Menü

Tipleri ile Karışık Sadri Alışık

Turist Ömer

«Turist Ömer» tipini rejisör Hulki Saner çıkardı. Saner, Erman Film ile birlikte çalıştığı zamanlar Ayhan Işık ve Sadri Alışık’ın oynayacağı bir konu düşündü. Kumburgaz’daki villasına çekilip «Helal Olsun Ali Ağbi» adlı polisiye hikayeyi, senaryo haline getirdi. Bu filmde, Ayhan’ın «Turist Ömer» adlı bir arkadaşı vardı. Turist Ömer, rolü Sadri’ye ısmarlama elbise gibi uydu. Ona çok gezdiği, gezmeyi sevdiği için arkadaşları bu adı vermiş. «Turist», traş olmaz, gri pantolon, ekose gömlek, delik fötr şapka, ökçesi basık pabuç giyer. Espri yapar, karşısına çıkanları sözle, nükteyle «harcar». Ama «Turist» iyilik sever, yaşadığı andan ilerisini düşünmez, çalışmaz, işsizdir, içkiye düşkündür fakat, kadın problemi yoktur… Karnı acıkınca doyurmak aklına gelir. Beceriksizdir, bu yüzden de sevimli ve cana yakındır. «Helal Olsun Ali Ağbi» filmini seyreden seyirciler sinemadan çıkarken «Helal olsun Sadri’ye… Ayhan’ı bu filmde yedi, toz etti!» dediler. Böylece Ayhan’ın fiyatı 60.000’den aşağı düşerken, Sadri’ninki 5.000’den 10.000’e çıkıyordu. Arkadan, gene Hulki Saner «Ayşecik Çıtıpıtı Kız», «Ayşecik Cimcime Hanım» filmlerine aynı tipi koydu. Erman – Saner firmasının en fazla iş yapan filmleri de 1963’te «Sadri’li filmler» oldu. 1964’te «Turist Ömer» adlı film ortaya çıktı. Bu film Sadri’ye yeni ufuklar açtı.

YİRMİ yıldan beri sinema oyuncusudur. Önceleri, «Günahsızlar» filminde Oya Sensev ile birlikte oynarken, «Jönprömiye Sadri» ydi. Yıllar geçti. Sadri de 40 yaşını geçti. (5 nisan 1925’te doğmuştur). Hayatının 41 inci baharına ayak basarken servete, şöhrete ve saadete ulaştı. Hem de dört başı mamur… Çok çekti. Cağaloğlu yokuşundaki Eminönü Halkevi sahnesinde Renan Fosforoğlu ile oynadığı bir oyunu hatırlarım. O zamanın şöhretli Meksikalı sinema oyuncusu Cesar Romero’ya benzerdi. Siyah kıvırcık saçlar, çok esmer bir cilt… Şık giyinmekle de ün yapmıştı. Daha sonra «Küçük Sahne», Anadolu’da gezen ufak tiyatro grupları, en sonunda Oraloğlu Tiyatrosu’ndaki oyunları ve Kıbrıs turnesi… Bu son turne, tiyatrosunun sonu oldu. İğrendim, demişti. «Lady Chatterley» piyesinde, tekerlekli kötürüm sandalyesinde ter dökuşü gözlerimin önünde… Tiyatroyu bırakınca fiyatı merdiven basamakları gibi yükselmeye başladı. Bir zamanlar filmlerine «uğursuzluk getiriyor» diyerek ona 500 lira vermeyenler, daha sonra 5 000 lirayı az bulup önce 7 500, sonra da 10 000 lira teklif ettiler. Bir prodüktörün yanımda 15 000 teklif edişine şahit oldum. Sonra fiyatı 20 000 oldu. Bugün Sadri Alışık, 25 000 lirayı aştı, 30 000 liraya oynuyor. Elinde iki rekor birden var: Bugün yerli sinemada başrolde oynayan 20 yıllık başka bir aktör yok .. Yerli film artistleri içinde Sadri Alışık kadar «alkış alan» kimse yok… Bir zamanlar Ahmet Tarık, sonra Öztürk Serengil «alkış rekoru» na salipti. Şimdi de tahta Sadri Alışık çıktı. Bu «tahta çıkışın» sebeplerinden biri, Sadri’nin yarattığı tiplerin, yerli film seyircilerine «çok yakın» olmasıdır. Seyirci, kendine benzeyen tipleri oynayan artistleri tutuyor. Yerli film seyircisi, basit, mert, yardımsever, arkadaşlarını koruyan, adil, hakşinas, zengin olmayan tipleri benimsiyor, kendinden sayıyor. Sadri Alışık, ikisi müstesna, belli başlı altı tipinde de bu portreye yakın karakterleri temsil etmiştir. «Kızı alıp gittiği için» filmin jönünü sevmeyen seyirci, filmin sonunda yalnız kalan «komik» i veya filmin Kahramanını bağrına basıp alkışlıyor. İşte Sadri’nin son yıllarda çıkardığı tiplerden belli başlıları…

zengin bülent

Zengin Bülent

Merdivenin ilk basamaklarını rejisör Nejat Saydam idaresinde çevirdiği «Küçük Hanım» filmi ile çıkmaya başladı. Belgin Doruk’un başrolde oynadığı «Küçük Hanımın Şoförü», «Küçük Hanım Avrupa’da», «Küçük Hanımın Kısmeti» gibi filmlerde Ayhan Işık’la birlikte Belgin Doruk’un peşine düşüyor, fakat neticede beceriksiz bir zengin çocuğu hüviyetiyle «aşkı» kaybediyordu. Zengin Bülent, şıktı, paralıydı, ama kadınlar erkeklerde başka şeyler arıyordu.

 

 

yakışıklı ertuğrul

Yakışıklı ertuğrul

«Yakıştklı Ertuğrul» tipi «Sokakların Kanunu» filmi ile doğdu. Filmin rejisörlüğünü Aram Gülyüz yapıyordu. Küçük yaşta babasını, anasını, kardeşini kaybetmiş bir çocuk… Hayatını kazanmak zorunda olduğu için okulu bırakmış, sokaklarda yeştişmiş, sert, mücadeleci bir genç ve nihayet istemeye istemeye kirli işlere girmiş bir adam… Ertuğrul kah Hilton’da, kah arsalarda yatar. Günün birinde kendisine sığınan bir yabancı ile arkadaşlık kurar. Onu doğru yola getirmek ister. Ölürken de aynı yolda vasiyette bulunur. Sadri Alışık’ın, bu sokak adamı tipi bir çeşit «iyi kalpli gangster» karakterindedir ve seyircinin nefretini değil, sevgisini çeker. «Sokakların Kanunu» seyirciye Sadri’yi biraz daha sevdirdi.

avare sadri

Avare Sadri

Avare Sadri tipi François Coppe’nin “Suçlu» adlı romanından adapte edildi. Filmin rejisörü Semih Evin’di. Kurdelenin aynı adı taşıyan ünlü Hint filmi ile ilgisi, sadece aynı menbadan yararlanılmış olmasıydı. Bu tip de «halka çok yakın» geldi ve Sadri’nin fiyatını 15.000 liradan 20.000 liraya çıkaran ilk kurdele oldu. Sadri, bu filmde çeşitli kostümler giyiyor, fakat mesleği olan yankesiciliği bırakmak isteyince katil oluyordu. Sadri, ilk şarkısını burada söyledi ve plak şirketlerinden 25.000 liraya şarkı okuma teklifi aldı. Şimdi, iki plâk doldurdu. İkinci plâğı için de, ücretten başka satılan, her plak için hisse alıyor. «Avare Sadri», seriye «Avare’nin Oğlu»yla devam edecek.

piyangocu salih

Piyangocu Salih

Sadri Alışık, önce «Kelebekler Çift Uçar» sonra «Afili Delikanlılar» da bu tipi canlandırdı. «Piyangocu Salih» iş yapmaz, sadece piyango bileti alır. Her ay on bilet alır. Bu biletlerin son rakamları sıfırdan dokuza kadar 10 sayıyı kapsar. Ay sonunda biletlerinden birine, (en kötü ihtimal) bir amorti çıkar. Piyangocu Salih de bu parayla geçinir. «Kelebekler Uçar»ı rejisör Tarık Dursun filme çekti. «İhtimal hesapları» yapacak kadar kültürlü olan Piyangocu Salih, kah Ahmet Mekin’in, kah izzet Günay’ın arkadaşıdır. Parasızdır, fakat dost insandır, arkadaş canlısıdır. Belli, tek bir kıyafeti yoktur. «Afili Delikanlılar» da Sadri’nin fiyatını yükselten filmlerden biri oldu ve rejisörlüğünü Orhan Aksoy yaptı. Sadri Alışık «Afili Delikanlılar» da rol arkadaşı İzzet Günay ile birbirini tamamlayan sevimli bir çift olmuşlardı. Karşılıklı espri yapıyorlar, piyango, kumar ve aşk olaylarına birlikte girip, birlikte çıkıyorlardı. Kayıtlar, prensipler altında değil de aklına estiği gibi yaşayan adamı nedense yerli sinema seyircisi tutuyor.

