Menü

Tekirdağ’da Seçim Fırtınası

Yerli filmciler şimdi politik olayları perdeye aktarıyorlar. İşte, yıllarca gazetelerde siyasi muhabirlik yapmış, sonradan bizzat siyasete atılıp milletvekili adayı olmuş bir rejisör İlhan Engin, bağımsız senatör olan prodüktör Kazım Yurdakul ile seçim kampanyalarını hicivden bir film yapıyor.

tekirdağda seçim

ÖZATAY’DAN BELEDİYE REİSİ Turgut Özatay, köylüleri çevresine toplamış, «Arkadaşlar» diyor, «oylarınızı düşünerek kullanınız, bu fırsat bir daha ele geçmez.» Oy avcılığına çıkan bu kırk saçlı Belediye Reisinin sol yanındakiler de Balıkçı Cafer’le, Danyal Topatan.

Sakin Tekirdağlılar davul – zurna seslerini duyunca önce ne oluyor diye kulak kabarttılar… önce herkes birbirinin yüzüne baktı, sonra yerinden fırladı ve sokağa uğradı… Ne bayramdı, ne de öyle fevkaladeden bir gün. Fakat davul sesleri kesileceğine artıyor ve gittikçe yaklaşıyordu… Beş dakika geçti, geçmedi ana meydana açılan yollardan birinden garip bir kalabalık göründü. En önde bir davulcu geliyor, onu kadınlı erkekli bir grup takip ediyordu. Grupun arkasından başta çocuklar olmak üzere bir meraklı kalabalığı sökün etmişti.

turgut özatayGelenler hem yabancıydılar, hem de tanıdık. Mesela şu iri vücutlu sarışın kadın Neriman Köksal’dı.. Yanındaki Turgut Özatay… Sonra saçları kabarık ve yele gibi ensesine uzayan delikanlı Süleyman Turan. Ve çıplak kollarını asker gibi öne arkaya sallayan genç kadın Ajda Pekkan.

Davul – zurna sesleri tesirini hemen gösterdi. Kahvede pişpirik oynayan, tavla atan, Ajda’nın cömertçe teşhir ettiği vücudunu perdede görüp gerisini hayalinde şekillendiren, Neriman Köksal’la rüyada çılgın aşk sahneleri çevirmiş olan, Süleyman’la Turgut’un kavga numaralarına hayran kim varsa dolmuştu. Tekirdağ’ın ana meydanına…

Hoş, İstanbullu filmcilerin de istedikleri buydu ya… Merakı tahrik edecekler ve çevirecekleri filmin miting sahnesine bedava figüran toplayacaklardı…

Ekrem Bora idaresinde bir ikinci otomobilli ekip de ana yoldaydı. Otomobillerin önlerinde S.A.P. (Siyasi Ahlak Partisi) nin flamaian… Konvoy, büyük bir halk kalabalığının kaynaştığı miting meydanına doğru yöneldi. Halkın ellerine tutuşturulmuş dövizler… Dövizlerde «Seçimi kazanacağız, iktidarda kalacağız», «Tok açın halinden anlamaz» ve «Seçim için değil, geçim için geldik» yazıları…

Konvoyun önündeki arabadan Ekrem Bora indi. Büyük bir alkış koptu… Meydanda toplanan halk dalgalanıp, coştu…

-«Ya ya ya, şa şa şa, Ekrem Bora çok yaşa!…»

-«Yaşasın yeni adayımız!…»

Aktör – politikacı alkışlar arasında meydanın orta yerine kurulmuş olan kürsüye çıktı. Sonra eliyle halkı selamladı.

Alkışlar, alkışlar ve o bir türlü bitmeyen seçim nutukları…

Tekirdağ’da, İlhan Engin’in yönettiği «Artık Düşman Değiliz» adlı filmin setindeyiz. Minübüsün üzerine yerleştirilmiş kameranın arkasında çekimi takip ediyoruz. İkinci kamera da meydanın sol yanındaki caminin minaresinde. Kalabalığı tepeden, tarıyarak alıyor. Reji asistanları rejisör İlhan Enginden aldıkları komutları, megafonlarla birbirlerine iletiyorlar.

İlhan Engin:

-«Bu meydan bana, gazetelerde siyasi muhabirlik yaptığım günleri hatırlattı. Ne canlı, ne fırtınalı günlerdi onlar… Tam on yedi senemi yedi. Bu siyasi muhabirlik süresi içinde görüp, yaşadığım gerçekleri, şimdi bir rejisör olarak sinemaya aktarmak istiyorum» dedi.

Siyasi muhabirliği yanısıra, 1957 yıllarında, Manisa’dan milletvekili adayı olarak seçimlere katılan İlhan Engin, bu işin girdisini, çıktısını biliyordu. Filmin yapımcısı Kazım Yurdakul da halen bağımsız senatörlerden. Eski milletvekili adayı rejisörle, yeni prodüktör – senatör kafa kafaya verip, böyle bir film hazırlamaya karar vermişler.

«Artık Düşman Değiliz» halkın oyunu almak için, iki parti adamlarının başvurdukları hileleri, cambazlıkları hicveden bir film… Turgut özatay, kır saçlı bir Belediye Reisini, Ekrem Bora da bir milletvekili adayını oynadılar.

Çalışmanın son gününe bırakılan miting bölümü, ancak akşama doğru bitebildi. Ağzına kadar dolu olan meydan, mitingden sonra birden boşaldı. Kalabalık artistlerin kaldığı otelin yolunu tuttu.ekrem bora

Çekimden önce artistler, halkı toplayabilmek, onları kendilerine çekebilmek için yollara dökülmüşlerdi. Roller değişmişti Halk onların peşindeydi…

Kaldıkları otelin önüne kadar doluşmuşlardı. Prodüksiyon amiri Abdullah Ataç, kalabalığı dağıtmak için:

-«Haydi arkadaşlar bugün bu kadar, yarın mitinge devam edeceğiz» dedi.

Kalabalık dağılmadı. Bu defa da «artistlerden imzalı resim istiyoruz» diye tutturmuşlardı.

(Alıntıdır. Bkz. http://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1965-tarihli-25-sayisi)

31.08.2015 16:42

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar