Menü

Sahnelerin Yeni Yıldızı Ayferi

Türkçe sözlü şarkılar Batı müziğinde tam bir ihtilal yarattı. Ve bu durum da hayatını müzikle kazananlara çok yaradı. Bunlardan biri de 1968 yılında şöhretinin zirvesine çıkan Ayferi…

Ayferi resimleri çekilirken zarif hareketlerle poz veriyor, bir taraftan da anlatıyordu, «Türkçe sözlü şarkılar hakikaten çok faydalı oldu. Dinleyiciye anlamadığı bir dille hitap edip bunu jestlerle süslemek acaip oluyordu. Ben şahsen iyi yazılmış Türkçe sözlü parçalan, yabancılara tercih ederim.»

Sahnelerin Yeni Yıldızı AyferiBoğaz’ın nemli havasınm seslerine zarar vereceğini hiç düşünmeden bütün şarkıcılar nedense Boğaz’da kalıyorlar. Ayferi de diğerleri gibi evini bırakmış Boğaz’daki bir lüks otele yerleşmiş. «Evde misafir dolu, kafa dinlemeye ihtiyacım var. Onun için buraya geldim,» diyor.

Otelin bahçesinde akşam güneşinde son resimler çekilirken, Ayferi’ye birkaç soru daha sorduk ve şu cevapları aldik:

– «Besteci olarak Timur Selçuk’u takdir ediyorum.»

– «Dış festivaller yurt dışmda da biı şeyler yapabileceğimizi göstermesi bakımından oldukça faydalı. Yurt içi festi vallere ise daha az hile kanşırsa daha iyi olacak.»

– «Şarkıcılarımızın çoğu Avrupa’da 3 rahatça çalışabilirler. Mesela, bir Sylvie Vartan çok mu iyi şarkıcıdır?»

GÖZLÜKLÜ AYFERİ Bu yaz renkli gözlükler, hanımların vaz geçemedikleri bir aksesuar oldu. Ayferi de bu modaya uyanlardan.

İki yıl önce «SES» Ayferi’yi yılın şantözü seçmişti. Bundan çok duygulanan Ayferi, «Daha çok çalışıp bu mertebeye layık olacağım,» diye hayranlarına söz verdi. Şantöz bu yıl sözünü tuttu ve gece kulüplerinin en çok aranan ismi oldu.

Ayferi müzik dünyamıza yıllarca önce atılmıştı. İlk eşi Salvo Azuz Ankara Radyosunda plak takdimcisiydi. Genç sanatçı ancak ikinci eşi ile evlendikten sonra şöhret basamaklarım tırmanmaya başladı. Bu yıl yaptığı iki plakla da, nihayet layık olduğu mevkiye ulaştı.

Ayferi’nin bir genç kız kadar ince bir vücudu var. Kısacık kesilmiş, açık kumral saçları, düz pabuçları, rengarenk pantolonu ile tıpkı ufacık bir erkek çocuğu andırıyor. Sahneye çıkınca o yaramaz çocuk yerini, gür sesli, duygulu bir şarkıcıya bırakıyor.

Bir süre önce «ABC» dergisinde Ayferi’nin oğlunu bırakıp Paris’e kaçtığına dair bir haber yayınlanmıştı. Bize bu konuda şunları söyledi:

– «İlk eşim Salvo Azuz ölünce, oğlum benim de arzumla, mahkeme tarafından babaannesinin vesayetine verildi. Şimdi Ankara’da ortaokulda okuyor ve onu sık, sık görmeye gidiyorum. İşte olayın gerçek yüzü bu…»

Ayferi alaturka gazinoları hafif Batı müziği bakımından tatmin edici bulmuyor. «Biz gecede bir – iki saat söylerken alaturka gazinolarda okuyanlar on beş dakikayla işi atlatıyorlar,» diyor. «Halka indikleri de doğru değil.. Bence halka inmek, ancak ucuz fiyatlı semt konserleriyle olur. Müzik piyasasını dolduran sinema ve tiyatro artistlerimizin çoğu ise bir felaket.»

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1968-tarihli-38-sayisi)

01.09.2015 10:19

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar

  • Yayınlandı: 25 Ağustos 2015 11:48

    Melis Çiftçi

    değişik bi tarzı varmış
  • Yayınlandı: 25 Ağustos 2015 11:49

    Lale Kamacı

    tam bir hanımefendi
  • Yayınlandı: 4 Eylül 2015 16:03

    SUZAN İLERi

    ufacık tefecik olması çok ilgi çekmiş heralde :D