Menü

Sadri Alışık’la Dobra Dobra

Sadri Alışık'la Dobra DobraSadri Alışık’a telefon eden hayranları telefon başından biraz üzgün ayrıldılar. SES mecmuasının idarehanesine gelip saat 18.00’den 20.00’ye kadar iki saat bıkmadan, usanmadan her çalan telefonu açıp bütün sorulara cevap veren Sadri Alışık, hayranlarını kıracak bir şey yapmıştı da ondan mı üzülmüştü hayranları? Yooo, eğer kabahat demek caizse Sadri Alışık’ın bütün kabahati o gün idarehanemize yalnız gelmesiydi. Evet, her telefonu açan Sadri’ye soracaklarını sorduktan sonra, «Ağabey, n’olur müsaade et de biraz da Çolpan Hanımla konuşalım,» diye rica ediyor ve Çolpan’ın Sadri Alışık’ın yanında olmadığını duyunca da, «Yaa, vah vah. Halbuki onunla da konuşmak istiyorduk,» diyerek, üzüntülerini belli ediyordu.

Bu arada dikkatimizi çeken bir şey de Sadri Alışık’a telefon eden hayranlarının ondan «fil» istemeleri oldu. Biliyorsunuz, Sadri’nin bir fil hikayesi var: Bir muradınız mı var? Olacak mı diye hiç üzülmeyen. Reçetesi çok basit. Size yedi kişi, yedi tane fil biblosu hediye edecek, filler yedileşince de muradınız (artık her neyse) hemen gerçekleşiverecek. Buna inananların sayısı oldukça çok olmalı ki, geçen yılların «Fil Sözlüğü» ve «Fil Oscar» ı sahibi Sadri’den birçok hayranı «fil» istedi, birçok hayranı da ona «fil» göndereceğini söyleyip adres aldı.

SORULAR VE CEVAPLAR

NECLA OĞUZHAN (14), öğrenci: «Sadri Bey hangi artistle filim çevirmek istersiniz, sevdiğiniz spor hangisidir?»

CEVAP: «Tefrik etmem efendim. Hepsiyle çalışırım. Futbolu severim, ama oynamasını değil, seyretmesini.»

NURCAN ÇETİN: «Kızınız olsa adını ne koyardınız? Oğlunuzun hangi işi yapmasını istersiniz?»

CEVAP: «Kızım olsaydı adın ‘Aslı’ koyardım. Oğlumun kendi istediği, kendi sevdiği mesleği yapmasını isterim.»

NURDAN ŞAHİN (16) öğrenci: «ilk ve son filimlerinizin isimlerini öğrenebilir miyim?»

CEVAP: «İlk filmim, 1945 yılında çevirdiğim ‘Günahsızlar’. Son filmimin adı ise ‘Yara’.»

GÖNÜL AYDIN (16) öğrenci: «Hangi takımı tutuyorsunuz?»

CEVAP: «Koyu Fenerbahçeliyim.»

– «A, ne iyi. Ben de Fenerliyim.»

– «İyi olmasına iyi ya, biliyorsunuz sondan İkinciyiz.»

Sadri Alışık'la Dobra DobraSERAP TÜZEL (16) ev kızı: «Hayatta arzu edip de elde edemediğiniz 3 şeyi söyler misiniz?»

CEVAP: «Vallahi kusura bakma amma sayamam. Çünkü hayatta arzu edip de elde etmediğim şey yok.»

NİL SÖZEN (22) öğrenci: «Sadri Bey, sahne kıyafetinize takdığınız o nazar boncuğunu nereden buldunuz Allah aşkınıza?»

CEVAP: «Kadınlar matinesinde bana dinleyiciler 80 kadar nazar boncuğu taktılar. Ben de hepsini üzerimde taşıyamayacağım için içlerinden en kocamanını seçip taktım.»

HÜSEYİN SÜRMELİ, memur: «Sadri bey, sahnede giydiğiniz pijamaları rica etsem.»

CEVAP: «Vallahi onları şirket çelik kasada muhafaza ediyor. Hüseyin Beyciğim. isterseniz evdeki eski pijamalardan birini sarıp sarmalayıp size göndereyim?»

YÜKSEL GENER (22), memur: «Turist Ömer rolünde giydiğiniz kıyafeti kaça sigorta ettirdiniz?»

CEVAP: «Ben ettirmedim efendim. O elbiseleri filim şirketi 150.000 liraya sigorta ettirdi.»

SERAP ŞAHİN (14), öğrenci: «En sevdiğiniz şarkı, çiçek, renk ve kokuyu öğrenebilir miyim?»

CEVAP: «Hicaz makamına bayılırım. Hicaz şarkıların hepsini beğenirim. Leylak’ı, leylak rengini, leylak kokusunu severim.»

CAHİT YÜCEL (18), öğrenci: «Turist Ömer şarkısının ilk mısraını söyler misiniz?»

CEVAP: «isterim, ama imkanı yok. Orkestra lazım. O da burada yok.»

GÜLSEREN CERA (18), öğrenci: «Hangi partiyi tutuyorsunuz?»

CEVAP: «Hayatta hiç mi hiç aklımın ermediği bir konu varsa o da politikadır.»

OSMAN SULU (11), öğrenci): «Boyunuz, kilonuz, en sevdiğiniz şarkıcılar?»

CEVAP: «Boyum 1,78. Tam 75 kiloyum. Zeki Müren’le Müzeyyen Senar’ı beğenirim.»

TÜLİN SAL (17), öğrenci: «Okuduğunuz okulları merak ediyorum…»

Sadri Alışık'la Dobra DobraCEVAP: «Paşabahçe İlkokulu, Beykoz Ortaokulu, İstanbul Erkek Lisesi, Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü.» ÜLKER ERCİYES (17), öğrenci: A… Sadri Bey siz misiniz? Ama hiç benzemiyor.»

CEVAP: «Anlamadım, ne benzemiyor?»

– «Sesiniz canııım. Sesiniz tipinizin sesi değil.»

– «Demeyin yahu. Ben sesimi tipimin sesi zannederdim halbuki. Allah sesimin müstehakını versin emi!…»

BEHİCE FİLMER (13), öğrenci: «Bugüne kadar kaç filim çevirdiniz, en beğendiğiniz 3 tanesinin isimlerini sayar mısınız?»

CEVAP: «400’den fazla filîm yaptım. En beğendiklerim Şakayla Karışık, Hırsız ve Turist Ömer’dir.»

SEVİM ÇALIŞLİ (16), öğrenci: «Yeniden doğsanız ne olmak isterdiniz?»

CEVAP: «Yine Sadri Alışık her halde.»

VİVET ESKENAZİ (16), öğrenci: «Çolpan Hanımla nasıl tanıştınız, ne zaman evlendiniz?»

CEVAP: «Karımla 1957’de Küçük Sahne’de tanıştık, 1950’de de evlendik.» ABDURRAHMAN İNANÇ (23), erkek berberi: «Sizin siz olduğunuzu bana nasıl ispat edersiniz?»

CEVAP: «Siz nerelisiniz?»

«AdanalIyım.»

– «Adanalı mı? He yaa. Ayran yoh mu lan?»

– «Hatırladım. Bir filimde böyle konuşuyordunuz. Tamam, inandım siz Sadri Alışık’sınız. Ne zaman ziyaretime gelirsiniz?»

– «Saçım uzadığı zaman tabii… Haydi iyi tıraşlar.»

AYHAN YÜZAK (36), memur: «Sadri Bey size kılıbık diyorlar, ne dersiniz?»

CEVAP: «Yanlış efendim. Ne münasebet. Beni anlatmak için kılıbık kelimesi hafif kalır. Dünya üzerinde ne kadar kılıbık varsa ben onlardan bin defa fazla kılıbığım. Eğer kılıbıklık karısına saygı duymak, ‘hayat müşterektir’ lafına gönülden inanmak, karısına aşık olmaksa ben dünyanın en büyük kılıbığıyım.»

TÜLİN KUTLU (19), memur: «Müjgan (Müjgan Sadri Alışık’ın sahneye çıktığı zamanlar özlemini çektiği muhayyel sevgilisidir) ne yapıyor?»

CEVAP: «Haber alamıyoruz, ama her halde iyidir?»

– «Sahnede nasıl ağlıyorsunuz?»

– «İşte o söylenmez, meslek sırrıdır.»

– «Niye canım? Ben biliyorum işte.

Gliserin sürüyorsunuz, tamam mı?»

«İyi ya, siz de bir deneyin bakalım. Oluyor mu?»

NECDET OGUZHAN (18), öğrenci: «Fenerbahçenin düştüğü bu durumu neyle izah edersiniz?»

CEVAP: «İzahını yapamam, ama ümitliyim. İkinci devre toparlanıp kümede kalmayı başarırız.»

– «Oyun gücü bakımından Yılmaz Güney mi, Fikret Hakan mı?»

– «Bir kıyaslama yapamayacağım… İkisi de gerçekten çok iyi, çok güçlü oyuncu.»

YILDIZ DOĞAN (16), öğrenci: «Kerem kaç yaşında?»

CEVAP: «Sekiz buçuk.»

MAKBULE ÖZDENİZ (16), öğrenci: «Çolpan Hanım ‘Uğurlugil’ de kendi sesiyle mi konuşuyor?»

CEVAP: «Evet, kendi sesiyle.»

– «Bana bir yaka iğnesi gönderir misiniz?»

– «Tabii, yaka iğnesi bulamazsam ızgara tenceresi göndereyim mi?»

MERİ ARANYAN (16), öğrenci: «Kıyafetinizi tarif eder misiniz?»

Sadri Alışık'la Dobra DobraCEVAP: «Kahverengi pabuç, kahverengi ayakkabı, sarı dik yakalı bir kazak, sarı – beyaz – siyah karışımı kanadyenie ceket arası acaip bir şey…»

– «O kadar mı?»

– «Yoo değil tabii.»

NURDAM SAYDAM (17), öğrenci: «’Talihsiz at’ ne demektir?»

CEVAP: «Bulamadım, siz söyleyin?»

– «Damat. Peki ‘Asil at’: Aristokrat ‘Satılan at’: İhracat…»

– «Bir dakika şimdi ben de sorayım. ‘Nebati at’ ziraat.»

NAİME GENÇ (45), ev kadını: «Sadri Bey, sahnede ağlamanız bizi mahvetti.»

CEVAP: «Beni de mahvetti hanımefendi. Gözlerimden hala çekiyorum.»

SAFİYE BÜYÜKAKAR (18), ev kızı «Sahne mi – perde mi?»

CEVAP: «Çocukluğumda bana anneni mi, babanı mı daha çok seversin?’ derlerdi de düşünür dururdum. Bu soru da öyle.»

SEVGİ KÖKLÜOGLU (22), öğrenci: «Hayatta en çok sevdiğiniz şey?»

CEVAP: «Mutluluk.»

NURCAN EŞAL (11), öğrenci: «Sadri amca, bazen komedi, bazen de dram oynuyorsunuz, neden?»

CEVAP: «Bir dükkan sahibi dükkanında çeşitli mal bulundurmak zorundadır da ondan;»

ATIF GÜNTER (19): «İyi bir artist olmak için ne yapmak lazım?»

CEVAP: «Önce artist olarak doğmak, sonra artist olarak eğitilmek, sonra da artist olarak çalışmak, çalışmak, çalışmak lazım.»

MUSTAFA ALAGÖZ (22), er: «Askerliğinizi nerede ve kaç yılında yaptınız?»

CEVAP: «1946 yılında Hoşdere’de, 3. Kolordu Karargahında.»

ÇİĞDEM GÜR (11), öğrenci: «Anneniz, babanız sağ mı?»

CEVAP: «Allah daha uzun ömürler versin, ikisi de sağ.»

SADETTİN MUTLUER (17), öğrenci: «Arranjmanlardan hangilerini seviyorsunuz?»

CEVAP: «Hiç birini efendim, hiç birini…»

HULKİ SEZGİN (48), müdür: «Sadri Bey 23 yıllık meslek hayatınızda en hoşlanarak oynadığınız rol hangisidir?»

CEVAP: «Turist Ömer.»

CAHİT AVUNDUK (29), kereste tüccarı: «Evde terlik mi giyersiniz, ayakkabı mı? Sonra affedersiniz alaturka yüznumarayı mı tercih edersiniz yoksa..»

CEVAP: «Evde ayakkabıyla dolaşırım. Sadece yatak odasında terlik giyerim. Öteki sorunuza gelince. Alafrangaya alıştım bir kere…»

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1968-tarihli-47-sayisi)

11.08.2019 00:18

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar

  • Yayınlandı: 27 Ağustos 2015 14:54

    ŞENER BOSTANLI

    önceden ne kadar samimi konuşmalar oluyodu şimide devam etse keşke bunlar :)
  • Yayınlandı: 27 Ağustos 2015 14:55

    SELİN MASUM

    sadri alışıkla konusmayı cok isterdim :D
  • Yayınlandı: 3 Eylül 2015 18:13

    NUR HAYAT YÜZEN

    şu olayı acilen geri getirmeleri lazım :)
  • Yayınlandı: 8 Eylül 2015 12:09

    ŞERİFE KUL

    resimlerdeki sempatiklik başka nerde var ya :D
  • Yayınlandı: 13 Aralık 2015 15:11

    turgut reis

    burda boylar hep 10 cm fazla izzet günay 180 sadri baba 178 demiş o zaman tarık akan 2 buçuk metre bence sadri baba 168 izzet baba 170 den fazla değildir.
    • Yayınlandı: 6 Ocak 2016 15:39

      Rıfat Kazak

      Bence de abartmışlar.