Menü

Şemsi Yastıman ”Şeytan Bunun Neresinde” Türküsü ile Ortalığı Kasıp Kavurdu

– “Sazı, cezaevinin parmaklıkları arkasındaki mahpuslardan öğreniyor, geceleyin evin bacasında saklıyordum. Bacadan çektiğim zaman is içinde çıkardı. Kırşehir’de, babası marangoz olan bir okul arkadaşımdan 35 kuruşa almıştım onu… Saz yapan biri daha vardı: Bıçakçı Ali Usta… Ama yılda bir tek saz yapardı. Sürümü yoktu ki… Saz çalmak günah sayılıyordu adeta. Hapishanede kimse kimseye karışmıyordu. Gönül eğliyorlardı orada. Bir de esrarhanelerde gizli saz çalıyorlardı… Gel zaman, git zaman, Radyo çıktı. Sazın sesi Radyodan duyulunca millet birbirini kırdı. O kadar sevilmişti Türk sazı… Artık her isteyen dilediği gibi saz çalıyordu. Hapishane pencerelerinin önüne gidip mahpusların nasıl mızrap vurduklarını öğrenmemize lüzum kalmıyordu. Biz de ortaya çıkıverdik işte…”

“Şeytan Bunun Neresinde” türküsü ile sahnede, plakta, filmde, radyoda büyük ün yapmış olan Şemsi Yastıman Beşiktaş’ta kuş kafesi gibi dükkanının sazlarla çevrili köşesinde eski hatıralarını yoklıyarak böyle konuşuyordu.

Duvarlar, vitrin, tavan,hevenk gibi sarkan sazlarla dolu idi. Cura, Cura-Bağlama, Bağlama, Divan-Bağlama, Divan denen küçüklü büyüklü bir alay Türk sazı İstanbul’a yer yer dağılmış 4000 kadar halk çalgısının en biçimli örnekleri olarak sallanıyordu.

“Şeytan Bunun Neresinde” Bolu’nun Gerede Kadısı bir yerde sohbet ederken Dertli sazı ile içeri giriyor:

– Selamün aleyküm, diyor.

– Aleyküm selam, diye şuradan buradan sesler geliyor. Ama Kadı’nın yüzü asıktır.

– Bu ne? diye öfkeleniyor… Bu Şeytan işi senin elinde ne arıyor?

Dertli hemen sazı kılıfından çıkarıp kapının dibine oturuyor ve söylemiye başlıyor:

Telli sazdır bunun adı Ne softa bilir, ne de Kadı Bunu çalan anlar kendi Şeytan bunun neresinde?

Venedik’ten gelir teli Ardıç ağacından kolu Hey Allahın şaşkın kulu Şeytan Bunun neresinde?

İçinde mi dışında mı? Göğsünün nakışında mı ? Püskülünün başında mı? Şeytan bunun neresinde?

Birbirinden daha parlak, vurucu kıtalarla bezenmiş olan bu türküyü Şemsi Yastıman bir kitap yaprağında bulmuştur. Ankara’da Esen Parkta oturup dururken rüzgar bir yaprak uçuruyor önüne… Uzanıp alıyor… Bir de bakıyor ki, üzerinde bu mısralar yazılı… Hoşuna gidip besteliyor. Sahnede okuyor. O andan başlıyarak bütün Türkiye’yi sarıyor bu mısralar… Plaklar dönüyor… Sesler çağlıyor… Gevrek bir dut ağacım dörde böldükten sonra her bir parçasını oyup işliyerek sap, kapak, mandal takıp tellerle süsliyerek, cilalayıp parlatarak şıkır şıkır bir gelin gibi ortaya konan Türk sazının Şeytan neresine saklanabilir? Korkusuz, zeki, filozof şair Dertli ile beraber herkes bunu soruyor:

Abdest alsan, aldın demez Namaz kils an, kıldın demez Kadı gibi haram yemez Şeytan bunun neresinde?

Şemsi Yastıman bundan sonra daha birçok türküler besteliyor. Yalnız bestelemekle kalmıyor. Yazıyor da. Halkın gözdesi bir sazcı olunca ilhamı da alabildiğine zenginleşiyor. Yakında plağa vermek üzere olduğu bir destanında on beş ayrı genç kıza on beş dilden seslenmesini biliyor. “Acep Evlensek mi, Evlenmesek mi?” Adını taşıyan bu destanın, -Şimdiye kadar hiçbir halk şairimizde görülmemiş- İngilizce, Fransızca, Almanca mısraları vardır. Yazılması bir yıl sürmüştür.

Şemsi Yastıman ''Şeytan Bunun Neresinde'' Türküsü ile Ortalığı Kasıp KavurduYastıman’ın şimdi sahnelerde okumadığım biliyorsunuz. Toplantılara da katıldığı yoktur. İstanbul Radyosunda ayda iki seansı var. Arada bir öbür radyolara birer band doldurup veriyor. Geri kalan zamanım bir Halk Müziği Konservatuvan değerindeki dershanesinde gençleri yetiştirmekle ve özel atölyesinde saz yapmakla geçiriyor. Yetiştirdiği sazcılar Muzaffer Akgün, Nezahat Bayram gibi ünlü ses artistlerinin çevresini kuşatmıştır, onlara refakat ediyor. Bu arada Amerikanın İllinois şehrinden Ann Kenrod Hundson isimli bir bayan onun öğrencisidir. Iowa Üniversitesi Sanat Tarihi Profesörü Robert Alexander’a saz çalmayı öğretiyor. Fransız, Alman, Norveçli daha başka hevesliler, haftada iki gün ondan saz dersi alıyorlar… Yaptığı sazlardan birini bırakıp ötekini eline alıyor. Kendi kendine çalıyor, öğretiyor,yazıyor.

– “Nerde olsam aklıma gelir mısralar, dedi Yastıman. Geldiği gibi de hemen yazarım.. Ancak dolmuşta sıkıntı çekiyorum. Kağıt kalem çıkaramıyorum. Orada bırakıyor, başka zaman devam ediyorum.”

– “Severek okuduğunuz türkü hangisidir?”

– “Vallahi, ne söylesem yalan… Neşeli bir saatimde, ya da dinleyicilerin çoştuğu anlarda zevkle okur çalarım. Hemşerilerimin bulunduğu mecliste başka türlü çalarım.”

– “Mikrofonda ilk okuduğunuz türküyü hatırlar mısınız?”

– “Ankara Radyosunda memleketimin sesini diie getirmiştim. (Biter Kırşehirin gülleri yine) diye başlar bu türkü… Bu türküyü, rahmetli Sarısözen. Ankara Konservatuvarınıu arşivine almıştır.”

– “Sahnede okumayı neden bıraktınız?”

– “Ne diyeyim bilmem ki…. Eskisi kadar şevkim yok. (Bir at kırk sene koşmaz) derler. Ondan ötürü mü bilmem…”

Kırkım da dört sene aşmış bulunan değerli usta, saz ve söz sanatçısı Şemsi Yastıman evlidir. Canan, Kenan, İnan, Sinan adlarında ikisi kız, ikisi oğlan dört çocuğu var. Dördü de sanata elverişli… Fakat kendisi sazı eline almaya görsün. Hala “Şeytanı Çatlatırcasına” ve “ata biner” gibi çalıyor:

Sağında mı solunda mı? Teknesinde kulpunda mı? Burgusunda telinde mi? Şeytan bunun neresinde?

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/foto-magazin-dergisinin-1966-tarihli-55-sayisi)

31.08.2015 18:31

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar

  • Yayınlandı: 26 Ağustos 2015 12:50

    BUĞRA ÖZ

    türkünün anısı ve sözleri bayağı güzel ve enteresanmıs :D