Menü

Taş Bebek Gönül Yazar Halime’nin Şalvarı’nı Londra’ya Astı

“Muhafazakar” ve “uçkur” konusunda titiz olan İngiliz hakimleri acaba, “Halime’nin Şalvarı” türküsünü ayıplayacaklar mı?…

Gönül Yazar, “Halimem” türküsünü okumak için İngiltere’ye çağırıldı… Bu arada, bir Türk’ün düğününü de “şarkılar ve türküler”le süsleyecek…

Taş Bebek Gönül Yazar Halime'nin Şalvarı'nı Londra'ya AstıAlaturka müziğe “şuh” bir hava getiren Gönül Yazar, İngiltere yolculuğu için hazırlıklara başladı. Bir süre için, Maksim Gazinosu ile Külüp Reşat’taki “Gönül Yazar” diye yanan neonlar sönecek, afişler indirilecek…

“Gönül Yazar” yazılı neonlar bir süre için, Londra’nın sisli sokaklarında göz kırpacak…

Gönül Yazar diyor ki:

– “Sisler ülkesine, alaturka müziğin sislerle örtülmüş iki şarkısını götürüyorum…

“Sislendi hava, tarfı çemen zarı nem aldı.

Biri bu… İkincisi ise daha yeni. Udi Mısırlı İbrahim Efendinin hüseyni şarkısı:

“Sislerle örtülü ince yollara Bin hasret taşıyan gözlerim daldı Bu sabah ağlayan serin rüzgara Bin hasret taşıyan gözlerim daldı”

Gönül Yazar’ın göz bebekleri aydınlanıyor, puslanıyor, sisleniyor… Bir gezi, gözbebeklerinde hayal gezisi yapıyor:

– “Sonra bütün sıcaklığımla ortaya çıkacağım… İngilizler soğuk millet derler… Onları şuh, şen, ılık şarkılarımla ısıtacağım.

Londra’nın yağmurlan da meşhurmuş. Onlara Zeki Müren’in yağmar gibi çiseliyen bir şarkısını da sunacağım:

“Bir yaz yağmuru gibi geçiverdi aşkımız Istırabın zehrini içiverdi aşkımız Çılgınca sevişirken göze geldi aşkımız Istırabın zehrini içiverdi aşkımız.”

Gönül Yazar, Londra gezisinin bir “aşk” değil de, “şöhret” daveti olduğunu açıklıyor:

Taş Bebek Gönül Yazar Halime'nin Şalvarı'nı Londra'ya Astı-“Şarkılarım burada yazılmış, türkülerim burada yakılmış, aşklarım burada küllenmiş, burada ateşlenmiş… “Halime”m burada mahkemelik olmuş… Ben Londra’ya şarkılarımı, türkülerimi ve aşklarımı götürüyorum. Oradan ne mi getireceğim?… Birkaç parça eşya, incik boncuk…”

Gözleri “şuh” bir türkünün notası ile doluyor…

– “Ve İngilizlere, Halimem tünküsünü okuyacağım. Gül dalına asılan şalvarıyla, dikiş odasıyla, basan kocası ile… Döndükten sonra, herhalde, İngilizlerin dillerinde bir hatıra bırakacağım… Dillerinden düşmeyecek Halimem Türküsü:

“Hatimenin şalvarını gül dalma astılar Aman astılar… Aman astılar…”

Onu uğurlayacakların akıllarını çelen birkaç nokta var şimdi. Acaba, Gönül’ün sıcak şarkıları İngilizleri ısıtacak mı? Acaba, sisler, şarkılarla açılacak mı?.. Ve acaba, “muhafazakar” ve “Uçkur” konusunda pek titiz olan İngiliz hakimleri, “Halimenin gül dalma asılan” türküsünü ayıplayacak mı?

 

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/foto-magazin-dergisinin-1966-tarihli-55-sayisi/)

16.02.2017 12:24

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar

  • Yayınlandı: 26 Ağustos 2015 11:28

    Şennur Özbek

    o zamanlar dönmek istiyorum ya hemde fazlasıyla istiyorum :)
  • Yayınlandı: 4 Eylül 2015 14:33

    SALİHA CAN

    acaba londrada bir evlilik yapmışmıydı ya ahah :D