Menü

Sadri Alışık’ın Kotrası

BİZİM sinema artistleri biraz meşhur oldular mı hemen ayakları yerden kesilir, hepsi bir «dört teker» edinip islerine, evlerine kendi «özel» arenalarına binerek gider gelir olurlar. Bunca yılın aktörü Sadri Alışık şöhrete, paraya, unvana falan alışıktı zaten. Yıllardır kendi arabasını kullanır, ama hep bir kotranın özlemini çekerdi:

Sadri Alışık Denizde– «Ah dostlar, vah dostlar, abiler, ablalar, amcalar, teyzeler, bilumum garibanlar! Bir kotram olsa, çoluk-çocuk içine dolsa. Sağa baksam, sola baksam, denize oltamı atsam, dalgama taş atsam… Meltem yüzünü yalasa, yelkenim rüzgarla dolsa… Gezsem su fani dünyadan bir böylece kam alsam.» der dururdu. Sonunda dileği yerine geldi ve bizim «Turist Ömer» bir kotraya kavuştu. Tabii kotra biyolojik bir nesne olmadığından, yürüyüp koşanmadığından ötürü sakın ola ki «kavuştu» dedik diye, bir yandan kotra, diğer yandan Sadri birbirine koşup hasret gideren eski dostlar gibi ortalık yerde buluştular sanılmasın! Efendim uzun lafın kısası, işin aslı şu: Prodüktör Hulki Saner Beykoz’da doğan, denizde büyüyen, denizsever Sadri’nin tutkusunu bildiği için kendi kotrasını ona sattı.

Sadri Alışık her gerçek sanatkar gibi hassastır. Küçük şeyler hile ona mutluluk verir. Küçücük şeylerle mutlu olan bir aktör 13 metre boyunda, 3 metre eninde, direği olan, yelkeni olan, en önemlisi içinde motoru olan bir kotraya sahip olursa ve hele hayatının önemli bir kısmını kotra üzerine «hayallemekle» geçirirse nasıl sevineceğini varın siz hesap edin artık. Kotrayı alır almaz Sadri kendine hemen 10 günlük bir izin verdi ve postu Bebek önlerine serdi. Sabah erkenden kotrasına girip eksiğini gediğini onaracak, kotaracak ve kotrasını sezona «kız gibi» yetiştirecekti. Ama daha ilk gün, meselenin büyüğü çıktı. Kotranın adı ne olacaktı? Çolpan İlhan: Sadri’ciğim,» dedi. «Gen beni dinle, kotraya Turist adını ver…»

Sadri Alışık TeknesiSadri düşündü, «Hanım haklı,» dedi. Kotra bu.. Gezip dolaşacak. Ona yakışsa yakışsa Turist adı yakışır.» Karar alınır alınmaz hemen gitti pirinç yazılar aldı ve Akademili Sadri kotrasına merasimle «TURİST» ismini yazdı. Yazdı ya, kotra Turist olunca Sadri de birden «Turist Ömer»leşti ve başladı şarkısını, teryüz edip söylemeye: «Turist Ömer derler benim adıma Binmeyenler pişman olur kotrama Aman heyyy… Fırtınalar vız gelir Dalgalar cılız gelir Pupa yelken gideriz Dostlara selam deriz Aman heyyy…»

Şaka bir yana, bugünlerde Sadri Alışık’ı görseniz tanıyamazsınız. Her sabah erken erken Bebek’e gidiyor, orada demirli bulunan Turist’ine girip çalışmaya başlıyor. «Ras-paras-pa ras, buraya gel biraz,» diyerek raspa, samba, rumba, mambo yapıp tekneye macun çekiyor, kuruyan yerleri boyuyor. Ayağında şort, başında sarı-lacivert şapkasıyla uzaktan onu görseniz eski bir deniz kurdu zannedersiniz. Zaten kendisi de iddialı konuşuyor:

– «Bu ne zevkli iştir, bilemezsiniz çocuklar. Mukavelelerim olmasa kotradan vallahi hiç çıkmayacağım. Gezip dolaşacak öyle çok yer var ki… Ver elini Akdeniz sahilleri, oradan Cebelitarık boğazı, Atles okyanusu, Amerika sahilleri… Tabii bu hayal, ama hiç olmazsa o güzelim Akdeniz sahillerini dolaşır insan… Kısmet olursa bu yıl temmuz ayında ailecek, (yani ben, Çolpan, Kerem) Akdeniz turu yapacağız.»

Turist Ömer’i «Turist» isimli kotrasıyla başbaşa bırakıp sandalla Bebek’e dönerken ona bir defa daha bakıyoruz. Hayatından son derece memnun. Elinde boya fırçası, küpeşteyi boyuyor. Kotra arada bir gelip çarpan dalgalarla nazlı nazlı sallanıyor. Eskiler, «At da sana, avrat da…» derlermiş. «Turist» bileğinin hakkı, sanatının hediyesi Sadri Alışık. Kotra da sana, şöhret de. Güle güle kullan, gönlünce gez, dolaş Turist’inle…

(Alıntıdır. Bkz. http://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1971-tarihli-22-sayisi)

04.08.2019 02:37

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar