Menü

 

Sevim Baban

Hazır giyim ve mankenlik müessesesi Faize Sevim Modaevi ile kuruldu diyen Sevim Baban’ın bir çağrısı var…

-Kısaca mesleğe nasıl atıldığınızı anlatır mısınız Sayın Sevim Baban?

-“Ankara Devlet Tiyatrosu’nda ablam Faize ile sanatçı olarak çalışıyorduk. İlk eşim Tekin Akmansoy’dan ayrıldıktan sonra Avrupa’ya gidip mesleki, araştırmalar yaptım. Sonra da dönüşümde abla kardeş Ankara’da ilk modaevini kurduk”

-Modaya ilginiz tiyatro kostümlerinin hazırlanışından mı kaynaklanıyordu?

-“İkimiz de kendi dikişlerimizi kendimiz dikerdik. Giydiğimiz her elbise de çevremizde çok beğenilirdi. Modelleri kendimiz yaratırdık. Sonra babamın açtığı şapka dükkanında çalışmaya başladık 1950 senesinde. Tiyatronun şapkalarını yapıyorduk. Yani işe şapkacılık yaparak başladık. Ama dikişi ana ocağında öğrendik. Çünkü annemiz terziydi. Özel bir eğitime tâbi tutulmadık.”

-İstanbul’a gelişiniz hangi yıla rastlıyor?

-“1962 yılında İstanbul’da flaş olarak çıktık. Biz çıktığımız zaman ünlülerin giyindiği bir modaevi yoktu. Sadece eski terziler vardı. Vakko bile bizden sonra kuruldu. Hazır giyim ilk defa bizimle başladı. Büyük sükse olduk.”

-Faize-Sevim kardeşlerin giydirmediği ünlü hemen hemen yok gibi. Çok isteyip de giydiremediğiniz bir sanatçı var mı?



-“Behiye Aksoy’u giydirmek isterdik. Şahsen kendisini çok seviyoruz. Ama yanlış anlaşılmasın sanatını seviyoruz. Vücut yapısı olarak bize birşey ifade etmezdi. Ancak onu da sevdiğimiz bir meslektaşımız Mualla giydirirdi. Bu arada şunu da belirtmek isterim ki, çok eskiden bir mecmuada röportajımız çıkmıştı “Ünlüler Nereden Giyiniyor?” diye. 52 hafta sürdü bu dizi röportaj. Biz 50 hafta ünlülerin giyindiği modaevi olarak dergide yer aldık. Maalesef geri kalan iki haftayı da Mualla hanım aldı. Kendisi çok sevdiğimiz, takdir ettiğimiz müstesna bir insandır.”

-Bildiğimiz kadarıyla siz de ünlüleri sadece giydirmekle kalmadınız manken olarak da podyuma çıkardınız. Hangi yıldı hatırlıyor musunuz?

-“Biz 1951 yılında şapka dükkanımızın defilelerinde sanatçıları podyuma çıkardık, übeyde hanım -“İlk ben” diyor. Bu yıldan önce çıkarmışsa bilemiyorum. O zamanlar çıkardığımız ünlüler arasında Yıldız Kenter’i, Günseli Başar’ı, Ayten Gökçer’i, Ayten Alpman’ı, Gönül Yazar’ı sayabilirim. Ayrıca dernek yararına düzenlediğimiz defilelerde Ajda Pekkan, Hülya Koçyiğit gibi pek çok ünlüler mankenlik yaptı.”



-Sadece ünlü sanatçıları mı giydirdiniz?

-“Hayır, ünlüler deyince akla hep yıldızlar geliyor. Oysa biz gerçek kraliçeleri, prensesleri de giydirdik, halen de giydiriyoruz, örneğin Suudi Arabistan Kralı Sayın Faysal’ın eşi Melike İffet hanımın gardrobunu hazırladık. Yine Ürdün Kralı’nın annesi Zeyn Hanımefendi’ye kostümler hazırladık. Bunun dışında pek çok yabancı şeyhin haremindeki eşlerine, konteslere dikiş diktik. Ayrıca biz olay yaratan defileler yaptık. Daima yeniliğin öncüsü olduk. Ne var ki, modaevini kurduğumuz yıllarda manken yoktu. Tanıdığımız aile kızlarını rica minnet çıkartıyorduk podyuma. O güne kadar sadece Olgunlaşma Enstitüsü’nün amatör talebeleri vardı. Ancak devamlı defileler yaptığımız için her dakika rica etmek zor oluyordu. Sonra ücret teklif ederek çevremizdeki güzel kızları profesyonel manken yaptık. Yani Türkiye’de mankenliğin başlangıcı Faize – Sevim defileleriyle olmuştur.”

