Menü

Şöhretlerin Kocaları Nasıl Yaşamak Zorunda?

“Sesinize aşık oldum. Size imzalı bir fotoğrafımı yolluyorum… Sizden de bir imzalı resminizi istiyorum… Tasvirinizi ve imzanızı kalbimin üstünde taşıyacağım.”

“Sesiniz beni büyüledi… Sizinle evlenip mutlu bir yuva kurmak istiyorum. Acele cevap beklerim…”

Postacılar, bu cümlelerle yüklü yüzlerce mektubu, yüzlerce türkücü ve şarkıcının evlerine taşır dururlar. Mektupların “ilan-ı aşk” cümleleri hep bir “imzalı fotoğraf” ile başlar. Sanatçılar bu mektupları kanıksamıştır artık. Evli olanlar, kocaları ile başbaşa okudukları satırlara gülerler… Bekarların gönlünden bir “belki” kelimesi bile geçmez.

Şöhretlerin Kocaları Nasıl Yaşamak Zorunda?Ancak, bir şarkıcı, bu mektuplardan birine gülüp geçmemiş ve kapısına bırakılan mektubu belki yüz defa okuyarak, “evet” demiştir.

Bu şarkıcı, bir zamanlar ve hala Ankara Radyosunda “ney sesli” diye tanınan Nevin Demirdöven”dir.

Bir gün postacı Nevin Arınık’a (Kızlık soyadı) bir mektup uzatmıştır… Mektup, klasik arzu ile (bir imzalı fotoğrafcık) başlıyor, pek romantik bir istek ile (evlenme teklifi)bitiyordu. .. İmza: Üsteğmen Hasan Demirdöven’di.

Nevin Arınık, bu mektuba “evet” cevabını verebilmek için günlerce düşündü. Sonra, ürkek cümlelerle şu satırları yazdı:

– “Mektubunuzu aldım… Sizinle tanışmak isterim… Ankara’ ya gelirseniz, bu tanışma gerçekleşebilir… Geleceğiniz günü bana bildirin… Sizi garda bekleyeceğim… Göğsünüze bir kırmızı karanfil takarsanız, sizi kolaylıkla tanıyabilirim… “Hasan Demirdöven göğsüne “kırmızı karanfil” taktı. Ve ayın sonunda da, parmaklarına saadet halkaları. Bu “okuyucu-dinleyici evlenmesi” Türkiye’de ilk defa oluyordu…

Şöhretlerin Kocaları Nasıl Yaşamak Zorunda?Şarkıcılar ve türkücüler çoğunlukla iki türlü eş seçerler… Bazıları, “İlk göz ağrıları” ile evlenirler. Bazıları da, “kızı kendi haline bırakırsan, ya davulcuya, ya zurnacıya kaçar” sözü uyarınca, ya bir kemancıya, ya da bir bağlamacıya varırlar. Bu arada, evliliği birkaç defa deneyenler de vardır. Ancak, bunların sayısı azdır.. Şarkı ve türkücüler, evlerine, eşlerine bağlıdır.

İlk göz ağrıları ile evlenenler ve nişanlananlar şunlardır: Sevim Tanürek, NesrinÜnal, Nezahat Bayram, Radife Erten, Ayla Büyükataman, Necla Erol, Ülkü Yörükoğlu, Emel Sayın, Müzeyyen Yıldızdoğan, Fikret Kozinoğlu, Nesrin Sipahi, Muzaffer Akgün, Feriha Tunceli, Nurten İnnap, Berin Erbay, Sevim Şengül…

Şarkıcı, türkücü, çalgıcı ve spiker ile evlenenler ise şöyle sıralanabilir: Afife Ediboğlu Baki Süha Ediboğlu, Yıldız Ayhan-Ahmet Gazi Ayhan, Ayla Gürses-Yıldırım Gürses, İnci Atalay-Burhan Atalay, Behiye Aksoy-Halil Aksoy, Mefharet Birtan-Muzaffer Birtan, Müzehher Güyer-Ekrem Güyer Fahire Fersan-Refik Fersan, Sevim Deran-Erol Deran, Cemile Cevher-Ali Akber-Neriman Tüfekçi-Muzaffer Sansözen (ve Nida Tüfekçi), Çevriye Ceyhun, Ragıp Tanju, Ulviye Taşken-Ziya Taşkent, Safiye Tokay Hamdi Tokay…

Bu liste uzayabilir… Bu sanatçıların bir kısmı mutlu hayatlarını sürdürürken, bir kısmı ayrılmışlardır. Bazı kocalar ölmüştür…

Şöhretlerin Kocaları Nasıl Yaşamak Zorunda?Sanatçıların birbirleriyle evlenmelerinin sebebi, aynı çevrede büyümeleri, yetişmeleri, birbirlerini iyice tanımalarıdır. Hele bazı çalgıcı kocalar, şarkıcı ve türkücü eşlerine hem koca, hem hoca olmuşlardır. Koca, çalgıcı ise, karışma sahnede ve radyoda eşlik eder… 3-4 adım arkasında saz çalar… Yok koca, “dışarıdan” gelmişse, bu sefer “kulis”te ve yine 5-6 adım geride bekler… Şarkıcılarla evlenen kocaların-birkaçı ayrı tutularsa- kaderi budur.

Kocalar, şarkıcıların ve türkücülerin hem organizatörleri, hem arkadaşları, hem koruyucuları, hem de erkekleridir.

“İlk göz ağrıları” ile evlenen sanatçılar henüz meşhur olmadıkları için, sevdikleri erkekte bazı meziyetler aramazlar.. Ancak işin ilgi çekici yanı, şöhretli günlerde de o ilk göz ağrıları eşlerine mahçup olmazlar.

Şöhretlerin Kocaları Nasıl Yaşamak Zorunda?Şarkıcı ve türkücülerle evlenen erkeklerin, eşlerinin organizatörlüğünü, bazan şoförlüğünü, koruyuculağunu yapmaktan gayrı görevleri de vardır. Mesela, mektuplara cevap vermek, mesela telefonları açmak, mesela basınla ilgisini sağlamak.

İlk göz ağrılarıyla evlenen sanatçılar eğer “pek fazla meşhur” değilseler, kocalarının soyadlarını alırlar… Mesela , Behiye Tetiker, udf Halil Aksoy’ın soyadını almıştır. Sevim Erdi de, eşinin soyadını almış ve Sevim Deran olmuştur. Buna karşılık, ozaman biraz meşhur olanlar, eşlerinin soyadını kendi soyadlarına eklemişlerdir: Sevim Tan, Sevim Tanürek, Cemile Cevher, Cemile Cevher Çiçek…

Şimdi sizlere, ilk göz ağrıları ile evlenen şarkıcı ve türkücülerden birkaçının hikayesini anlatıyoruz:

Haluk Akgün, Muzaffer Akgün’ü nasıl görüp beğendiğini ve nasıl evlendiklerini şöyle anlatıyor:

1946 yılında Haluk Akgün muazzaf subay ve yakışıklı bir asteğmen Muzaffer Akgün ise aynı tarihlerde Ankara radyosunda okuduğu türkülerle bütün dinleyicileri sesine hayran bırakan çekingen bir genç kız.

Haluk Akgün o zaman soyadı Kıvılcım olan Muzaffer’i dinlerken bir tuhaf oluyor, sonra Ankara’da bugünkü kadar kalabalık değil.

Kalp, sesi çekmiş tanışmışlar ve evlenmeye karar vermişler.

Şöhretlerin Kocaları Nasıl Yaşamak Zorunda?– “O tarihlerde asteğmen olduğum için” diyor Haluk Akgün ve şöyle devam ediyor: “Zonguldak’ın Kilimli bucağında görev yapmaktaydım. O zaman üsteğmen olmadan nikah kıymak yasaktı. Bu yüzden gizli sivil nikah yapacaktık. Yıldırım nikahının bütün muamelesi tamamlandı, iş Muzaffer’in Kilimli’ye gelmesine kaldı. Fakat. Muzaffer bir türlü radyodan iziz alamıyordu. Nitekim nikah günü gelemedi de. Bu defa biz, ben ve yüzbaşım Haşan Bey’le bucak müdürünün karşısına oturduk Haşan Bey Muzaffer’in yerine soruları cevaplandırdı onun yerine imzayı attı ve ben de böylece Muzaffer’le evlenmiş oldum.”

Sonra subaylıktan ayrılan Haluk Akgün bir süre gazetecilik yapmış ve Tayfun reklamın başına geçmiştir. “Ben eşimin menaceri değilim” diyen Akgün onun hiç bir işine karışmadığını sözlerine ekliyor.

Sevim Tanürek’in eşi Ahmet Ürek 1955 yılında daha radyoda okumaya başlamadan tammış Sevim’i.

Mahalle komşusu imişler, kendisi yedek subaylıktan henüz terhis olmuş ve Maliye Bakanlığındaki görevine başlamış. Her gün dairesine gidip gelirken Sevim’i balkonda görürmüş. Sevim Tanürek o zamanlar Fahri Kopuz’dan ders alırmış.

Günler geçmiş, Ahmet Ürek geçerken balkondan çiçekler atılmaya başlanmış. Flört ve randevular bunu izlemiş. Aileler birbirileriyle görüşmeye başlamışlar.

Mesleği o yüzden bıraktığını söyliyen Ahmet Ürek, ”14 yıllık memuriyetten sonra işimden ayrıldım şimdi ticaret yapıyorum. Eşimin bütün reklam, angajman, konser ve radyo işlerini ben takip ederim. Kendisiyle daima beraberim hiç bir zaman ayrılmam” diyor.

1956 yılında henüz çiçeği burnunda bir havacı subayı olduğu sırada radyodan sesini duyup hayran olduğu Mediha Demirkıran’la evlenmesini ise eşi İhsan Demirkıran şöyle anlatıyor: “O zaman Eskişehir’de görevliydim. Ankara’ya gittiğim bir gün kendisini görmek istedim ve çalıştığı yere gittim. Görünce yüzü de sesi kadar hoşuma gitmişti. Nasıl tanıştığımızı şu anda hatırlayamıyorum.”

İhsan Demirkıran Mediha Demirkıran’a menacer gibi olmamakla beraber yardımcı olmaya çalıştığım gazinolardaki ve diğer çalışmalarında maddi manevi yardımda bulunduğunu söylüyor ve çok sevdiği mesleğinden de bu yüzden ayrıldığım sözlerine ekliyor.

Şöhretlerin Kocaları Nasıl Yaşamak Zorunda?Nesrin Sipahi’nin Aldemir Sipahi ile evlenmesi de bir başka türlü olmuş. Bundan 10 yıl evvel Aldemir’in Ankara’da bir ayakkabı dükkanı varmış. Bu arada taksitle satış da yaparmış. O sene şarap rengi ayakkabı modası varmış. Nesrin Sipahi bir gün dükkana gelmiş ve bu renk ayakkabı istediğini söylemiş. Bütün ayakkabı kutuları aşağı indiği halde Nesrin’i memnun etmek mümkün olamamış. Tam dükkandan çıkacağı sırada vitrinde istediği ayakkabıyı görmüş ve 10 taksitte satan almış.. Her ay 10 lira getiriyormuş. Beşinci ayda bir aksama olmuş ve taksit gecikmiş bunun üzerine Aldemir bu müşteriye bir daha ayakkabı satmamak kararı almış fakat bu sırada Nesrin ortaya çıkmış taksidi getirmiş Aldemir’de nasıl olduğunu anlıyamadan kendisine evlenme teklif etmiş.

Evlenmişler Aldemir sözünde durmuş müşterisine bir daha ayakkabı satmamış ve Nesrin’de geri kalan taksitlerden kurtulmuş, Daha sonra işini bırakarak doğrudan doğruya eşinin organizatörü, menaceri gibi hareket etmeye başlamış. Aldemir Sipahi, Nesrin Sipahi’yi berbere dahi kendisi götürür telefonlara daima kendisi çıkar.

Perihan Sözeri’nin Emin Süzeri ile evlenmesi ise 1945 yılına rastlar. Emin Sözeri o zamanlar Etibank’ta çalışıyordu. Perihan Sözeri ile tanışmalarını şöyle anlatıyor: “Ankara’da Sıhhiye’de otururduk. Hanımında evi 100 metre ilerdeymiş. Radyoda sesini duyar çok beğenirdim ve kendisini uzun boylu sarışın bir insan olarak tasavvur ederdim. Bankada çalışan Semih Sergen’in kardeşi de radyoda çalışıyormuş. Bir gün birlikte radyonun kantinine gittik ve tesadüf Perihan’la orada tanıştık.”

Kısa bir tanışma devresinden sonra Emin ve Perihan evlenmişler ve bu arada Emin Sözeri yedek subaylığım yapmış ve İstanbul’a gelme meselesi ortaya çıkmış. Önceleri bunu istememiş Emin Sözeri fakat sonra işinden ayrılıp İstanbul’a gelmeye razı olmuş.

Bu yazıdan sonra, sanatçılardan önce imzalı resim isteyip sonra ilan-ı aşk eden hayranlara bir iki tavsiyemiz olacak…

Yeni ve genç seslerle evlenmek mi istiyorsunuz?… Tatlı, samimi bir mektup yazın… İlan-ı aşk edin… Ancak, “evlenmeniz için” ihtimal milyonda birdir.

Genç şarkıcı ile aynı mahallede ev tutun… Gözgöze gelirseniz , evlenirsiniz… İhtimal yüzde 10 dur…

En sağlam ihtimal ise, bir saz çalmasını öğrenip radyoya girmektir…

… Ve bir gün gelir siz de şarkıcı ve türkücü kocaların listesine girersiniz…

(Alıntıdır. Bkz. http://www.tozlumagazin.net/shop/urun/foto-magazin-dergisinin-1966-tarihli-55-sayisi)

01.09.2015 09:59

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar

  • Yayınlandı: 26 Ağustos 2015 10:36

    Nuri Arslantaş

    yan gel yat osman :D