Menü

Selda Alkor

«SELDA Alkor, sesi, tavırları, davranışı ile müsbet intiba bırakıyor insan üzerinde. Şöhretli bir sinema yıldızı olduğu zaman da aynı tevazu, aynı ağırbaşlılıkta devam edecek gibi görünüyor. Onun bu olgun hali gelecek için bize güven ve ümit veriyor.

«Bütün bunlar ilk basamakta olan bir artist namzeti için ‘gelecek vaat eden alametler’… İnşallah ileride tahminlerimizde yanılmayız ve Türk sinemasına değerli bir isim daha kazandırmanın manevi hazzını tadarız. Bundan ötesi artık prodüktör ve rejisörlere düşen vazifedir.»

Selda Alkorİşte SES Dergisi’nin 1965 yılı kapak yarışmasını kazananın ilan edildiği sayısının birinci seçilenle ilgili yazısı.

Evet, 1965’de SES Dergisi’nin açtığı ‘1964-65 Kapak Yıldızı Yarışması’nda birinci seçilen Selda Alkor birbiri ardına film teklifleri almaya başladı. Türk sineması değerli bir isim daha kazanmıştı. Gençti, güzeldi, uzun bir boya, ideal vücut ölçülerine sahipti. Gelecek için güzel şeyler vaat ediyordu. Güzelliğini ve yeteneğini birleştirerek kısa sürede Yeşilçam’da starlığa kadar yükseldi.

Ama 64 yılında açılan paragraf 69’da Tanju Korel’le çevirdiği «Yiğitlerin Türküsü» ile kapandı. Selda Alkor evlenmeye karar vermiş, mutlu bir ev hanımı olmayı, şöhretli bir yıldız olmaya tercih ederek beyazperdeden uzaklaşmıştı.

Yıl 1984… Selda Alkor hala güzel, hala genç bir görünüme sahip. Kameralardan uzak geçirdiği 15 uzun yıl onun güzelliğini olduğu albi sanat yönünü de yok edememiş. Aldığı birçok film teklifini reddeden sanatçı TRT’nin teklifini kabul ederek kamera ile 15 yıl sonra tekrar buluştu.

Selda Alkor’la bu dönüşle ilgili olarak bir söyleşide bulunduk.

– Uzun süredir sinemadan uzaksınız, bu dönüşü neden TV ile yaptınız?

«Evli biri olarak TRT daha ciddi geldi. Eşimle müşterek verdiğimiz bir karar bu. TV’yi seçmemin bir nedeni devlet kuruluşu olması. Fakat en önemli etken konunun güzelliği. Bugüne kadar sinemadan Attila İlhan’ın senaryosu ve bu güzellikte bir oyun gelmedi elime. Ben bunu kabul ederken oyunun sanatsal yönünü düşündüm. Ekonomik nedenler ve şöhret düşünmediğim bir konu. Ekonomik açıdan son derece rahat bir insanım, şöhreti derseniz yıllar önce tattım. Tekrar Selda Alkor olamayacağıma göre şöhret beklentim yok. Olayı ancak, sanatsal açıdan düşünebilirdim. Hanımağa’da bunu buldum.»

– Yeniden sinemayı düşünür müsünüz?

«Böyle bir karar için erken. 3 ay sürecek bu dizinin sonucunu beklemek lazım. Basının, çevrenin tepkilerini gördükten sonra televizyondan veya sinemadan gelecek teklifleri kabul ederim veya etmem… Çünkü tamamen sonatı ele aldım. ‘Hanımağa’ benim Türk sinemasında çizdiğim çizginin çok dışında. Çek güçlü bir çizgi ne dereceye kadar başarılı oldu bunu seyredenler ve basın bana anlatacak. Bu da bundan sonraki vereceğim kararda bir etkendir.»

– Rolünüzü sevdiniz mi?

«Rolümü sevmeseydim zaten kabul etmezdim. Yıllar sonra döndüğüme göre çok güçlü ve sevdiğim bir rol olmalıydı. ‘Hanımağa’da bu nitelikler var.»

Selda Alkor Biyografisi– Sizce Yeşilçam’la televizyon arasındaki fark nedir?

«Yeşilçam çok değişti. Değişmiş desem daha doğru olacak herhalde, uzun süredir içinde olmadığım için. O nedenle şimdiki Yeşilçam’ı pek bilemiyorum. Ama o zamanın Yeşilçam’ı ile TRT arasında bir kıyaslama yaparsak TRT daha kararlı bir tempoda götürüyor çalışmasını. Parasal yönden fazla sıkıntıya sokmuyorlar kendilerini. Oynayanları memnun etmeye çalışıyorlar. Çayıyla, kahvesiyle rahat ettirmeye uğraşıyorlar. Diyelim belirli bir mekanda çalışmanız gerekli, ‘aman bu mekana girdik 5 dakikada bitsin’ diye bir sorunları yok. Konu aceleye getirilmeden ince ayrıntılarına kadar işleniyor. Bu titiz çalışmanın yanısıra kişilere karşı değer yargıları da eşit. Figüranından başrol oyuncusuna kadar aynı saygı, aynı davranış. Benim zamanımda başrol oyuncusu özel odasında pirzolalar yer, figüranlar peynir ekmeğe talim ederdi. Ama şimdi herhalde böyle değil.»

– Peki şu anda Türk sinemasının durumu inceleyebildiğiniz kadarıyla nasıl?

«İçinde değilseniz ‘ser veriyor sır vermiyor’ bir durumda. Ne olduğunu anlayabilmeniz için içine girmeniz gerekli. Dışarıdan izleyebildiğim kadarıyla -ki bu özellikle videoda oluyor- son zamanlarda oldukça iyi senaryolar, konular görüyorum. Sinema 65’lerin klasikleşmiş çizgisini aşmış durumda. Bizim zamanımızın zengin kız, fakir erkek konuları artık yok. Senaryo açısından, görüntü açısından 65’lerden çok farklı. Şimdi sinemada uyuşturucu konusu, Anadolu insanının sorunları işleniyor. Bunlar bizim devremizde de düşünülürdü ama uygulanamazdı. Bir de eskiden star sistemi vardı. Çok başa güreşenlerin filmi iş yapardı. Şimdi konular ve kalite iş yaptırıyor. Filmlerde bu büyük bir aşama.»

– Sinemadan uzak kaldığınız 15 yılda neler yaptınız, sinema ile bağınız tamamen koptu mu?

«Sinemadan ayrılma nedenim zaten ev hanımlığını seçmiş olmamdı. Bu süre içinde ev hanımlığı yaptım, hem de her yönüyle. Bana göre ev hanımlığı bir sanattır. Bu sanat iyi icra edilirse uzun süreli ve mutlu evlilikler ortaya çıkar… Tıpkı iyi bir anneliğin sanat olması gibi. Hepsinde en ince detaya kadar inmek, dantel gibi işlemek gerekiyor. Çok basit gibi gelir ama ben yemek pişirdiğim zaman tencerenin başından ayrılmam. Sofranın tanzimi, yemeğin prezantasyonu çok akılcı olmalı. Belki garip gelecek bir benzetme ama evlilikte de tıpkı sinemada olduğu gibi her zaman, her konuda akılcılık ön planda olmalı. Mutlu evlilik bunları gerektirir.

«Evliliğim sırasında değişik uğraşlar edindim. Bir ara resim çalışması yaptım. Pastel ve yağlıboya çalıştım. Bu resimlerimi birkaç hanımla ortak olarak Fenerbahçe tesislerinde sergiledim. Sonra fotoğraf çekme merakı başladı, içinde bütün aletleriyle bir karanlık odam vardı. Kendim çekip, kendim tab ederdim. İçlerinde oldukça güzel ve ilginç fotoğraflar vardı. Daha sonra fotoğraf merakı yerini cam boyama merakına bıraktı. Şişeleri, kavanozları, bardakları boyayıp boyayıp arkadaşlarıma hediye ettim. Daha sonra dantel ve örgü işi ilgimi çekti. Eve kucak dolusu yün getirir, değişik desenlerde değişik renklerde kazaklar, hırkalar örerdim. Sonra bunları yine arkadaşlara hediye ederdim. Yani tipik bir ev kadını örneği.

«Sonra Lionizm başladı. Şu anda liones olarak çalışıyorum. Bir liones kulübünün birinci başkan yardımcısıyım. 4 yıldır süren liones çalışmaları çok önemli bir zamanımı alıyor. Bu çok yorucu ve koşuşturma gerektiren bir iş. Özellikle dizinin çekimi sırasında bunu iyice hissettim. Uğraşlarım arasında bir de spor var. Baharda tenis, kışın da kayak çok severek yaptığım iki spor dalı. Eşim biliyorsunuz eski milli basketbolculardan… Benim bu spor merakımda elbette eşimin de sporcu olmasının bir etkisi var.

«Sinemadan tamamen koptunuz mu? diye bir soru sordunuz. Sinema ile bağımın kesildiğini söyleyebilirim. Bu 15 yıl içinde bazı film teklifleri geldi. Ama ben bu dizi başlayıncaya kadar sinemayı düşünmediğim için gelen teklif’eri kabul etmedim. ‘Teşekkür ederim unutmamışlar’ dedim ve gelen öylece kaldı. İzleyici olarak ise devam etti. Ben yerli yabancı ayırımı yapmadan elime geçen bütün filmleri ilgiyle ve severek seyrederim. En büyük merakım gece üçlere, dörtlere kadar kitap okumak ve film seyretmektir zaten.»

– Dilerseniz yine sanat yaşamınıza dönelim. S’nemayı bırakmadan önce Sadri Alışık ile birlikte oynamış mıydınız?

«Evet, iki filmde birlikte oynamıştık. Filmlerin tarihlerini hatırlayamayacağım ama isimleri hatırımda. Biri, ‘Ava Giden Avlanır’ koyu bir komedi idi. Öbürü de ‘İftira’ koyu bir dramdı.»

– Sinemada aldığınız ödüller nelerdi?

«Altın Portakal gibi büyük olmasa da birkaç ufak ödülüm var. Benim için çok değerli olan bu ödüllerin hepsini 1968 yılında aldım… 1968 yılı benim altın yılımdı. Aldığım ödülleri şöyle sıralayayım. İlginçtir ki hepsini gazeteciler verdi bana. İstanbul Gazeteciler Derneği’nden, Ankara Gazeteciler Derneğinden, İstanbul Gazetecilik Okulu’ndan ve bir gazeteden ‘Yılın En İyi Sanatçısı’ ödülleri ve Türk Kadınlar Derneğinden ‘Yılın En Hayırsever Sanatçısı’ ödülünü aldım.»

– Başka bir dizi önerisi var mı?

«Şimdilik yok. Olsa da şu anda düşünemeyeceğim bir olay… Ayrıca eklemek istediğim bir şey daha var. Diziyi çok sevdiğim için çok rahat çalıştım. Tüm set çalışanlarının saygıları, sevgileri sonsuzdu. Çok zor bir rol olduğu ve uzun süre kameralardan uzak kaldığım için desteklerine ihtiyacım vardı. Sette bunu gördüm, çok memnun oldum.»

06.08.2020 00:18

Kategoriler:   Kim Bunlar

Yorumlar