Menü

Samsunspor Şansını Kaybetti

O Fenerbahçe «Bu iş sırayladır» diyerek bir hatta önce, deplasmanda başarılı olmuş bir kaleciyi yedeğe alırsa Avrupalı olmaktan söz edemezdi.

O Fenerbahçe ki geri dörtlünün önüne deparı iyi fakat markajı zayıf Zafer’i çeker, hiç deparı olmayan fakat iyi markaj yapan Ersoy’u forvete yardımcı olması nedeniyle ileri sürerse gol yolunu elbette kolay bulamazdı…

O Fenerbahçe ki defansı «Karşı taraf açılsın» diye topu yan paslarla oyalar ve ileriye çabuk çıkarmazsa modern futbolu sergileyemezdi.



O Fenerbahçe ki kanat akınlarında Ender’den başkası boşluğa kaçmayı düşünmezse gollük ortaları imkanı yok bulamazdı.

O Fenerbahçe ki Osman «Böylesi daha kolay oluyor» düşüncesiyle ikide bir geri gelip top alarak kaleye gitmek İsterse gol atması şansa kalırdı.

O Fenerbahçe ki hazırlık maçlarında devamlı doksan dakika oynattığı Cemil’i, yorgunluktan kurtaramıyorsa istenen Cemil’i elbette bulamazdı.

Son olarak o Fenerbahçe ki, her sahada böylesine takımı için çırpınan çok sayıda taraftarı, her maçta bulacağını sanmakla kendisini kandırırdı.



AH… SAMSUNSPOR…

Karşısında ne yaptığını bilmeyen bir ekip bulmuşken ve de iki kez galip duruma geçmişken Aman ben ne yaptım» diye durursa iki puanı işte böyle kaçırırdı.

Kaptan Temel’i, ilk yarı sonunda «topu ayağından çabuk çıkar» diye uyaran olmayınca hem de deplasmandaki altın bir zafer, kedere dönüşürdü.

Birli ve ikili mücadelelerde çok üstün fakat orta sahada topla oynamaktan yılmayan oyuncuların saha içinde yönetecek, örneğin bir eski Kadri Aytaç gibi maestrosu olmayınca, heyecan yüzünden penaltı bile kaçırırdı.

İki golü hatalı yiyen bir kaleciyi çıkarıp yerine en az onun kadar güçlü olan Tekin’i koymak düşünülmezse sonuç işte böyle olurdu.



VE HAKEMLER…

Eğer Ertuğrul Aybay her maçı böyle tribünden izler gibi yönetirse bir daha orta hakemliği zor bulurdu.

«Şanımı herkes duysun» dercesine kart göstermek için sahada adam aramaya başlayınca ipin ucunu işte böyle kaçırırdı.

Samsunspor’un haklı penaltısını verir, oyuncusunu da dışarı atarken gösterdiği cesareti, Cemil ceza sahası içinde indirilince de gösteremezse İnönü Stadını ancak rüyasında görürdü.



Ya yardımcı hakemler? Taçlarda bile oyuncuların isteklerine göre bayrak kaldırır, ofsaytlarda kimin nerede olduğunu kestiremez, kornerleri aut olarak gösterirlerse, bu işi yapmak için pek çok şeyi daha öğrenmeleri gerekirdi.

İşte böylesine çok yönlü, seyirciyi yoran, dengesi durup durup değişen maçta Adem’in, Cemil’in, Cemal’in, Selahattin’in ve Osman’ın vuruşları ile goller gelmişti. Gollerde kaleciler çok, ama çok hatalıydılar. Sonuç olarak Fenerbahçe alabildiğine kötü oynamasına karşın iki puanı aldı. Derler ki Didi, arada bir «Benim için önemli olan beyazlıktır» diye söylenirmiş. Her halde Fenerbahçe de «Benim için önemli olan iki puandır» demiştir.

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/hayat-spor-dergisinin-1974-tarihli-29-sayisi)

18.01.2021 20:16

Kategoriler:   Spor

Yorumlar