Menü

Şerif Yüzbaşıoğlu Orkestra Kurdu

«Sundan yıllarca önce Şerif Yüzbaşıoğlu’yla konservatuarda konuşmuştuk. O zaman gencecik bir talebeydi. Hocaları ondan çok ümitliydiler. Avrupa’ya gitmesini, tahsiline orada devam etmesini istiyorlardı. O zaman Şerif de ümitliydi. Parmakları klavyenin üzerinde dolaşırken, hayallere dalar, günün birinde dünyanın en ünlü virtüözlerinden biri olacağını düşünürdü.

Yıllar sonra Şerif Yüzbaşıoğlu’yla bir kulüpte piyano çalarken konuşmuştuk. Konservatuvan bitirmişti. Ama, ne Avrupa’ya gidebilmiş, ne de ünlü bir virtüöz olmuştu. Dertliydi. Sanatını ikinci plana attığı için kendi kendine kahrediyordu. «Ben böyle mi olacaktım?» der gibi bakıyordu yüzümüze. «Para derdi yüzünden istikbalimi teptim,» der gibi derin düşüncelere dalıyordu.

Şerif Yüzbaşıoğlu Orkestra KurduBirkaç yıl sonra Şerif Yüzbaşıoğlu’yla yine karşılaştık. Bir orkestra kurup o sırada yeni bir şöhret olan Erol Büyükburç’la birleşmişti. «Güçlü bir orkestra kurdum, güçlü bir ses buldum,» diyordu. İstanbul Radyosu’na Hafif Batı Müziği Yayınlan Şefi olmuştu. Kendini tamamiyle kaderin rüzgarına terk etmişti. «Ne yapayım?» diyordu. Ben de hafif batı müziğinin en iyisini icra edip, kendimi tatmin ediyorum.»

Birkaç yıl önceydi. Şerif Yüzbaşıoğlu’yla Şan Sinemasında yine karşı karşıya geldik. Terliydi. Koskoca bir orkestraya yönetmişti. Yorgundu, ama saadeti yüzünden okunuyordu. Şeflik imtihanını kazanmış, senfoni orkestrasını başarıyla yönetmişti. «Görüyorsunuz ya, unutmamışım. Yine eskisi gibiymişim,» diyordu. Salondan kulaklarımıza «bis» sesleri geliyordu. İki saat aralıksız orkestrayı yönetmenin yorgunluğu, bu alanda sahneye ilk çıkmanın heyecanı vardı üzerinde. Ama mutluydu.

Birkaç gün evvel Şerif Yüzbaşıoğlu’yla Hilton’da Lalezar’da konuştuk. Devamlı sigara içiyor, yeni orkestrasını anlatıyor, yetiştirdiği şarkıcıları anlatıyor, anlatıyor, anlatıyordu… «Soul müzik yapıyorum,» diyordu. «Artık org çalıyorum,» diyordu. Sonra ilâve ediyordu: «Müzik hakkında bütün bilmek istediklerinizi sorabilirsiniz bana. Halka en ufak bir şey vermek beni mestediyor.»

İşte böyleydi Şerif Yüzbaşıoğlu’nun serüveni. 1932’de doğmuş, kendini bildiğinden beri müzikle uğraşmış, konservatuvarm dört bölümünden mezun olmuştu.

ORKESTRASI

Bugün Şerif Yüzbaşıoğlu orkestrası sekiz kişilik. Grupta bas gitar çalan Uğur Başar, Selçuk Başar’ın kardeşi. 1947’de Ankara’da doğmuş. Ağabeyinden heveslenip gitarist olmuş. Daha önce Erol Büyükburç orkestrasında çalışan Uğur Başar, halen bekar olup caz ve soul’u tercih ediyor.

Orkestrada gitar çalan Muammer Eren ise 1943 Giresun doğumlu. Muammer İktisadi ve Ticari İlimler’de son sınıf öğrencisi. Daha önce Ergun Özer’de çalışmış. Fala çok inanıyor.

Saksafoncu Önder Bali 1940’da doğmuş. Konservatuvarm klarnet bölümünü bitirmiş, Bundan önce Erol Büyükburç orkestrasında çalışan Önder, halen Şehir Bandosu’nda da çalışıyor.

Şerif Yüzbaşıoğlu orkestrasının bateristi Veysel Çadır, daha önce Erol Büyükburç orkestrasındaymış. 1944 doğumlu olan Veysel evli ve bir kızı var.

Orkestranın üç de solisti var. Bunlardan Jale Alpay 1946’da İstanbul’da doğmuş. Daha önce Siluetler’de çalışmış. Balad tarzı müziği seven Jale, Fransız Filolojisinde talebe.

İspanyol tarzı şarkı söyleyen İhsan Taylan yeni orkestrasına, İlhan Feyman orkestrasından geçmiş. 1948’de İstanbul’da doğmuş, 1965’te müziğe başlamış. O gün, bugün de müzikle uğraşıyor.

1.81 boyunda 1950 doğumlu Rober topluluğun üçüncü solisti. Gitar ve bateri de çalabiliyor. Her tür müziği seven Rober, müziğe 1964’te Şerif Yüzbaşıoğlu’nda atılmış.

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1968-tarihli-52-sayisi)

11.08.2019 00:06

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar

  • Yayınlandı: 25 Ağustos 2015 14:03

    MÜSLÜM KOŞAN

    60 ve 70'lerin ses getiren ismi çok başarılıydı çok
  • Yayınlandı: 25 Ağustos 2015 14:06

    GÜLŞAH NAZAR

    çok güzel bi oluşumdu zamanında az dinlemedik.