kuklacı rüstem

KUKLACI RÜSTEM

Şarlo (Charlie Chaplin)nun «Sahne Işıkları = Limelight» adlı filminden adapte edildi. Oradaki Şarlo burada, Sadri oldu. Mesleği kuklacılık… İntihar etmek isteyen kız (Claire Bloom) yerine burada Hülya Koçyiğit oynadı. Küklacı Rüstem, kızı kurtarır ve — biliyorsunuz — kıza aşık olur. Yaşlı sanatçı – genç kız aşkı gözler yaşartır ve sonunda kendi eliyle kızı genç bir adama verir. İyi günler görmüş, şiir, hikaye, tiyatro ile uğraşmış olan Kuklacı Rüstem, vaktiyle av ceketi olarak kullandığı ceketi sırtından hiç çıkarmaz. Bu ceket eski mutlu günlerin hatırasıdır. Kuklacı Rüstem tipi, ağır başlı seyirciye Sadri’yi sevdirdi. Özellikle romantik, duygulu seyircilerin gönlünü de bu filmle kazandı. Zaten bu konuda başrolde oynayıp da sevilmemek imkansızdır. Buna Sadri’nin oyunu da eklenince sonuç, parlak başarı oldu.

adanalı hamza

ADANALI HAMZA

Bu tip pek sevimli görünmüyordu: Çok zengin, Avrupa’da tahsil yapmış, bir kadın meselesi yüzünden hapse girip çıkmış ve tahsili yarım kalmış, hayatı yıkılmış… Adana’da çiftçilik yapar. Ters, aksi görünür… Ona herkes «doktor» der. Siyah alpaka pantolon, beyaz ipek gömlek (kolları kıvrılmış), bej yelek, altın köstekli saat ve iri bir kehribar ağızlık, iri şövalye yüzükler, teşbihle Hamza tipi tamamlanır. Akrabasından bir kıza aşık olur, sonra onu kendi eliyle sevdiği adama gönderir. Bu «fedakarlık» da seyircilerin gönlünü kazanmak için birebirdir. Netekim sonuç da aynen öyle olmuştur.

ofsayd osman

OFSAYD OSMAN

Osman Seden’in rejisörlüğünü de yaptığı «Şaka ile Karışık» filminde ortaya çıkan bu tip de çok tutuldu ve Sadri’nin en çok iş yapan filmlerinden biri de «Şaka İle Karışık» oldu. Ofsayd Osman, hayatta hiç «gol» atamamış, hep «ofsayd» pozisyonunda kalmış bir adam… Yani beceriksiz, fakat çok iyi kalpli… Çizgili beyaz gömlek, kahverengi yelek, kışın da ceket giyer. «Turist Ömer» den farkı, birçok şey yapmak ister, fakat kaderi, talihi bırakmaz. Şansı yoktur. Nihayet son serüveninde bir gol atar, yani bir kızın hayatını kurtarır ve mutlu olur. «Ofsayd Osman» tipi, yerli film seyircisinin çok sevdiği «fakir adam» tipidir. Fakir, fakat nüktedan, haksever, fedakar ve sevmesini bilen adam… Sadri Alışık bu son tipiyle 30.000 liraya yükselmiş ve en ünlü jönprömiyeler kadar kazanan bir «yıldız oyuncu» olmuştur «Ofsayd Osman» sadece kelime başı kafiyesi (aliterasyon) dolayısıyla değil, oyun yönünden de başarılı tip olarak halkın hafızasına yerleşti.

(Alıntıdır. Bkz. http://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1965-tarihli-19-sayisi)

03.08.2019 22:12

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar

  • Yayınlandı: 26 Ağustos 2015 16:39

    Nuran Namlı

    her kılıga girmiş neredeyse usta oyuncuymus ya
  • Yayınlandı: 28 Ağustos 2015 17:13

    MİTHAT TAŞ

    çok büyük oyuncuymuş tabi hala izlerken güleriz , hüzünleniriz ama türk insanı her zaman farkir fukara garip guraba tipleri sever tiplemelerde o zamanda öyleymiş daha baskın sekil ama işin enteresan kısmı en çok da onlar kazanırmış :D:D
  • Yayınlandı: 31 Ağustos 2015 11:50

    NUR HAYAT YÜZEN

    müjgan diye diye kendini yemişti adam be :D