-32 yıllık meslek hayatınızda unutamadığınız bir anınızı anlatabilir misiniz acaba?

-“İki kardeş İstanbul’da da bir şube açmaya karar verdik. Ve Faize Ankara’daki mağazanın başında kaldı, ben de İstanbul’a gelerek Taksim gezisindeki ilk mağazayı açtım. O sene kareli ketenden önünde siyah fiyonklu bir elbise ile bolerolu, altı piliseli üstü sırf yapma çiçeklerle işlenmiş iki kostüm çıkardık. Bu tuvaleti birkaç tane yapabilmiştik. Sonra herkesin üstünde aynı tuvalet görülsün istemiyorduk. İlk kez Belgin Doruk geldi. Kıyafeti beğendi ve aldı. Arkadan Fatma Girik geldi aynı tuvaleti beğendi. Belgin Doruk’a sattığımızı söyledik önemsemedi ve satın aldı. Derken Ajda Pekkan geldi ve ”Kim giyerse giysin ben bunu istiyorum” dedi ve ona da yaptık. Ondan sonra Hülya Koçyiğit geldi aynı tuvaleti ısmarladı. Ardından Nebahat Çehre geldi o da sipariş verdi. ”Mektep çocukları gibi bir örnek olacaksınız” dememe rağmen Gönül Yazar da sipariş verdi. İki kostümün bile bile birçok yıldız tarafından giyilmesi o zamanlar büyük olay olmuştu. Hiç unutamam.”



-Faize-Sevim Modaevi’nin 20. kuruluş yılı geçtiğimiz günlerde kutlandı. Bu 20 yılda hiç ekonomik kriz geçirdiniz mi?

-“Büyük badireler atlattık. Sipariş üzerine çalıştığımız sırada oldu bu krizler. Şimdi hazır giyim yapıyoruz. Houte Couture tarzı konfeksiyona dönüştürdük. Bir de ünlü yıldızlar bizi krize soktu. Çünkü onlar sadece ısmarlamasını bilirler. Para ödemeye gelince ortadan yok olurlar. Bu yüzden eskisi gibi dikiş dikmiyoruz ünlülere. İsteyen gelip hazır tuvaletlerden satın alıyor. Çünkü emeğimizin karşılığını alamıyoruz.”

-Geldik dizimizin anlamını kazandıran soruya. Size göre en şık giyinen sanatçılar hangileri?

-“Bize göre hiçbir zaman eskimeyen her zaman taze her zaman şık tek sanatçı Gönül Yazar’dır.”

-Peki Sevim hanım iki kardeş niçin ayrıldınız?

-“Biz pederşahi bir aileyiz. 1975 yılında iki kardeş mağazaları paylaşmaya karar verdik. Ankara’daki mağaza Faize’nin İstanbul’daki de benim oldu. Sonra kızım Alev’de bizim mesleğe çok alakalı olunca İstanbul’da onun adına Modart diye ikinci bir hazır giyim firması kurduk.”



-Türk modasına hizmet eden iki kardeşin acaba bir mesajı var mı?

-“Evet. Kızımız Alev Esen’in yaşıtlarıyla stilistler derneği adı altında örgütlenmesinden çok büyük memnunluk duyduk. Niçin bizim gibi eski terziler de örgütlenmesin? Niçin bir dernek kurup elbirliği yaparak gövde gösterisi yapmasın? Birleşelim. Lütfen bunu büyük puntolarla başlığa yazın. Hep birlikte elele verip tıpkı Paris’te olduğu gibi galalar yapalım. Dünyanın en ünlü firmaları aynı defilede yer alıp olay yaratıyorlar. Niçin biz eski terzilerin böyle büyük olayları olmasın? Tek tek defile düzenlemek kişisel şöhreti artırıyor. Ama bundan sonra bizim şöhrete ihtiyacımız yok. Adımızı Avrupa’da Amerika’da başarıyla duyurmak görevimiz. Lütfen birleşelim. Bir dernek kurup örgütlenelim. Gençlerimiz nasıl yapıyor? Ayrıca bu mesajı iletebilme fırsatını bize verdiği için de teşekkür ederiz ŞEY gazetemize.’’

-Biz teşekkür ederiz Sayın Sevim Baban…

(Alıntıdır.Bkz:https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/sey-dergisinin-1984-tarihli-13-sayisi/)

20.08.2020 22:09

Kategoriler:   Kim Bunlar

Yorumlar