Menü

Tezcanlar Bu Masum Kızı Kullanıyor

Henüz onyedi yaşındaki Nuray İpek yaşamının en güzel çağını yaşadığının belki de farkına bile varamıyor. Daha alınmamış kaşlarının altındaki gözleri ışıl ışıl parlayacağına mor halkaların arasında sönük sönük duruyor. Oje değmemiş tırnakları diplerine kadar yenilmiş. Ucuz bir kuaförün makasının değdiği belli olan mat saçlarının arasında üstü çatlamış ellerini gezdirirken de yılların acısını taşıyormuş gibi, adeta kusarcasına konuşmak ise ona hiç mi hiç yakışmıyor. Daha nefretten, çok masum aşkların doldurabileceği kalbi öylesine kırgınca diline vuruyor ki, hani gözlerinizi kapatsanız büyük bir kadın konuşuyor zannedersiniz. Ama büyümüş de hiç olgunlaşamamış saf bir kadıncağız. Çünkü her bir kelimesinde ayrı bir şaşkınlık, ayrı bir arayış var. Anlayamamanın ve korkusunun yarattığı ifade ise öyle tanımlanır cinsten değil.



Evet, daha ilkokulu bile bitirememiş olmasına karşın, geçim sıkıntısı çeken ailesine destek olabilmek için Tezcan Han’da Türkkan Film’de çalışmaya başlamasıyla değişmiş. Çay tiryakisi olan Mahmut Tezcan’a geldiği zaman her çay verişinde ılık ılık yüzüne bakılması, deminin ancak bu kadar güzel ayarlanabileceği ilk uyarılar olmuş genç kız için. Her telefon bağlayışında da sesinin tatlılığını öve öve bitiremiyormuş Mahmut Tezcan. Artık Nuray İpek fırsat buldukça güzel iltifatlar duyduğu belki de ilk kez güzel yanlarını keşfeden ve ağabey dediği Mahmut Tezcan’ın etrafında pervane oluvermiş. Derken asansör kapılarında karşılaşmalar, hal hatır sormalar sıcak bir ilişkiye dönmüş. Artık eve gitmek için otobüs kuyruğundan beklemek yerine Mahmut Tezcan’ın lüks arabasına kuruluyormuş.

Sonra bir gün yine böyle eve dönerken ”Bana bir daha Mahmut ağabey deme” diye ihtar alınca zavallı genç kız bu kadar değer verdiği insanı kaybettiği için üzülmüş ama bu sarsıntılı dakikalar bir iki saniye kadar sürmüş, çünkü; ”Ağabeyi at, sadece Mahmut de. Resmi bir yerdeysek de Mahmut Bey. Samimiyetimizi bozmayalım, artıralım” diye devam etmiş. Artık babasından büyük bu adam genç kız için başka manalar taşımaya başlamış. Üstelik ”Bey” lafı da kendiliğinden ortadan kalkıvermiş. ”Ben kadınlardaki gizli cevherleri anında keşfederim, Yıldız’ı namı yurt dışına taşan bir türkücü yaptım, Müşerref’i ise gazino patronlarının paylaşamadığı bir assolist. Sen de sinema dünyasının arayıp da bulamayacağı bir tipsin. Seni de artist yapacağım. Üstelik sen de artist yapacağım. Üstelik sen de Tezcan olacaksın. Çünkü Müşerref ile ilişkim bitmek üzere. Ne demek istediğimi anlayabiliyormusun?” demiş ve Nuray İpek’i de bu konuşmanın ertesi günü işinden çıkarıp, evine bağlamış, artislik ve ev hanımlığı için kendisini yetişirmesini tembihlemiş.

Evet, bu kadarını anlayabiliyor Nuray İpek, o ”anlayabiliyor musun?” kelimelerinin altında yatan evlenme teklifini de anlamış. Ama bundan sonrasına bir türlü anlam verememiş…



Mahmut Tezcan’ın vaatlerine inanmanın doğru mu, yanlış mı olduğunu düşünürken gazetelerde Müşerref Tezcan’dan ayrıldığını okuyup da ”Eyvah, yuva yıkıyorum” diye telaşlanıp, aradan çekilmek üzere onu arayınca ”Yavrum, her şey senin için, sakin ol ve benim aramamı bekle” demiş. Demiş ya o gelene kadar kimler kimler aşındırmamış kapısını. Müşerref Tezcan’ın adamlarına kadar. Biri şahitlik yapmasını isterken diğerleri ”böyle bir şahitlik yaparsan” diye tehditlere boğuyorlarmış…

Kısacası Nuray İpek çıkmak bir döngüde. Bir yandan daha bir şeyler hissedip hissetmediğini anlayamadığı babasından daha yaşlı bir adam, öte yandan kaybettiği işi… Bir diğer yandan da hiç kafasında yokken sokulan artistlik hevesi.. Bir yandan Müşerref Tezcan’ın lehine şahitlik yapması için ısrarı, diğer yandan amansıztehditler ve henüz hiç bir ilişkiye girmediği adamın kendisinden çok daha iyilerini bulabileceği halde aşığıymış gibi davranması, çevresine de öyle lanse etmesi.



Ve bu kadar küçük bir yaşta boyundan büyük işlerin arasında ne yapacağını şaşıran Nuray İpek ”reklam aracı” olduğunu nedense farkedemiyor. Mahmut Tezcan kurtluğuyla Müşerref Tezcan da özgürlüğüne susamışlığıyla genç kızı kullanıyorlar…

(Alıntıdır.Bkz:http://www.tozlumagazin.net/shop/urun/sey-dergisinin-1984-tarihli-50-sayisi/)

06.09.2020 15:49

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar