Menü

Şampiyonlukları Ellerinden Alındı

.Bu ayın başında, o haftanın yarış programını inceleyen meraklılar «Geçilmeyen at koşafcak» demişler ve çarşamba günkü yarışta, genellikle o at üzerine oynamışlardı. Böyle davranmalarının nedeni, tuttukları saf kan Arap atının, koştuğu her yarışı vurmasıydı. Bu at Satvet’ ti. Gerçekten de Satvet, 1400 metre koştuğu yarışlarda birinciliği hiç bir ata kaptırmıyordu.

Fakat, o kez öyle olmamış, Düldül adlı Arap atı Satvet’i geçmiş, yarış oynayanlarla birlikte tüm uzmanlar şaşırıp kalmışlardı. Çünkü Satvet’i geçmesi bir yana, Düldül’ün yaptığı derece de çok müthişti. Hiç bir Arap atı bugüne dek 1400 metreyi 1.30.05 ile bitirememişti. Düldül’ün yarış sırasındaki rahatlığı ise şüpheleri iyiden iyiye çoğaltmıştı. Bu nedenle soruşturma açılmış, Düldül’ün safkan Arap atı olmadığına karar verilmişti.



Düldül ile başlayan soruşturma çemberine Bülbül, Şakra, Şararra ve Üçok da girivermişlerdi. Bir dolu inceleme ve yazışıp çizişmeden sonra Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın 19 Kasım 1974 gün ve D. 68/34 sayılı yazısı ile «Safkan olmayan bu atların artık yarış koşamayacakları» bildirilmiş, 800 bin lira değerindeki 5 atın bir daha pistlere alınmaması buyruğu verilmişti. Oysa her yarış atı gibi onlar da doğduklarında muayene edilmişler, herbirine «Safkan Arap atı» denilmiş, künyeleri öylece düzenlenmişti.



Olay nedeniyle 227.500 lirası bloke edilen Düldül’ün sahibi Galip Ekenler, Danıştay’a başvurarak, «Yürütmenin durdurulmasını» isteyeceğini bildiriyor, atların devlet haralarından yetişenlerden daha iyi oluş nedenlerini «Biz çağın gerektirdiği tüm olanaklardan yararlanıyoruz. Atlarımızı bilimsel şekilde besliyoruz. Devlet haralarındaki atlar ise çağ dışı yöntemlerle besleniyor» diye açıklıyordu. Konunun uzmanı cilan ilgililer ise «Devlet haralarında yetişen atların daha iyi olduklarını öne sürüyorlar. «O ki özel hara sahipleri daha iyi at yetiştirdiklerini söylüyorlar, o halde neden değeri yüksek olan İngiliz atlarını yetiştirmiyorlar?» diyorlardı.



Böylece ortaya çıkan olay iyice derinleştirilince, Arap ihtilalinden bu yana hiç bir Arap ülkesinde İngiliz atlarının yarıştırılmamasına rağmen her yıl Suriye ve Lübnan’dan ülkemize gelen alıcıların İngiliz atlarını yüksek fiyatlarla satın alarak gittikleri ortaya çıkıyordu. Arap ülkelerinde İngiliz atlarından sosis yapılmadığına göre acaba bu kişiler İngiliz atlarını neden alıyorlardı? Uzmanlar bu soruya, «Neden olacak, Arap atına çektirmek için» diye cevap veriyorlardı. Bir başka gerçek de şuydu. Yunanistan ve Arap ülkeleri dışında hiçbir ülkede Arap atı yarışları yapılmıyordu. Oysa ülkemizde sık sık bu ve buna benzer olaylar ortaya çıkmasına rağmen en büyük koşular hep Arap atları üzerine yapılıyordu.



Yine uzman ilgililere göre Arap atı safkan değildi. Çünkü bunların dedeleri bir zamanlar ülkemizdeki yarım kan Arap atlarıydı. Bugün hangi Arap atının seçeresi incelense, geçmişte «Yarım kanı» oluşturan bir tohum bulunuyordu. Hem bu yüzden, hem de iddia edildiği gibi Arap kısraklarla İngiliz aygırının çiftleştirilmesinden Arap atı türünün giderek yok olmaya doğru yöneldiği de su götürmez bir gerçekti. İşte bu nedenlerledir ki bizdeki Arap atları, çoğu kere kendi türlerinden beklenilenden de yüksek performans göstermekte ve yarışseverleri de hayli yanıltmaktadırlar…

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/hayat-spor-dergisinin-1974-tarihli-39-sayisi/)

01.03.2021 01:42

Kategoriler:   Spor

Yorumlar