu yüzden de evimizde tekrar bir araya geldiğimizde bu beraberliğimizin her dakikasını, her saniyesini değerlendirmek ister.

Liz Taylor«Bazı kareler, uzunca bir süre kalmamız gerektiği için, çocukları da yanımıza almamız gerekir. Tabii, bir çocuğun üc ayda bir okul değiştirmesinden daha kötü bir şey düşünülemez. Onun için, çaresiz, çocukları yatılı bir okula yerleştirdik. Mesela 10 yasındaki manevi kızımız Maria’yı ele alalım. Maria halen İsviçre’deki bir yatılı okulda okuyor. On dört yasındaki Lisa ise İngiltere’deki bir okulda. Maria da büyüyünce onun yanına gidecek, orada okuyacak. Benim büyük kızım Kate de on dört yasında. o da İngiltere’deki aynı yatılı okulda kalıyor. Shristopher ise Almanya’da. Liz’in büyük oğlu Michael ise gerçekten esi bulunmaz bir genç. Biliyorsunuz. Midhael Liz’in geçenlerde evlenen hipi oğlu Evlenmeden önce, kendi imkanlarıyla Hindistan’a kadar bir dünya seyahati yapmaya karar vermişti. Liz’le iddiaya girdik. O Michael’in Hindistan’a kadar gideceğinden emindi, bense Michael’in Fransa’dan daha ileriye gidemeyeceğini iddia ediyordum. Derken günün birinde Tahran’dan bir mektup aldık. ‘Anne.’ diyordu, ‘vaziyetim pek parlak değil geri dönüyorum.’ Böylece iddiayı Liz de kaybetti, ben de.. Ama o yaştaki bir gencin kendi imkanlarıyla İran’a kadar gidebilmesini bile doğrusu takdirle karşıladım.

«Liz, evdeyken ayağına bir blucin, sırtına da basit bir gömlek geçirir, saatlerce dolaşır, durur. Tabii bizbizeyken Fakat bir resepsiyona, ya da bir davete çağırıldığı zaman kıyafetine büyük itina gösterir. Bu da tabii, el içine çıkacak her kadın gibi, bir hayli zamanını alır. Her hemcinsi gibi Liz de hazırlanırken beni bekletir, çoğu zaman evden alelacele çıktığımız için de daima unuttuğu birseyler kalır. Saat birdeki bir yemek için hazırlığının saat ikiye çeyrek kala sona erdiği çok olmuştur.

«Liz’in hoşlandığım bir tarafı da irade sahibi olmasıdır. Karşılaştığı zorluklardan hiç yılmaz, çalışır, ta ki başarıya ulaşıncaya kadar. Mesela geçen yıl çok şişmanladığından şikayet ediyordu. Sıkı bir pehrize girdi, jimnastik yapmaya başladı ve iki ay gibi kısa bir süre içinde, altı yıl önceki kilosuna düştü. Keşke herkes onun gibi irade sahibi olsa da böyle zayıflayabilse…

Pehrize başlamadan önce bana. ‘Su sıralarda çok içiyorsun Richard.’ demişti. ‘Üstelik çok da şişmanladın. Seninle tanıştığımız sıralarda çok hos bir profilin vardı. Her şeyinden çok çenenin ve elmacık kemiklerinin çıkıntısı hoşuma gitmişti. Ama şişmanlıktan simdi hepsi kayboldu. Ben pehriz yaparken, sen de içkiyi bırakacaksın!’

Richard Burton'un Gözüyle Liz Taylor«Sözlerinde haklıydı Liz. Ben de çaresiz içkiyi bıraktım. İşte, dört ay var ki ağzıma viskinin katresini bile değdirmedim. Böylece Liz’in perhiz yapmaya karar vermesinin sayesinde ben de tam on kilo verdim. Evet on kilo! Böylece onun sayesinde bir çenem ve de elmacık kemiklerim olduğunun farkına vardım!

«Şu sıralarda Liz de içkiyi kesmediyse de farkedilebıiecek derecede azalttı. Sadece zaman zaman bir bardak viski içiyor. o kadar. Yemeklerine de çok dikkat ediyor. En çok sevdiği Ispanyol yemeklerini bile yemez oldu. Hafif salatalardan. yağsız ısgaralardan ve meyveden başka bir sey boğazından geçmiyor

«Genellikle yalnız olduğumuz zaman, yemeklerimizi evde, basbaşa yeriz, lokantaya gitmeyiz. İsviçre’de Los Angeles’te birer büyük villamız var. Son olarak bir de Meksika’da Puerto Vallarta’ da bir villa satın aldık. Bu, deniz kenarında, limana hakim bir tepenin üzerinde. Meksika tarzında inşa edilmiş bir villa.. Daha doğrusu bir değil, iki villa, birinden ötekine köprüyle geçiliyor. Amerika’dan ne zaman bir turist gemisi gelse, ben diyeyim bin, siz deyin iki bin turist, otomobil ya da taksilere atladıkları gibi villamızı görmeye gelirler. Resimler çekilir, filimler alınır. Bu arada bir kadının, yanındakine. ‘Kocası villaların birinde oturuyor, karısı da ötekinde.. Birbirlerini görmek istedikleri zaman bu köprüden geçiyorlar,’ dediği sık sık işitilir!..

«Bana kalırsa Meksika güzel bir memleket, ama çok sıcak. Bütün bir yıl yaşanacak bir ülke değil. İşlerimizin müsaadesi nisbetinde kışları altı ay, Meksika’da, altı ay da Avrupa’da yasamak en iyisi. Şimdilik sinema dünyasından uzaklaşmayı ne ben düşünüyorum, ne de Liz.. İlerisi için elbette ki birtakım projelerimiz var. Ama her sey o kadar çabuk değişiyor ki. projelerimizi de devamlı olarak bu değişikliklere uydurmak zorunda kalıyoruz. İkimizin de yaslılığımız için yapmayı istediğimiz tek şey yarış atı yetiştiriciliği yapmak ve renklerimizi taşıyan atlarımızın birinci geldiklerini seyredip alkışlamak. Altı ay kadar önce tanıdığımız zengin bir Meksikalı. Liz’e kır bir at hediye etti. Liz atı çok sevdi, hemen üzerine atladığı gibi saatlerce dolaştı durdu. Onun atları ne kadar çok sevdiğini bildiğim için, at yetiştiriciliği yapacağına her geçen gün biraz daha çok inanıyorum. O atlarla meşgul olurken, ben de kendimi kitaplara ve sahne eserlerine verebileceğimi sanıyorum.»

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1971-tarihli-22-sayisi)

04.08.2019 02:40

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar