Menü

Şekerspor-Zonguldakspor Çıkmazı

EĞER Futbol Federasyonu Başkanı Hasan Polat, günün birinde görev süresince görüp duyduklarını açık açık yazmaya kalkışırsa, her halde, Merkez Hakem Kurulu ile ilgili bölüme «Hiç bir şeyden çekmedim. Merkez Hakem Kurulu’ndan çektiğim kadar» cümlesiyle başlardı. Gerçekten de, kendisine öylesine bir «dokunulmazlık» kişiliği veren Merkez Hakem Kurulu, daha doğrusu bu kurulun bazı üyeleri, «Devlet içinde devlet» havasıyla Futbol Federasyonu Başkanı Hasan Polat’ı da, çoğunluğu iyi niyetli, çalışkan ve yararlı olan hakem topluluğunu da, kulüp yöneticilerini de hop oturtup hop kaldırtan işlemler birbiri ardınca yapa geliyorlardı.



BUYURUN CENAZE NAMAZINA…

Dogrusu, Merkez Hakem Kurulu’nun bugüne dek bazı tutarlı işlemler yapmadığını söylemek, gerçekten uzaklaşmak olurdu. Ama aynı kurulun yaptığı öylesine tutarsız işlemler de vardı ki, bunların arasında «iyiler» devede kulak gibi kalıyordu. İşte bu işlemlerden sonuncusu, 3-8 Eylül tarihleri arasında İstanbul’da açılacak olan Hakem Semineriyle ilgiliydi. Nasıl olmuşsa olmuş, «Ömür boyu maç yönetemez» denilen bir hakem, bu seminere çağırılıvermişti. O hakem ki, geçen yıl İkinci Türkiye Ligi Kırmızı Grubu’nda «başa güreşen» takımlardan birinin maçını yönettikten sonra Ankara’ya dönerken, Bolu çevresindeki bir otelde, söz konusu takımın yöneticileriyle, kadınlı içki alemi yaparken, Merkez Hakem Kurulu üyelerinden Zülbahar Sağnak ve Ergün Kaya tarafından yakalanmıştı.



Ve fakat işte o hakem ki, seminere çağrılmış, bunun paralelinde, Ankara ve İstanbul’daki bir dolu gazetenin yazarlarına da «Buyurunuz, siz de izleyiniz!» ricalarında bulunulmuş, iş HAYATSPOR’a gelince «Boş verin canım. Bu dergi durmadan bizi yeriyor. Yazarlarını çağırmayalım» denilmiş, yalnızca, o da usulen ve de aynı zamanda Spor Yazarları Derneği’nin de ikinci başkanı olmasından Korkularak HAYATSPOR Yazı İşleri Müdürü Odhan Baykara’ya çağrı gönderilmişti.

Aforoz edilen bir hakemin bile çağırıldığı seminere, «Bizi çok yeriyor» diye HAYATSPOR yazarlarının gelmesini istemeyen Merkez Hakem Kurulu’nun nasıl bir düşünce ve eylem içinde bulunduğunu bundan daha iyi gösteren bir örnek bulunur muydu?



BİR KÖRDÜĞÜM Kİ?..

Ne var ki, böyle davranışlar, Merkez Hakem Kurulu’nda «olağan» dı. Daha büyük, sonuçları daha etkili davranışların yanında, sonuncusunun sözü bile edilemezdi. Durup dururken ortaya bir Zonguldakspor – Şekerspor maçı düğümü çıkaran ve şimdi Danıştay’dan, Futbol Federasyonu Başkanı’na dek tüm ilgilileri uğraştıran Merkez Hakem Kurulu için semineri lig başladıktan sonra açmak, süresiz aforozlu hakem çağırmak gibi çelişkiler, hafifin de hafifiydi. Ancak, artık sabır taşları da çadamaya başlamıştı. Kurulun sağduyulu bazı üyeleri geç de olsa, «Bu iş böyle yürümez» diyorlardı. O kanar ki bu üyeler «Şu kördüğüm bir çözülse de, artık kesin davranışta bulunsak» kararına varmışlardı. Ama o kördüğümün çözülmesi hiç de kolay değildi.



CASUS KİM?..

Söz konusu kördüğüm Zonguldakspor – Şekerspor maçıyla ilgiliydi. HAYATSPOR’un 22. sayısında da yazıldığı gibi, Danıştay, bu maçın bir daha oynanmasına karar vermiş, Futbol Federasyonu’nun eteklerini tutuşturmuştu.

İyi ama, bu olay nasıl ve ne zaman başlamıştı? İşte önemli olan buydu.



Olay, 25 Kasım 1973 tarihinde, 1 – 1 biten Zonguldakspor – Şekerspor maçının hakem ve gözlemci raporlarının Merkez Hakem Kurulu’na iletilmesiyle başlamıştı. Maçın hakemi Zeki Gürkan, raporunda «Saatim durmuştu, yardımcılarıma danışarak maçı zamanında bitirdim» diye yazmıştı. Maçın gözlemcisi ve aynı zamanda Merkez Hakem Kurulu Genel Sekreteri Sabri Alınak ise, raporunda karşılaşmanın 4,5 dakika erken bitirildiğini belirtmişti. İşte, Şekersporlular da, bunu ileri sürerek ama haftalar sonra, konuyu Danıştay’a götürmüşlerdi. Fakat bu raporlar «çok gizli» olduğuna göre, acaba Şekersporlular nasıl öğrenmişlerdi. Açıklaması basitti: Ya Futbol Federasyonu ya da Merkez Hakem Kurulu’ndan bir üye, Şekersporlulara haberi uçurmuştu. Nitekim, bunu Haşan Polat da kabul ediyor, hatta, davranışlarıyla «casussun kim olduğunu bildiğini bile anlatıyor ama adını açıklamıyordu.



Oysa, olayın kökenine inildiğinde, bu durumla hiç mi hiç karşılaşılmaması gerekiyordu. Çünkü Merkez Hakem Kurulu ya Futbol Karşılaşma Yönetmeliği’nin 19. maddesi uyarınca hakemin raporuna değer vererek «Bu iş sahada bitmiştir» diyecek ya da gözlemci Sabri Alınak’ın raporuna değer verecek ve maçın tekrarlanmasına hemen karar verecekti. O zaman da. Futbol Federasyonu maçı, ilk devre sonunda tekrarlatacaktı.

Şimdi ise bu maçı tekrar oynatabilmek, deveye hendek atlatmaktan daha zordu. Çünkü maçın devre sonunda oynatılmaması bir yana, takımların aynı kadro ile sahaya çıkmaları gerekirdi ki bu hepten olanaksızdı. Transfer geçip gitmiş, takımlardaki bazı oyuncular başka takımlara gitmişlerdi. En sonunda da, Danıştay’ın kararının en geç 15 Temmuz’a dek Futbol Federasyonu’na ulaşmış olması gerekliydi. Çünkü Federasyon hazırlığını yapmış, fikstürleri çekmişti.



Özetle, hangi açıdan bakılırsa bakılsın, olaydaki curcuna büyüdükçe büyüyordu. Bunun da tek sorumlusu, hastalığı raporlarla saptanmış Zeki Gürkan’a maç yönetimi vermiş bulunan, raporlar arasındaki çelişkiye karşın gerekeni yapmayan Merkez Hakem Kurulu’ydu. Durum o kadar ilginçti ki, söz konusu maçın gözlemcisi Sabri Alınak, olayda hem davacı, hem yargıç, hem savcı durumunda kalıyor, sonra da, bu satırların yazarının konuyu iyice didiklemesinden gocunarak, Eğitim Dairesi Başkanı Sahir Gürkan’a «Kim bu?» diye sormaktan, öğrenince de kızarıp bozarmaktan kendisini alamıyordu.



VE ZEKİ GÜRKAN DOSYASI

İşte bu olaylara başlıca neden olan maçın hakemi Zeki Gürkan bundan önceki olaylı maçların yöneticisi olarak gözükmüştü. Hatta İstanbul Eyüp Stadı’nda 1962 yılında oynanan bir amatör küme maçında yine 2 kez saati bozulmuş ve yardımcılarıyla kontak kurmuştu. Hatta hatta Gürkan’a bu durumda dışarıdan bir saat temin edilmişti. Merkez Hakem Kurulu’nun hakemler önünde ne durumda olduğunu göstermek için aşağıdaki raporu madde madde okumak yeterliydi.

1 – Üç yıl önceki bir olay üzerine hakemin sinirsel ve ruhsal durumunun bozulduğu hastane raporları ile sabittir.



2 – Zeki Gürkan’ın rahatsızlanmasına yol açan olay üç yıl önceki bir Galatasaray – İstanbulspor maçına kadar gitmektedir. Bu maçta İstanbulspor’un yenilgisine sebep olan Gürkan’ın penaltısı üzerine, hakemin çalışmakta olduğu EKB Kadıköy Şube Müdürü (İstanbulsporlu’dur) Gürkan hakkında çeşitli işlemler yapmıştır. Müdürü etkileyen de eski hakemlerden Nejat Şener’dir… Bilindiği gibi Şener, gene aynı yıllarda bir Eskişehirspor – Galatasaray maçında, Galatasaray lehinde aşırı tutumu yüzünden maçın yarıda kalmasına sebep olmuştu. Bu maçtan sonra da Şener’in Galatasaray’dan para aldığı dedikoduları yayılmış ve lisansı iptal edilmişti.

3 – Hakem Gürkan, bir Zonguldakspor – Toprakofis maçında da Zonguldakspor’u 12 kişi ile oynatmış ve iş gene Danıştay’a gitmişti.



4 – Aynı Gürkan bir Boluspor – Ankaragücü maçında, Ankaragüçlü bir futbolcuyu forması 12 numara olduğu için maça almamıştı.

5 – Bu ve buna benzer olaylar üzerine Gürkan’ın hasta olduğu anlaşılmış ve kendisine iki yıl süreyle maç verilmemişti.

6 – Zeki Gürkan’ın, noksan oynattığı malum maçtan iki ay önce Muvahhit Afir vasıtasıyla ve yazılı olarak komiteyi tehdit ettiği, maçın bunun üzerine verildiği iddia edilmektedir. Gürkan’ın mektubunda, «Bana maç vermezseniz, hem sizleri, hem de kendimi öldürürüm» dediği iddia edilmektedir.



7 – Merkez Hakem Komitesi’ne göre Gürkan yeniden kazanılmak için bu maç verilmiştir. Ancak yaygın görüş, üyelerin ruhsal durumu bozuk olan Gürkan’ın herhangi bir dengesiz davranışından çekindikleri merkezindedir.

8 – Şekerspor – Zonguldakspor maçının bitiş düdüğünü öttürdüğü sırada yan hakem Hüseyin Karaca, Gürkan’ın yanına gelerek maçın bitmediğini ikaz etmiş, buna itibar edilmemiştir.

Böylesine ve açıkça görülen bir düzensizliğe kimin set çekeceği bilinmiyordu. Başkan Hasan Polat’ın, «Gereken yapılacaktır» demesi de ilerideki olayları önleyecek bir tedbir olmaktan uzaktı. Çünkü kazan içten kaynıyordu.

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/hayat-spor-dergisinin-1974-tarihli-27-sayisi)

02.03.2021 04:35

Kategoriler:   Spor

Yorumlar