Menü

Şampiyon Trabzon

TRABZONSPOR ADANASPOR OLAYI

FUTBOL artık hayatımızın bir parçası. Hem de vazgeçemeyeceğimiz bir parçası. Bir heyecan, bir renk, bir rahatlama aracı futbol artık. Futbol sahaları bir arena. Binlerce, on binlerce kişi bir ağızdan bağırıyor, boşalıyor, rahatlıyoruz. Toplumsal bir olgu bu. Hafta sonu geldi mi, maçlara koşuyor, tuttuğumuz takımın galibiyetiyle seviniyor, mağlubiyetiyle üzülüyoruz. Gergin sinirlerimiz, yorgun beynimiz dinleniyor. Futbolu seviyoruz.

ANADOLU’NUN GÜR SESİ

Günlerimiz futbolla geçip giderken son yıllarda patlayan bir olay dikkatimizi çekiyor. Bir zamanlar Eskişehirspor ne kadnr uğraşmıştı, bu özlemi gerçekleştirebilmek için. Başaramamıştı ama. Anadolu Patlaması. İşte ülkemizin iki zıt kutbundan yükselen iki ses, Trabzonspor ve Adanaspor’un sesi bu gerçeği dile getiriyor. Anadolu’nun futboldaki gür sesleri Anadolu’yu kanıtlıyor. Varlığını ispatlıyor. Büyük kentlerimizin ünlü takımlarıyla krallık yarışında bayrağı kapıyorlar artık Anadolu takımları. İşte Trabzonspor, işte Adanaspor. Biri üç yıldır üst üste şampiyon. Diğeri şu anda ikinci ama şampiyonluk yarışında «ben de varım» diyor. Bu bölgelerin halkı da el ele vermiş, bütün güçleriyle takımlarının başarısı için çalışıyorlar. Karadeniz ve Çukurova’da artık futbol seferberliği var. Amaç, Anadolu’nun kendi bağrından çıkan bu mert çocukları ligin üst sıralarına tırmanmış görmek. Artık, Karadenizli bir ann için Trabzonspor’lu bir futbolcu içtenlikle göğsüne bastırdığı kendi öz çocuğu adeta. Çukurovalı bir babanın kalbi kendi çocuğu yerine koyduğu Adanaspor’lu bir futbolcu için çarpıyor çoğu kez. İnsanlar, bir bölgenin yaşlı, genç, zengin, fakir bütün insanları el ele vermişler, insanüstü bir çabayla yıllarca kemikleşmiş kabuğu çatlatmaya, kendilerini ispatlamaya, takımlarım başarıya ulaştırmaya çabalıyorlar. Trabzonspor bir şampiyon olmaya görsün. Bütün bölge halkı bu haşarının tadını çıkarıyor alabildiğine. Öylesine gurur duyuyorlar ki kendi yetiştirdikleri bu hırslı, inatçı ve başarılı çocuklarla. Bu Anadolu çocuklarının başarısında bütün bir bölge halkı kendi başarılarının simgesini görüyor. Çukurova insanı Adanaspor’un başarısıyla kendi başarısını bir potada eritmiştir artık. Adanaspor onların her şeyidir.



Karadenizli, Çukurovalı mütevazi fakat engin yürekli insanlar bütün güçleriyle başarı için çalışıyorlar. Ve kazanıyorlar…

ÇAĞIMIZ bulutların arasından çıktı. Aşağıya, beyaz köpüklü dalgalarla çalkalanan çatık kaşlı Karadeniz’e doğru süzüldü… Karşıda kıyıdan doruğa doğru yükselen hırçın dağlar yeşilin en parlağı, en canlısı ile kaplanmıştı. Karadeniz insanı bir karış boş yer bırakmamacasına en dik yarları bile çapalamış, bellemiş, hemen oracığa bir tutam yeşil bırakıvermişti.



Yanımda oturan kanca burunlu, kır saçlı adam, «E, böyledir delikanlı bizim bura insanı. Ekmek Karadeniz’in ağzında. Ekmek yalçın dağların doruklarında. Onu oradan uzanıp almak için yürek gerek, hırs gerek, inat gerek. Her şeyden önce çalışmak gerek» dedi.

Uçağımız süzüldü, süzüldü ve dalgalarla kucaklaşan havaalanına konuverdi. Terminal binasından taksi durağına doğru yürürken ellerinde bordo – mavili bayraklarla bir grup bizi karşıladı. Doğrusu bunu hiç beklemiyordum… Evet, Trabzonspor Trabzonlu’nun her şeyi idi ama, gitmiş İzmir’de üç gol yemiş, şimdi boynu bükük yuvaya dönüyordu. Ancak, taraftarı gönül sultanını boynu bükük bırakmak istememiş, son kazananın kendilerinin olacağının bilincinde, yüzlerini güldürebilmek için koşmuş gelmişti.

TRABZON’UN NESİ MEŞHUR?

Hani hepimize ilkokul, ortaokul ve lise yıllarında bıkıp usanmadan, dönüp dolaşıp tekrar tekrar okutulan bir ders vardı «Türkiye Coğrafyası.» Orda hep okurduk, falanca ilimizde en çok falanca, falanca meyveler, 1 bitkiler yetişir, yılda şu kadar ton dışarıya satılır diye. Sıra Trabzon’a gelince de fındık, çay, mısır vb. Söz konusu olurdu. Artık coğrafya kitaplarında fındığın, çayın, mısırın yanına bir de futbol eklemek gerekiyor Trabzon için. Ve hemen yanına parantez açıp, «Henüz yurt dışına değilse de, Türkiye’nin tüm futbol takımlarına futbolcu ihraç eder» diye de yazmak gerekiyor… Gerçekten de başta üç büyükler(!) olmak üzere, birçok takımda Trabzonspor’da doğmuş, yıldız olmuş, giderek satılarak takımına gelir sağlamış pek çok oyuncu top koşturmakta bugün Türkiye sahalarında.

TRABZON’UN TAŞI TOPRAĞI FUTBOL

«Trabzonlu’nun futbolla ilişkisi öylesine gelişip pekişmiştir ki, artık kişinin aşından, düşüne kadar futbol yer almıştır. Trabzonlu futbol yer, futbol içer.» Trabzon’daki futbol tutkusunu Trabzonspor Teknik Direktörü Özkan Sümer böyle dile getiriyordu.



Hele şöyle bir çıkın dolaşın Trabzon sokaklarında. O güzelim cumbalı, kagir Karadeniz evlerinin sıra inciler gibi dizildiği daracık sokaklarda, en çok kırmızı – beyaz şeritli önlükler giymiş, kırmızı elli, al yanaklı, gürbüz Karadenizli kadınlara ve çocuklara, binlerce, on binlerce çocuklara rastlarsınız. İrili ufaklı, her yaş ve her boydan çocuk, günün her saati mahalle aralarında bulabildikleri iki karıştık alanlarda, bezden veya plastikten yapılmış bir topu tekmeleyip durur hiç bıkmamacasına. Trabzonlu çocuklar başka yerlerdeki yaşıtları gibi körebe, saklambaç, elimucu oynamazlar. Onların değişmez tek oyunu vardır, o da futbol. Hepsinin gönlünde bir Ali Kemal, bir Şenol, bir Tuncay, bir İskender yatar. Ve hepsinin gönlünde en çok da Trabzonspor yatar. Budur Trabzonspor mucizesinin ardında yatan gerçek.



Gerçekten de bu mütevazi nüfuslu Karadeniz kentinde 1. ve 2. Amatör ligde oynayan 40 takım, 20 genç amatör takım ve 2 tane de profesyonel genç takım var… 100 binin az üzerinde nüfusa sahip Trabzon’daki bu takımlarda yaklaşık 1300 kişinin oynadığını düşünürsek, her bin Trabzonlu’dan yaklaşık 13’ünün fiilen bir takımda futbol oynadığı ortaya çıkar. Tabii bu rakama çocuklar ve zevk için oynayanlar dahil değil. Bilmem başka herhangi bir kentte böylesi bir futbol tutkusuna rastlayabilir miyiz?

Trabzon’un taşı toprağı futbola kesmiş artık. Futbol Karadenizlinin dilinde hırs olmuş, inat olmuş, başarı simgesi olmuş. Toprağından fışkırıyor futbol, Trabzon’un. Bahar yağmurlarının suladığı bereketli bir ekin oluyor futbol Karadeniz’de. Eczacısından ayakkabı boyacısına, bakırcısından balıkçısına, yaşlısı genci, kadını erkeği Karadenizli’nin tümü el ele, gönül gönüle vermiş yüreklerinde kabaran futbol sevgisini şampiyonluk sevincine, gurura dönüştürebilmeye çabalıyorlar.

BAŞKAN CELAL ATAMAN: «KENDİ ÖZ KAYNAKLARIMIZA DÖNÜNCE BAŞARDIK»

Trabzon’da geçirdiğimiz kısa günler içinde Trabzonspor olayını keşfetmeye çalışırken, bir de gidip Trabzonspor Kulübü Başkanı Eczacı Celal Ataman’ın fikrini alalım, bu olayı bir de ona soralım dedik. Celal Ataman mütevazi hir üslupla Türk futbolunu ve Trabzonspor’u değerlendirdi;

«Genel anlamda bugün Avrupa futbolu içersindeki Türk futbolunun durumu içaçıcı olmaktan çok uzakta. Bizim Trabzonspor olarak Türk futbolundaki yerimiz de belli ki kötünün iyisi olmaktan öteye geçememektedir. Bunun çok yönlü nedenleri vardır. Trabzonspor olarak, bu zorlukların üstesinden gelebilmenin ve olumlu, güzel futbola yönelmenin çarelerini aramaktayız. Uzun seneler 1. Lig’e çıkabilmenin uğraşını çapraşık yöntemlerle sürdürdük. Kendi öz kaynaklarımıza dayalı bir program uygulayana dek. Yöresel olanaklarımızı kişisel becerilerimizle bütünleştirme aşamasında olumlu sonuca eriştik. Sanırım, bu çizgimizi sürdürebildiğimiz oranda, inişli çıkışlı da olsa, başarılar doğal olacaktır. Karadeniz insanının inatçı ve mücadeleci ve yılgın olmayan karakteri, ayrıca dar günlerde çabucak bütünleşebilme yeteneği bu başarının en önemli noktasıdır. Giderek inanıyorum ki, çalışma koşullarını düzeltme açısından tesis problemlerimizi halledebildiğimiz takdirde, daha da güçlenip yurt dışında da başarılı olmak imkan dahiline gelebilecektir. Eski, yeni tüm yönetici arkadaşlar ve kendi bağrımızdan çıkan teknik adamlarımız, sayısız amatör takımlarımızdan kadromuza aldığımız sporcularımız bugünkü Trabzonspor olgusunda en büyük katkı sahibidirler. Türkiye’nin dört hir yanındaki vefalı ve coşkulu taraftar kitlesinin desteği ise geleceğe yönelik en büyük güvencemizdir. Senelerden beri, yabancı çalıştırıcıların ve sporcuların Türk sporuna 3-5 flaş başarının dışında büyük bir katkısı olamıyacağını ısrarla savunmuşuzdur… Sanırım 1. Lig’e çıktığımızdan beri aldığımız sonuçlar değerlendirilirse, bu kanımızın doğruluğu kolayca anlaşılacaktır. Trabzonspor’un yöreyle bütünleşmesi doruk noktasına vardığında sporumuza olan katkısının tartışılmazlığı belirginleşecektir.»

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1981-tarihli-18-sayisi/)

30.09.2020 00:31

Kategoriler:   Spor

Yorumlar