Menü

Ses Dergisinin Çifte Mutluluğu

Ses Dergisi olarak geçtiğimiz hafta iki mutluluğu, iki onurlu olayı birden yaşadık… Bir yanda Ses’in 23. yıldönümü kutlanırken, öte yanda da geleneksel Sinema-TV Artisti Yarışması’ nın sonuçları belirlendi.

Günler öncesinden başlayan bir hazırlıkla Ses Dergisi, bir gelin gibi süslenip, dört bir yanı çiçekler, balonlar ve konfetilerle bezendi…



Evet, Ses Dergisi 22 yılı devirip 23. yıla giriyordu… O günlerden bugünlere dek yaşayan tek dergi olma kıvancını yaşıyordu Ses… Aynı dirilikte, aynı güzellikte ve aynı ilkeler doğrultusunda yayın yaşamını sürdüren Ses Dergisi, yalnız habercilik alanında değil, gelişen teknik ve fotoğrafçılığa verdiği önemle de önder dergi niteliğini koruyor…

En eski ama en genç olan derginiz Ses, bu mutlu kutlama gününü, yine SES’in ünlü ettiği iki sanatçıyla birlikte paylaşıyordu… Hülya Koçyiğit ile Tank Akan pastanın üzerindeki 22 mumu söndürürlerken heyecandan dudakları titriyor ve gözlerinden mutluluk ışıltıları saçılıyordu…

Bu olayın hemen ertesi günü ise Ses Dergisi, bir başka görkemli tabloya daha sahne oluyordu. Uzun süredir duyurusunu yaptığımız «artist yarışması» için adaylar belli olmuş ve canlı elemenin yapılacağı idarehanemize davet edilmişlerdi. Artık her şey o gün belli olacaktı. Kızlar ve erkekler sabahın erken saatlerinden itibaren dergimize gelerek heyecanlarını yatıştırmaya çalışıyorlardı. Jüri ise tam 12.00’de yerini almıştı. Önce birer birer, ardından toplu olarak lürinin önünden geçen genç adaylar, ter dökerek sanatçıların sordukları soruları yanıtlamaya çalışıyorlardı. Ve dört saatlik bir elemeden sonra finalistler belirleniyordu…



İşte Ses Dergisi, aynı hafta içinde iki mutlu olayı birden yaşarken, okurlarına en iyi hizmeti verebilmenin mutluluğunu ve onurunu bir kez daha tadıyordu…

Sinemamıza yeni yüzler kazandırmak, taze kan getirmek amacıyla dergimizin düzenlediği ve geleneksel hale gelen Sinema-TV Artisti Yarışması son elemelerden sonra sonuçlandı. O gün alışılagelmişin dışında bir gün yaşanıyordu dergide…

Sabahın erken saatlerinde dergimize gelen yarışmacılar, büyük bir heyecan içerisinde yarışmanın yapılacağı saati bekliyorlardı. Ünlü sanatçı Selda Alkor, tüm yarışmacıların heyecanlarını dindirmek için onlarla birlikte olarak, yarışma hakkında bilgiler verdi. Daha sonra finale kalan tüm yarışmacılar rol kabiliyetlerini göstermek amacıyla, kamera karşısına geçerek kısa olarak belirlenen rollerini oynadılar.

Özellikle bayan yarışmacıların bu beklemeleri sırasında oldukça heyecanlı oldukları gözleniyordu. Gerek giyimleri, gerekse makyajları ile titizlikle ilgileniyorlardı. Tek düşündükleri bir an önce jürinin önündeki sınavı başarıyla vermek ve iyi bir derece elde etmekti.

Nihayet beklenen an gelip çattı… Yarışma başlamak üzereydi. Jüri üyeleri yerlerini almıştı. Yarışmacılar kendilerine verilen sıra numarasıyla jüri önüne çıkmaya başladılar… Jüri üyeleri yarışmacıların doldurduğu formlara göre, sinema hakkındaki görüşlerini almak amacıyla sorular soruyor, rahat olup olmadıklarına, konuşma tarzlarına göre de puan veriyorlardı.

Bütün yarışmacılar jüri önünden geçtikten sonra sıra sonucun açıklanmasına gelmişti. Verilecek kararlar sonucu, yarışmayı kazanacak yarışmacıların önünde geniş ufuklar açılacağı muhakkaktı. Bunun bilincinde olan yarışmacılar, iki kat bir heyecanla sonucu bekliyorlardı. Nihayet yarışmanın sonuçları açıklandı. Kızlarda Sibel Sararer birinci, Çiğdem Günay İkinci, Hatice Balazümbül ise üçüncü olmuştu. Erkeklerde de Sabah Ayşavkı birinci, Cengiz Pamuk İkinci, Mustafa Kocabaş ise üçüncülüğü kazanmıştı.



Yarışmada derece alanların sevincine diyecek yoktu. Sevinmeleri haklarıydı. Saatler süren beklemelerin sonunda derece elde edebilmek, oldukça mutluluk verecek bir şey olsa gerekti. Yarışmada dereceye giremeyenler ise, «Gelecek yarışmaya» diyerek yarışmayı kazanan arkadaşlarını kutluyorlardı. Yarışma bazılarına göre mutlu bir sonla, bazılarına göre ise biraz üzüntülü olarak sonuçlanmıştı. Ama bu yalnızca bir yarışma idi ve kazanmak da kaybetmek de vardı…

Bundan sonrası iş onların kişisel kabiliyetlerine kalıyor. Film şirketlerinden gelen teklifleri değerlendirecekler ve Yeşilçam sokaklarında ünlü birer oyuncu olabilmek için mücadele edecekler. Bu mücadeleden başarılı çıktıkları taktirde de sinema afişlerinin en üst sıralarına adlarını başarı ile yazdıracaklar… Bundan sonraki yaşamlarında basarılar dileriz…



Bir yarışma daha son buldu. Kazananlarla kaybedenler bir sevgi yumağı oluşturmuş, birbirlerini tebrik ediyorlardı. Jüride bulunan ünlü sanatçılar, yarışmacıların bir bölümünü teselli ederlerken, bir bölümünü de öpücük yağmuruna tutuyor, sinema yaşamlarında başarılar diliyorlardı… Selda Alkor, Tarik Akan, Hale Soygazi, İstanbul TV. Müdürü Atalay Akçalı, Cüneyt Arkın, Ses Dergisi Yazı İşleri Müdürü Ayda Kantar ve Hayat Dergisi Yazı İşleri Müdürü Tuna Serim’den oluşan seçiciler kurulu, titiz ve uzun bir seçimden sonra Türk sinemasının ve televizyonun yeni yıldızlarını belirlerken, yüzlerindeki yorgunluk ifadesi, final mutluluğuna dönüşüyordu…

Bu arada İstanbul Televizyonu’ndan bir ekibin, gelip, yarışmayı görüntülemesi ise hem yarışmacılar hem de bizler için bir sürpriz oldu. Altı kız ve altı erkekten oluşan 12 yarışmacı genç, önce deneme filmi için video karşısına çıktılar, sonra da televizyon kameraları karşısında ter döktüler.

Değerlendirmeler yapılıp sonuçlar açıklandığında Ses Dergisi adeta bir bayram yerini andırıyordu…

(Alıntıdır.Bkz:http://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1984-tarihli-48-sayisi/)

30.09.2020 18:47

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar