Menü

Sadri Alışık İsyan Etti

Sadri Alışık İsyan EttiSadri Alışık ellerini iki yana açi uzun uzun gerindikten sonra, «Of be birader,» diye konuştu. «Öyle yorgunum öyle yorgunum ki anlatamam. Aylardır serlerde, sahnelerde canım çıktı. İstanbul-Ankara, İzmir – İstanbul arasında helak oldum.»

Fenerbahçe koyunun en uç noktasındayız. Her taraf o kadar sessizi deniz o kadar sakin ki… Çarşaf gibi… Adalar uzakta. Kınalı, Burgaz, Heybeli, Büyükada… Sadri Alışık bir taraftan Adalara bakıyor, bil taraftan konuşuyor. «Canım Adalan ne güzel yerlerdir. Mis gibi havasj vardır. Hele bu mevsimde. Nefes ali sesini duyarsın! Ne tatlı yalnızlıktır o.»

«Sadri Alışık çocuk gibi. Hani bir çocuğu» arka salarsınız da nasıl oraya buraya saldırırsa Sadri de tıpkı öyle. Denize taş atıyor otların üzerinde hayali topa tekmele vuruyor, ağaç dallarına atlıyor… ve durmadan da derin derin nefes alıyor.

– «Oh ne güzel hava. İyi ki geldim buralara. Yoksa şimdi Nişantaşı’nın o pis havasını çekmeye devam edecektim.»

Sadri Alışık İsyan EttiYürüyoruz. Kalamış’a doğru. Yanımızdan gelip geçenler Sadri Alışık’a bakıyorlar, «Aaa bak, Sadri Alışık. Sadri abi, imzalı bir resminizi verir misinizi Sadri Bey, geçenlerde size mektup yazdım, hala cevap alamadım.» Yürümeye devam ediyoruz. Bir yandan da tatlı tatlı sohbet ediyoruz, «İllallah bu durmadan karabatak gibi batıp çıkan prodüktörlerden. Nedir bu, ben de anlamıyorum. Bir duyuyorsunuz adam iflas etmiş. Tabii sizin bonolardan da hayır gele. İyi, güzel. Fakat bir de bakıyorsunuz ki aynı adamın altında son model otomobil, gene filim yapmaya devam ediyor, hem de peşin paralı olarak, fakat sizin ödenmeyen bonolardan ne ses, ne nefes. Durmadan filim çeviriyorum. Hiç boş günüm yok. Sahneye çıktım. Gecede 3.000 lira aldığım söylendi. Fakat cebimde beş kuruş param yok. Nasıl olsun ki?… 211 bin lira alacağım var prodüktörlerden. Kimler mi? Kimlerse kim. Birinden 90 bin lira alacağım vardı. Durumu kötü diye 60 bin lirasını bağışladım. Ayaklarıma kapandı, ‘Sadri sen büyük adamsın,’ dedi. ‘Bana abilik yaptın. Bunun altında kalmayacağım. Geriye kalan 30 bin lirayı her hafta 2.500 lira olarak sana 12 haftada ödeyeceğim. Gel perşembe günleri vezneden al.’ Aradan altı ay geçti. Perşembeleri saymakla ömrüm tükendi. Sonra tekrar yalvarma yakarma. Haftada 1.000 liraya razı olduk. Onu da ödemedi. Geçenlerde tekrar gittim. Bu defa haftada 500 liraya indi, ona da ben razı olmadım. Bir başkasında ise 40 bin lira alacağım var. Hala ödeyeceği günü heyecanla bekliyoruz. Mahşere kadar beklesek boş. Adam bir defa bizim paranın üstüne yatmayı kafasına koymuş. Bir de bir zamanların meşhur vamp oyuncularından birinden alacaklıyım. Ona da filim yapmıştık. Prodüktör olduğu günlerde geldi, rica etti, biz de kırmadık, oynadık. Bu enayilik de bize 40 bin liraya patladı. Arkadaş kazığı. Dost kazığı.

Sadri Alışık İsyan Etti«Bütün bunlardan başka 41 bin lira daha alacağım var. Ama bunun diğerleri gibi askıda kalacağını zannetmiyorum. Yaa işte böyle. Bir de derler ki artistler şöyle kazanıyor, böyle kazanıyor.

Kazanan biz değiliz, kapkaççılar, tefeciler!» Güneş tepemizde. Ekim ayının sonlarında olmamıza rağmen hava bir sıcak, bir sıcak ki…

– «Sizin için sahnede palyaçoluk yaptı. Sadri Alışık gibi bir sanatçıya bu yakışmazdı,» diyorlar, diyoruz. Gülmeye başlıyor. «Hey Allahım ‘neler’ var bu dünyada be. Palyaçoluk ha… Böyle diyenler gelsinler benim yaptığımın yüzde birini yapsınlar da göreyim onları. Palyaçoluk zor bir sanattır. Büyük bir iş. Ona benim gücüm yetmez. Keşke palyaçoluk yapabilsem. Ben dünün meddahını bugüne uygulamak istedim. Basmakalıp ölçülerle değil. Bugünün insanının problemlerini biraz güldürme, biraz taşlama yoluyla ele alarak. Sahnede tek başıma piyes oynadım. Ve bu piyesi alaturka, alafranga enstrümanlarla söylenen sekiz şarkı ile süsledim. Neyse anlayan anlar.» Bir ara soruyoruz, «Sinema mı, yoksa sahne mi?»

Sadri Alışık İsyan EttiHiç düşünmeden cevap veriyor, «Sahne daha iyi bence» diye. «Çünkü ne yaptığınızı o anda hemen görebiliyorsunuz. Sinemada öyle mi ya?»

Yürüye yürüye, konuşa konuşa epey yol almışız, farkında bile değiliz. Bir çay bahçesine giriyoruz. Sıcak, demli çaylar. Karşımızda gene Adalar, gene Adalar…

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1968-tarihli-44-sayisi)

11.08.2019 00:18

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar

  • Yayınlandı: 27 Ağustos 2015 12:40

    Yusuf Kadri

    Vaaay sadri abimm