Menü

Sophia Loren Düğün Bekliyor

SoSophia Loren'in Düğünüphia Loren, kendisini şöhrete ulaştıran Carlo Ponti’yi çok seviyor. Onun yanında olduğu zamanlar, kendini dünyanın en mutlu insanı addettiğini söylüyor. Genç kadın, karşısına çıkan binbir türlü zorluğa rağmen, sevdiği erkekten vazgeçmiyor. Carlo Ponti de, Sophia’nın uğruna İtalyan vatandaşlığından çıktı, din adamlarının kendisini afaroz etmelerini önemsemedi.

SURATI buruş buruştu. Derin bir «Oh» çekti. Başını oturduğu koltuğun arkalığına yaslayıp gözlerini kapadı.

Laf olsun diye:

-«Çok mesut görünüyorsun.» dedim.

O, benim bu sözlerimi ciddiye almıştı. Hemen doğruldu. Beyaz ihtiyar maskesinin altında kara gözleri yirmi yaşında bir genç kızınki kadar parlak ve hayat doluydu.

-«Elbette çok mesudum» diye söylendi. «Ama nihayet ben de bir insanım. Her dakika kendimi aynı derecede mutlu hissetmeme imkan yok. Başka türlü de gerçek saadetin manası anlaşılamaz…»

-«Peki, ya Carlo nasıl?»

-«Çok şükür iyi…»

sophia lorenBu sözleri, kocası bir iş seyahatine çıkmış olan ve sevildiğini gayet iyi bilen bir evli kadın edasıyla söylemişti. Oysa, ünlü yıldız Sophia Loren ile prodüktör sevgilisi Carlo Ponti’nin hemen hemen on yıldır bir yuva kurabilmek için bitmek tükenmek bilmeyen bir mücadeleye giriştiklerini bilmeyen yoktu. Bundan 3 ay önce Carlo Ponti’nin Fransız tabiiyetine geçmesiyle bu dramın hayırlı bir sonuca bağlanacağı tahmin edilmişti. Fakat ne çare ki, aradan günler geçtiği halde evlenme hazırlıklarına başlanmamıştı. Resmi makamlar, din adamları, kararlarından bir türlü caymıyorlardı.

Sophia Loren’i «Lady L» nin setinde ziyaret ettiğim zaman genç kadın belki de hayatının en buhranlı devresini yaşamaktaydı. Her gün kamera karşısında yaşlı bir kadın kılığına bürünüp onun dünyasını yaşamak da cidden zordu. Sophia :

-«Bir daha yaşlı kadın rolüne çıkmayacağım,» dedi, «Bir tecrübe yeter. Bu yüzü bir daha elli sene sonra görmek istiyorum. Makiyajcı nasıl başarmışsa başarmış, beni tıpkı büyük anneme benzetmiş. İhtiyarladığım zaman yüzümün bu şekli alacağını biliyorum. İnşallah, elli yıl sonra bu resimleri görenler ‘Bizim ihtiyar Sinyora Ponti’nin resimleri’ derler… »

Ünlü yıldız, resmen Bayan Carlo Ponti olabilmek için her türlü fedakarlığa katlanmaya razıydı ve şimdiye kadar da bu uğurda elinden geleni yapmıştı.

Sophia, birkaç saniye sessizce beni süzdükten sonra:

-«İçinden geçenleri biliyorum,» dedi, «fakat bana fazla sual sorma. Şimdilik hiçbir şey bilmiyorum. Carlo, karısının boşanmaya razı olmasını bekliyor. Nikahı feshedilir edilmez evleneceğiz. Bu iş ne kadar sürer bilemiyorum. Belki birkaç gün sonra her şey halledilir. Belki aylarca hatta yıllarca bekleriz.»

Carlo Ponti, Fransız tabiiyetine geçtiğine göre acaba evlendikten sonra Sophia da Fransız tabiiyetine mi geçecekti yoksa İtalyan tabiiyetinde mi kalacaktı?

«Bu mesele beni çok düşündürüyor.» dedi, «Fakat zamanla insan her şeyi unutuyor. Mesela eskiden Carlo’yla nikahsız yaşamak beni çok üzerdi. Şimdi alıştım. Benim için de artık Carlo’dan başka hiçbir şeyin önemi yok…»

-«Çocuğunuzun olmasını ister miydin?»

-«Hem de nasıl. Evlenmeden önce çocuğum olsa da mesele yok. Zaten böyle şeyler önceden planlanamaz. Çocuk, filme benzemez. Üstelik, filmden de çok önemlidir. 1963 yılında bir çocuğum olacaktı. Fakat elimde olmayan sebepler yüzünden onu kaybettim. Müthiş bir şeydi bu… Eğer günün birinde anne olursam, kendimi dünyanın en mesut kadını sayacağım. Bir çocuk uğruna 10 filmi feda etmeye hazırım.»

-«Peki Carlo da aynı fikirde mi?»

-«Tabii… Tabii…»

Sophia Loren ile Carlo Ponti, iş icabı sık sık ayrı kalıyorlardı.

-«Arada telefonlaşıyor musunuz?» diye sordum.

-«İkimiz de Avrupa ülkelerinde olduğumuz zamanlar günde iki kere konuşuruz. Birimiz Amerika’da olursak ancak günde bir kere konuşabiliyoruz.»

-«Peki telefonda neler konuşursunuz?»

-«Her şeyi, Carlo bana neler yaptığını anlatır, ben de ona kendi başımdan geçenleri söylerim.»

-«Sence Carlo, idare edilmesi kolay bir erkek midir?»

-«Evet. Birbirimizden sık sık ayrı kaldığımız için tekrar karşılaştığımız zamanlar, yeni buluşan sevgililer gibi heyecanlanıyoruz. Uzun yıllar bir çatı altında yaşayan çiftler ekseriyetle birbirlerinden sıkılmaya başlarlar. Biz sıkılmaya vakit bulamıyoruz. Carlo benim hem sevgilim, hem de en büyük koruyucumdur.»

-«Hala Carlo’nun himayesine muhtaç mısın?»

-«Tabii. Carlo’nun beğenmediği senaryoyu ben de beğenmem, Eğer o bir filmde oynamamı isterse rolü mutlaka kabul ederim. Onun her zaman benim iyiliğimi düşündüğünü bildiğim için Carlo’nun fikrini almadan kendi başıma bir iş yapmaya kalkışmıyorum.»

Carlo Ponti, Fransız tabiiyetine geçmek için bir hayli uğraşmış ve akla hayale gelmez usullere baş vurmuştu. İşi İtalyan marka arabasını satıp yerine iki Fransız malı Citroen alacak kadar ileri götürmüştü. Bu arabaların biri Paris’te, diğeri de Roma’da duruyordu. Ünlü rejisör bu kadarla da kalmamış, Paris’in en lüks semtlerinden birindeki (Champs Elysees’de) apartmanlardan birinin üç katını birden satın almıştı. Carlo, her haliyle gerçek bir Fransız vatandaşı olmak istiyordu ve bunu da başarmıştı. Sophia bunları anlatırken gözleri sevinçle parlamıştı. Sophia’nın herşeye rağmen Carlo’yu çok sevdiğine o gün bir kere daha inandım. Fakat dediği kadar mutlu değildi.

Sophia Loren ile film çeviren rejisörlerin hepsi ona aşık olmuştur. Hatta bir keresinde Jean Negulesco, onun uğruna karısından ayrılmaya kalkmıştı. Sophia, her defasında olduğu gibi Jean Negulesco’ya da saçma düşüncelerden vazgeçip evine dönmesini tavsiye etmişti. Jean Negulesco gibi rol arkadaşlarından Cary Grant, Peter Sellers ve Tony Perkins de onun cazibesine kapılmışlar ve genç kadın her defasında onlara aynı sözleri tekrarlamak zorunda kalmıştı.

sophia lorenKarşımda oturan kadına son bir kere daha dikkatle baktım. Her bakımdan mesut olmaya layık bir hanımefendiydi. Uğradığı haksızlıklara kahramanca göğüs germesini bilmişti ve bundan sonra da bilecekti…

Carlo Ponti, Fransız tabiiyetine geçtiği zaman herkes, artık sevgililerin evlenmelerine bir mani kalmadığını zannetmişti. Aradan haftalar, aylar geçtiği halde, düğün tarihi ilan edilmedi. Bu gidişle Sophia’nın hayranları onun gelinlik giymesini daha çok bekleyecekler demektir.

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1965-tarihli-22-sayisi)

11.08.2019 12:36

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar

  • Yayınlandı: 26 Ağustos 2015 13:56

    Kaya Sinan

    şimdi kontrol ettim googledan hala ayrılmamışlar helal olsun
  • Yayınlandı: 7 Eylül 2015 13:48

    HALİT KUMRU

    kadının güveni tam oldugundan endişe duymamış demekki güven önemli tabi
  • Yayınlandı: 7 Eylül 2015 13:48

    AHMET SEZEN

    hala ayrılmamışlar mı helal olsun valla
  • Yayınlandı: 7 Eylül 2015 13:49

    ŞENER BAYSAL

    şanslı adammış vallahi :D