Menü

Rumuz Goncagül

Geçtiğimiz yıllarda Ankara Sanat Tiyatrosu’nda izlediğimiz, Oktay Arayıcı’nın halk tiyatrosu geleneği üstüne ustaca oturtulmuş yapıtı “Rumuz Goncagüro şu günlerde İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatrosu sahneliyor. Birkaç sezondur inanılması gOç bir kısır döngünün ortasında bocalayıp duran Şehir Tiyatrosu için, kanımca “Rumuz Goncagül”ü oynamak ciddi bir aşama.



1983-84 sezonunu “İpekçi Merhum”, “Şimdi Sırası mı?” gibi baş yapıtlarla öldürmekten öte gidemeyen 70 yıllık bu sanat kurumu “göstermeci fiyatro”nun en güzel örneklerinden biri olan “Rumuz Goncagül”e tiyatroseverlere bir başka mutluluğu da yaşama imkânını verdi. Yapıtın yazarı Türk Tiyatrosu’nun usta kalemlerine Oktay Arayıcı ciddi bir rahatsızlığın ardından ne sevindiricidir ki sağlığına yeniden kavuştu, yeniden yazmaya başladı. Şehir Tiyatrosu’nun “Rumuz Goncagül”le sezonun sonunda da olsa ödenekli tiyatroya yakışan dolu bir yapıtı sahnesine çıkarmasını alkışlarken, oyunun yazarı Oktay Arayıcı’nın da sağlık içinde böylesine usta, nice yapıtlar üretmesini dileriz.



Oktay Arayıcı’nın geçtiğimiz yıl ilk kez Ankara Sanat Tiyatrosu tarafından Rutkay Aziz’in usta reji ve çok başarılı genç bir kadronun üstün oyunculuğuyla sahneye çıkarılan “Rumuz Goncagül” yalın bir anlatımla verilmek istenen dopdolu mesajı seyirciye çok iyi iletilmişti.

AST bu yüklü başarısından olacak, Şehir Tiyatrosu’nun sahnesindeki “Rumuz Goncagül”ü izlerken, Gül Gülgün’ün rejisiyle, Rutkay Aziz’in rejisini, dekoru, kostümü, (Müzik yine Timur Selçuk’un) ve oyuncuları karşılaştırmaktan kendimi alamadım. Her iki çalışmada üstün ve dolu olduğundan, tekstin hakkı her ikisinde de verildiğinden olacak (ASTın çalışması yer yer biraz daha üstünse de) her iki oyunun birbirlerine öylesine büyük üstünlükleri olmadığını gözledim. Gelecek satırlarda yapacağım değerlendirmede bu karşılaştırmamı daha açık bir şekilde ortaya koymaya çalışacağım.



Oktay Arayıcı’nın “Rumuz Goncagül”le ulaştığı başarının şühesiz ki en büyük kaynağı Arayıcı’nın geleneksel tiyatroyu (galiba daha doğrusu halk tiyatrosunu) çok iyi tanıması. Ve tabii tanımaktan öte çok iyi kullanabilmesi, değerlendirebilmesinde yatıyor. Sanatçı Şehir Tiyatroları program dergisine yazdığı satırlarda da halk Tiyatrosu kavramını şöyle açıklıyor: “Halk tiyatrosu özelliklerinin başında seyircisine açık oluşu gelir. Dolayısıyla aldatmacasızdır, içtendir. İzleyici ile özdeşleşmeye, büyüselliğe, şatafata, gereksiz gerilimlere yüz vermez. Duygu sömürüsüne girişmez. Belki bu yüzden sıkı dokulu değildir. Bununla birlikte yalındır, sığ değildir. Entelektüel olanı, halkın yatkın olduğu bir dil ve anlatımla aktarır. Halk tiyatrosu tipe dayalı bir güldürüdür. Tipleriyse yaşamda karşılaştığımız gerçekçi tiplerdir. Halk güldürüsü gerçeği özüne yaklaşarak aktarmaya çalışır. Bağnaz değildir. Yerleşik yargılara boyun eğmez, yüreklidir. Tabu tanımaz. Yüzü geleceğe dönüktür, eleştiri getirir. “Rumuz Goncagül” işte böyle bir tiyatro türünün ve anlayışının uzantısında çağdaş bir halk güldürüsü olarak kaleme alınmak istenmiştir, içten niyet budur…”



Arayıcı’nın “Halk Tiyatrosu Geleneği Üstüne” başlıklı yazısından bu bölümleri almamdaki amaç, sanatçının halk tiyatrosundan anladığını, “Rumuz Goncagül”de çok iyi uygulaması oldu.

“Rumuz Goncagül”ün tekst olarak bir değerlendirmesini yapsaydım sanırım. Arayıcı’nın çok iyi uyguladığı ve yazısında açıkladığı halk tiyatrosu öğelerinin tümünü tek tek ustaca kullandığını saymam gerekecekti. İyisi mi bunları saymak yerine yine sanatçının kaleminden halk tiyatrosu anlayışını alıp, “Rumuz Goncagül”ün bu anlayışa sonuna dek uyduğunu söylemekle yetineceğim. Sonuçta ve özetle “Rumuz Goncagül”ü üstün bir çalışma olarak yeniden alkışladım.



Oyunu yılların sanatçısı olmasına karşın ilk yönetmenlik denemesini yapan Gül Gülgün sahneye koymuş. Ardında büyük bir birikimle ve deneyimle yönetmenliğe girişen Gülgün’ün bu ilk çalışmasında başarılı olduğu açık bir gerçek. Fakat Rutkay Aziz’in AST’daki çalışmasıyla bir karşılaştırma yaparsak Aziz’in daha üstün olduğu da bir diğer gerçek. Oyunu ilk kez sahneye koyan Aziz, Gülgün’e nazaran daha yorumcu, daha yaratıcı, daha denkliydi. Ve hepsinden önemlisi teksti daha iyi tanımıştı galiba, örneğin oyuna yön veren kimi zaman pısırık, kimi zaman korkak, kimi zaman silik bir tip olarak gözlediğimiz ve kanımca “Rumuz Goncagül”ün en önemli karakterlerinden biri olan Sıtkı’yı, yönetmen Gülgün pek iyi kullanamamış. Kanımca büyük bir hata yapılmış. Rutkay Aziz AST’da Tayfun Çorağan’ın oynadığı Sıtkı’yla oyunu götürüyordu. Ve çok daha da rahat mesajına ulaşıyordu. Aksaklıklarına ve AST’ın çalışmasına nazaran daha yavaş olmasına karşın sonuçta Gül Gülgün’ün rejisi yine de başarılı.



Oyuncuların tümü üstlendikleri rollerin hakkını sonuna dek veriyorlar, halk tiyatrosu doğrultusunda, kısa, hareketli ve canlı konuşmalarla yapay olmadan (diğer bir deyişle rol kesmeden) tiplerini yaşatıyorlar.

Burada AST’ın oyuncularıyla derin karşılaştırmalar yapmaktan kaçınacağım. Ama birkaç cümleyle söylemek gerekirse bu oyunun “Sıtkı” (Ersin Sanver) ve “Halet Rezaki”si (Sükan Kahraman) AST’ın Sıtkı’sı (Tayfun Çorağan) ve Halet Rezaki’si (Altan Erkekli)’nin oyunlarının yanında daha yavaş ve renksiz kalıyorlar. Fakat bu asla Sanver’in ve Kahraman’ın başarısız olduğu anlamına gelmemeli. Bunun yanında Mehmet Gürhan’ın ve Tomris İncer’in oyunları, AST’daki meslektaşlarından çok daha üstün. Gürhan ve özellikle İncer alkışa değer ve yorumculukla dolu kompozisyonlara ulaşıyorlar.



Rolüne kendinden çok şeyler katmayı her oyunda becerebilen Sezai Altekin “Müfid” tipinde ortaya yine iyi bir oyunculuk örneği koyuyor.

Gül Gülgün, Birsen Kaplangı ve Süleyman Balçın’ın oyunculukları da abartısız düz, sıcak ve alkışa değer.

Timur Selçuk’un doyumsuz ve oyunun anlatımına sonuna dek bağlı yorumcu müziği, Mete Yılmaz’ın halk tiyatrosuna sadık işlevci ve gülmece dolu dekor ve kostümleri, tüm kadronun üstün oyunu ve bu yapıtla ilk yönetmenlik deneyimini gerçekleştiren Gül Gülgün’ün rejisiyle yeniden sahneye çıkan Oktay Arayıcı’nın “Rumuz Goncagül”ü izlenmesi gereken bir yapıt olarak gözleniyor…

(Alıntıdır.Bkz:https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/sey-dergisinin-1984-tarihli-33-sayisi/)

23.02.2021 07:27

Kategoriler:   Bayat Haber

Yorumlar