Menü

Sema Özcan ve Uğur Güçlü’ye Ne Oldu?

«Yahu Sema sen mesleğini değiştir de makyör ol…»

Bu sözler geçen hafta içinde «Bağdat Yolu» filminin setinde Sema Özcan’a söylendi. Sema Özcan da bu iltifata her zaman olduğu gibi cevap vermedi, gülümsemekle yetindi.

O sırada 1968 SES Sinema Artisti Yarışması birincisi Uğur Güçlü de yüzünün son şekline bakmak için ayna arıyordu. Nihayet bir ayna buldu, kendine baktı ve öylece kalakaldı. Uğur Güçlü şaşırmakta haklıydı, birkaç dakika içinde 30 yıl birden ihtiyarlamıştı. Hem de Sema Özcan’ın eliyle…



«Bağdat Yolu» nun konusu çok enteresan. Çeşitli sebepler yüzünden birleşemeyen bir çiftin uzun yıllar ayrı kaldıktan sonra tekrar bir araya gelişlerinin hikayesi, dram yönü ağır basan bir olay çerçevesi içinde anlatılıyor. Nişanlısından ayrılan ve ondan bir çocuğunun olduğunu bilmeyen baba, yıllar sonra bilmeden öz kızıyla evlenmek istiyor. Ayrı kaldıkları yıllar içinde çeşitli badireler atlatan ve alkolik olan eski sevgilisi çeşitli olaylardan sonra bu evlenmeye engel olur. Öz kızıyla evlenmek üzere olan baba intihar eder, bilmeden babasını seven kız kendini asar.

Filimde Sema Özcan’la Uğur Güçlü’den başka, iki SES finalisti daha oynuyor. Tunç Oral’la, Devlet Devrim. İşin en enteresan tarafı 1938 doğumlu Tunç Oral’ın bu filimde 1942 doğumlu Sema Özcan’ın oğlu rolünde oynaması… Durun daha bitmedi, filimde Sema’nın bir çocuğu daha var. Bu da 1944 doğumlu Devlet Devrim.

Sema Özcan, «yaşlanmak» için sarıya boyattığı saçlarını dağıtmış, gözlerinin altına koyu siyah boyalar sürmüş. Kalemle yüzüne çizgiler yapmış. Uğur Güçlü’ye ise, bir «posbıyık» takılmış. Saçları boyayla beyazlatılmış. Onun da gözlerinde ve yüzünde kalem ve boyayla yapılmış çizgiler var. Çekime başlamadan önce Uğur’la Sema’nın makyajlarını son defa gözden geçiren rejisör Kemal Kan: «Tiyatrodan gelen artistle çalışmak her bakımdan kolay oluyor,» dedi. «Bir defa sahne kültürü aldıkları için ‘oyun’ bakımından hiç bir sıkıntı çekmiyoruz. Sonra Sema Hanım gibi olanların mükemmel bir makyaj bilgisi var. Üstelik Sema Hanım sinemada oldukça eskidiği için sahne makyajıyla perde makyajı arasındaki farkları iyi biliyor, makyajları tam istediğim gibi yapmış.»



Kemal Kan’ın «tiyatrodan gelen artistle çalışmak başka oluyor,» sözünü çekim sırasında daha da iyi anladık. Sema Özcan kamera karşısında gerçekten çok tabii ve rahat hareket ediyor. Tıpkı sahnedeymiş gibi oynuyor. Filimci deyimiyle «boşa negatif harcatmıyordu.»

Bu arada sette gözümüze çarpan bir şeyden de bahsetmeden geçmeyelim. SES yarışmasıyle sinemaya geçen Tunç’la Devlet henüz üçüncü filmini çeviren Uğur Güçlü’ye her bakımdan yardımcı olmak için çırpınıyorlardı.

Son günlerde her çevrilen filim şu, ya da bu sebeple türlü dedikodulara sebep oluyor. «Ezo Gelin» fırtınası dinmeden bu defa da başımıza bir «Bağdat Yolu» ihtilafı çıkacağa benzer. Biliyorsunuz, Saklambaç gazetesi bu adda bir foto roman yayınlıyor. Metro Film’le Kervan Film de bu adda bir filim yapmaya hazırlanıyorlardı. Bu arada yerli sinemanın fazlasıyle işbilir firmalarından «Topkapı Film» hemen aradan sıyrıldı ve yeni çevirdiği filmin adını «Bağdat Yolu» olarak koydu. Filmin eski «Bağdat Yolu» filmiyle bir ilgisi yok, sadece filmin bir sahnesinde alkolik olan Sema Özcan geçimini temin için meyhanelerde çiçek satarken «Bağdat Yolu» şarkısını söylüyor o kadar…

(Alıntıdır. Bkz. http://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1968-tarihli-35-sayisi)

04.09.2020 00:20

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar

  • Yayınlandı: 25 Ağustos 2015 14:03

    Soner Çiftalan

    ne oldu :P