Menü

Sadri Alışık’tan Müjde Var

SİNEMASIZ, sağlık sorunlarıyla dopdolu ve bitmek bilmeyen kocaman bir 5 yıl… İlkyazın kışı yendiği günlerden birinde, 1983 Mart’ının 29’unda, yılların sanatçısı Sadri Alışık, «Kartallar Yüksek Uçar» dizisiyle özlemini giderirken, sanatına olan duygularını şu dizelerle dile getirmiş:

«Mutlu muyum ne

Banazlı İsmail’i çiziyorum

Banazlı’yı düşünebiliyorum

Bugün doktor, elektro v.s.

İyiye gidiyormuş

Sağlık önemli ya hani

Kaybolan eşeğe kavuşmak gibi

Bir aldanışla beraberim

Mutluluk bu mal olacak bana

Oldu işte ne yapalım

Binlerce şükür Allah’a

Yorgun bir ırmak gibiyim

Gene de Banazlı’ya akmak güzel

Akabilirsem

Bazı kıyılar ıslatabilirim gibi geliyor

Heyyy

Ben bu iş için doğmuşum

Bu işleri de sevmişim galiba.»

İşte sinemaya böyle bağlı Sadri Alışık. Geçirdiği kaza etki etmiş sinemadan uzak kalmasına. Ancak türkücü filmleri, seks furyası da eklenmiş bu etkenlere…

– «Kartallar Yüksek Uçanda ara verdiğiniz sinemaya dönüyor musunuz?

«Daha önce ‘Seyahatname’ dizisiyle TV izleyicisinin karşısına çıkmıştım. Zorunlu olarak ayrı kaldığım yıllar beni sinemadan koparamaz. Ben sinemasız yaşayamam. Öyle bir şey ki sinemayı bırakmak, aslımı inkar etmek gibi benim için. ‘Kartallar Yüksek Uçar’ da sinemaya dönüş değil, çünkü ben, kendimi sinemadan ayrılmış saymadım hiçbir zaman. Yönetmen Hüseyin Karakaş’tan ‘Kartallar Yüksek Uçar’ için öneri geldiğinde, senaryoyu okudum. Senaryo çok iyiydi. Özlediğim bir şeydi bu. Benim için düşündüğü Banazlı İsmail, dramatik yapısıyla çök değişik, inişli – çıkışlı bir rol Akademiden gelme bir alışkanlıkla, diğer rollerin krokilerini çizdim. 20 gün bununla uğraştım. İlginçtir, hemen hemen hepsi de Hüseyin’in seçtiği tiplere uydu. Müthiş bir konstrasyon içindeydim. Ekip olarak çok uyumlu çalıştık. Hızlı tempoya hepimiz ayak uydurduk. Bu dizide yazarı, yönetmeni, oyuncuları, kameramanı, montajcısı, kısacası emeği geçenlerin hepsi gecelerce çalıştı durdu.»

– «Banazlı İsmail» tipini çizer misiniz bize?

«Dizinin ilk dört bölümü İzmir’de geçiyor. O bölümlerde Banazlı, feodal bir tip. 10 yıllık bir ara var. Ve sonra holding olayı oluyor. Kendi de burjuva tipine dönüşüyor. Banazlı İsmail, ailesine sahip çıkan bir insan. Kendi zevklerine de zaafı var. İlişki kurduğu şarkıcı Şükran Alev’in sınıf aşaması yapmak için onu kullanmasını, karısının ölümünden sonra olan boşluğu onunla doldurma ihtiyacıyla gözardı ediyor. Kadının davranışlarından, doğan bir çöküntüsü var.»

– «Kartallar Yüksek Uçarsın önemi nedir size göre?

«’Kartallar Yüksek Uçar’ın önemi, değişik boyutları olması… Bir orkestrasyonu, bir aranjmanı var. Tek ses değil. Mesela Banazlı, feodal bir adamı oynayacak. Kaba – saba olması gerekli. Yalnız konuşmalarıyla değil, davranışlarıyla, el – kol hareketleriyle de verebilmen. Colpan, dizinin ilk bölümünü izlerken bunu farketmiş. Ben sözetmediğim halde, anlamış bunu. Ben de biliyorum ve anlamam yetiyor bana.»

– Sadri Bey, sinemadan teklifler geldi mi?

«Evet. Birkaç öneri aldım. Ama senaryoları uygun gelmedi. Senaryonun bana uymasını istiyorum. ‘Turist Ömer’ devri kapandı artık. Sanırım bu gidişle senaryo reddeden adam olacağım. Hiçbir derinliği olmayan roller istemiyorum. Kasım ayında Türker İnanoğlu’yla birlikte bir filme başlayacağız. Şimdilik diğer oyuncular ve konu tam olarak kesinlik kazanmadı. Antalya Festivali sırasında prensipte anlaşmaya vardık.»

– Peki TV için bir çalışma var mı?

«Benim eskiden beri kafamda yarattığım bir senaryom vardı. Bu senaryo, ben yaşlandıkça, değişimlere uğradı. Benimle birlikte büyüdü. Şimdi aynı yaştayız. Çizgilerimle yarattım tipleri. Kağıda dökmek kaldı yalnızca. İşte bu senaryoyu TV için düşünüyorum. Eğer çalışmalarım bittikten sonra TV de olumlu bulursa bir dizi olabilir. Yalnız şunu da belirtmeliyim ki, ben bu işi para için yapmıyorum, hiç aklıma bile gelmedi bu.»

Çengelköy’deki şirin bir yalıda, mevsimsiz açan hanımeli çiçeklerinin güzel kokusuna boğazın tüm görkemiyle eşlik ettiği bahçede söyleştik Sadri Alışık’la. Zaman zaman bugünden, zaman zaman da geçmişten söz ettik. Sanat dünyasına ilk adımından, tiyatrodan, sinemadan, eski dostlardan açıldı konu.

– Sanat yaşamına tiyatroyla başladığınızı biliyoruz. Sinemaya geçiş nasıl olmuştu?

«1939’da amatör olarak başladım tiyatroya. O dönemde, sinemanın jönleri tiyatroculardı. Kendimi Clark Gable gibi hissediyordum. Sinema ve profesyonel tiyatro 1945’te başladı. 400’e yakın film çevirdim. Sanırım bu sayryla rekortmenim.»

Bir yıl sonra 60 yaşında olacak Sadri Alışık. Yüreği öylesine genç ki, bu şaşırtıyor onunla söyleşirken insanı. «Ben oğlum Kerem’den daha genç hissediyorum kendimi» diyor ve sürdürüyor konuşmasını:

«Hala bir güzellik karşısında heyecan duyabiliyorum. Günde iki saat uyumak yetiyor bana… Sabah uyanır uyanmaz oltamla yalının bahçesinde balık avına başlıyorum. Geçenlerde bir balıkçı sandalı geçiyordu. ‘Sadri Ağabey, senin yerini kimse dolduramaz’ diye seslendiler. İşte bana bu yetiyor. Sevgiden alıyorum yaşama gücümü…»

Söyleşimizin sonlarına doğru güneş batmaya başladı. Güneş batarken ne güzel İstanbul Boğazı… Ve ne güzel Sadri Alışık’ın yeniden «merhaba» demesi beyazperdeye…

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1984-tarihli-43-sayisi)

29.07.2019 22:09

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar