Menü

Sophia Loren’in Aşk Yuvası

O azap ve heyecan dolu hiç bitmeyecekmiş gibi görünen uzun gecelerde Tanrıya bu maceranın iyi bir şekilde sonuçlanması için durmadan yalvarmış, yakarmıştı. Gözüne bir adamla uyku girmeden, elini şakağına dayayıp tek başına koltuğunda sabahladığı gecelerde, sevdiği kadının hayali gözlerinin önünden silinmemiş, onun kendisinden daha da büyük bir sıkıntı ve heyecan içinde olduğunu düşünmüştü. Fakat şu dertlerden hayırlisiyle bir kurtulsalar, sevdiği kadına aylarca çektiği sıkıntıları unutturmak için elinden geleni yapacaktı, ama asıl önemli olan genç kadının sağ salim eve dönmesiydi.

Ünlü filim yapımcısı Carlo Ponti, eşi Sophia Loren’in İsviçre’de doğum yapmak için hastaneye kaldırıldığı günlerde İtalya’daki evinde oturup bunları düşünmüştü. Karısı normal bir doğum yapıp ona bir evlat kazandırdığı takdirde Carlo Ponti de karısına aşklarının bir timsali olacak nitelikte, benzeri görülmemiş bir aşk yuvası inşa ettirmeyi aklına koymuştu. Sophia Loren’in İsviçre’de hastaneye yattığını göz önüne alarak aşk yuvasını da İsviçre’nin tepeleri dumanlı dağlarının arasında yaptırtmak istiyordu.

Sophia Loren, oğlu küçük Carlo ile birlikte İtalya’ya döndüğü zaman Carlo Ponti, karısına projesinden hiç bahsetmedi. Oğullarının birinci yaş gününde küçük şatonun anahtarlarını karısına teslim edip ona sürpriz yapacaktı.

Sophia Loren, her şeyden habersiz filim çalışmalarına yeniden başlamak üzere İtalya’dan ayrıldığı zaman Carlo Ponti de yeni evin yapımıyle meşgul oldu. Bu arada Sophia Loren de kocasının sık sık İsviçre’ye gitmesinden hiç kuşkulanmamıştı. Fakat küçük Carlo’nun doğum gününde İsviçre’deki şatonun gümüş anahtarlarını eline alınca şaşırdı. Carlo’nun bu sürprizi pek hoşuna gitmişti. Roma’daki evini çok sevmekle beraber bu dağlar arasındaki aşk yuvasını daha görür görmez hayran kaldı. Carlo Ponti, içi tamamen tahta olan bu harikulade köşkün eşyasını en ünlü İtalyan dekoratörlerine hazırlatmış, benzerlerinin başkalarına yapılmaması için de ayrıca ücret ödemişti. Bu arada evde hiç bir şeyin eksik olmamasına da aşırı derecede itina göstermişti. Ortaçağ hükümdarlarının av köşklerini andıran bu aşk yuvasında hayvan postları, vurulmuş av hayvanlarının başları özellikle dikkati çekiyordu…

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1970-tarihli-36-sayisi)

30.07.2019 21:58

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar