Menü

Süperstar Ajda Pekkan’ın Marjinalliği!

1980 yılında uğradığı Eurovision bozgunundan sonra iki yıl kaldığı Amerika’dan Türkiye’ye bambaşka bir insan olarak gelen ve yaptığı halk konserleri ve müzikallerde “Süperstar”lığını ispat eden Ajda Pekkan şimdi içinden kopup geldiği Türk toplumu tarafından itham ediliyor… Ve çeşidi söyleşilerde kullandığı yabancı kelimeler sanatçıyı “Süperstar”lıktan “özenti kadınlığa” sürüklemek üzere…



Son günlerde bütün Türkiye’de ve özellikle de İstanbul’da bir tartışmadır gidiyor. Ajda Pekkan özenti midir, değil midir? Bütün sorunlarımız, çözüm bekleyen konularımız rafa kalktı ve gündeme bir anda “Ajda Pekkan meselesi” geldi. Günler boyu gazetelerde boy boy fotoğraflarıyla, dizi dizi röportajlarıyla, ulusal sorunumuz haline geldi “Pekkan Davası…”



Özellikle, konuşma dilinde kullandığı yerli yersiz yabancı kelimelerdi Ajda Pekkan sorununu gün yüzüne çıkaran. “Diyalektik materyalizm”inden “Who am I, daha doğrusu Who I am”ine kadar birçok özentiyi gösteren lâfları söyleşilerinde yer aldı, tabii bir o kadar da parantezle!.. Nedendi bu değişme isteği, nereden kaynaklanıyordu bu dışa dönüklük? Tamamıyla bir stil koyma isteği mi, yoksa herkesin dilinde dolaşan “özentilik”miydi Ajda Pekkan’daki… Uzun yıllar önce Enrico Macias’ın himayesinde Fransa’ya gidip kalması ve 4 sene önceki Eurovision bozgunundan sonra Amerika’ya gidip iki sene kalmasının verdiği alışkanlıktan olsa gerek, gerçekten de Ajda Pekkan, tam bir Avrupalı edasıyla, bir şeyler vermeye çalıştığı kendi toplumunun, Türk toplumunun anlayamayacağı bir dille konuşuyordu. Çoğu kimseye göre tam bir özentilik Ajda Pekkan’ın yaptığı. Ama kendisine göre öyle değil… Aslında da normal onun tutumu. Hiç kimse kendisinin özentilikle suçlanmasını kabullenemez kuşkusuz. Biraz da eleştiriye kapalı bir insansa eğer, kesinlikle reddeder bu suçlamaları. Ajda Pekkan’da öyle yapıyor zaten… Ve şöyle savunuyor kendini:

Efendim, ben kesinlikle özenti bir insan değilim, özenti olmamı gerektiren hiçbir olay da olmadı bugüne kadar. Sadece dışa dönük bir insanım. Bir toplumun sadece kendi çerçevesinde kalması taraftarı değilim. İlerlemekte olan bir toplum olarak dışa dönük olmamız son derece doğal bir davranış. Neden benim hakkımda böyle düşünüyorlar anlamıyorum? Beni özentilikle suçlayanların bu suçlamalarını kesinlikle reddediyorum. Ben özenti değil, sadece özenilen kadınım…”



Söz savunmanındı ve suçlu yerinde oturan Ajda Pekkan, işte böyle savunuyordu kendisini. Kısa ve öz… Ama biz yine de yetersiz buluyoruz sanatçının bu savunmasını ve şu şekilde cevap veriyoruz Pekkan’a. Belki bir toplumun dışa yönelmesi, ilerlemesi açısından güzel bir olay. Ama asırlardır konuştuğu dili değiştirmesi, “yeterli” değil yerine “it’s not enough” demesi kabul edilemez…



Ajda Pekkan günlük konuşma dilinde yabancı dilini unutmamak için sık sık İngilizce veya Fransızca kelimeleri kullanabilir. Ancak bu sadece özel diyalogları içinde kalmalıdır. Geniş kitlelere seslendiği köprü bireylere karşı, değil kokteyl lisan günümüzde yaygınlaşması için seferberlik ilân ettiğimiz öz Türkçemizi kullanması gerekir değil mi?

(Alıntıdır.Bkz:https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/sey-dergisinin-1984-tarihli-28-sayisi/)

02.11.2020 20:01

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar