Menü

Tiyatroda Bu Hafta

Ankara Mithatpaşa Tiyatrosu İstanbul’da ikinci oyun olarak Buch Fekete’nin yazdığı, G. Dilmen tarafından dilimize çevrilen «Başbakan ve Uşağı» komedisini oynadı.



Eserin konusu kısaca şu: Birkaç defa başbakan olmuş bir çiftlik sahibi, başkam olduğu muhafazakar parti o günlerde seçimi yeniden kazanmıştır. Ama karşılarında gittikçe kuvvetlenen bir sosyal demokrat parti vardır. O da bir hayli milletvekili çıkanr. Ve işin komik tarafı, bu partinin yeni çıkardığı milletvekillerinden biri de evin yakışıklı uşağı olunca, köşkteki hayat birdenbire değişiverir. Evin frapan bir hanımı, güzel bir kızı, kayınpederinin himayesinde milletvekili olan şımarık ve sevimsiz bir damadı vardır. Hikayeye bir de gizli bir aşk ilave edilince, komedi unsurları kendiliğinden ortaya çıkıverir.

Bu öyle bir komedi ki, meraklısının eline geçse, içine yetmiş, seksen tane yerli espiri katar, oyunu yarım saat daha uzatır, hatta belki bunula yetinmeyip oyunu olduğu gibi adapte eder ve esprileri günün aktüalitesine göre tazeleyip tazeleyip yıllar yılı oynardı. Belki de hiç fena olmazdı. Ama Fekete’nin yazdığı oyundan eser kalmaz, ortaya yepyeni, alaturka bir oyun çıkardı.



«Başbakan ve Uşağı» Mithatpaşa Tiyatrosu’nda tam hakkı verilerek oynandı. Ne bir nebze fazla, ne bir nebze eksik… Bilhassa başbakan Ekmel Hürol, başbakanın karısı Beyhan Hürol ve uşakları Yalın Tolga’dan meydana gelen saçayağı hesaplı, dozunda oynanan mükemmel oyunlanyle seyirciyi daha ilk dakikadan yakalayıp, son perde kapanıncaya kadar ellerinde tutmasını bildiler. Tiyatroya çokluk gidenler gayet iyi bilirler. Tanınmış yıldızların bazılarının muayyen bir ses tonu, değişmeyen bazı tik ve hareketleri vardır. Hele bunlar seyircinin tuttuğu şeylerse, sanatçıda gitgide yerleşir ve vazgeçemediği bir parçası olup çıkar. Bu piyeste bir Türk köylüsü, öbür piyeste bir Fransız fizik alimi, bir başkasında MeksikalI bir ihtilalci olsa dahi, dikkatli bir göz veya kulak bu tikleri, hareketleri, ses özelliğini derhal yakalar.



Halbuki Ekmel Hürol, Beyhan Hürol ve Yalın Tolga’yı daha önce yerli «İsyancılar» piyesinde görenler, üç dört gün sonra yabancı bir eser olan «Başbakan ve Uşağı» nda görünce, ellerinde program olmasaydı, tanımakta bir hayli güçlük çekerlerdi zannederim. «İsyancılar» da dangıl dungul konuşan, alaturka el, kol hareketleri yapan köy muhtarı Ekmel Hürol, «Başbakan ve Uşağı» nda ağır konuşan ve ağır hareket eden, olgun bir başbakan olup çıkmıştı. Beyhan Hürol «İsyancılar» da ne kadar başarılı bir Türk ninesi olmuşsa, başbakanın karısı olarak da o derece mükemmel, görgüsüz, hayatı hep hafiften alan, şuh bir süs kadını olup çıkıvermişti. «İsyancılar» m saf saf oradan oraya koşuveren aşık kahvecisi Yalın Tolga, «Başbakan ve Uşağı» nda kendi kendini yetiştirmiş, vazifeşinas, hislerine hakim bir uşak olarak ne kadar değişmiş, ne kadar rolüne oturmuştu.



Damat Ertan Savşaçı ile ikinci uşak Osman Daloğlu tam rollerinin aktörleri idiler. Genç kız olarak Oya Öcalır pek aksamadı, ama o mükemmel saçayağının ortasında biraz hafif kaldı. Radyo spikeri Günaydın Yaltırak sempatikti. Teknisyen rolünde Alev Tolga’ya iş düşmedi. Sadece Gülyüz Tolga için bu piyeste hizmetçi rolüne hiç oturmamıştı diyebiliriz.

Reji ve dekor kusursuzdu. Piyesi seyircilere oyunu takip etmekte güçlük çektiren o özenti dille tercüme etmeyip de, bugün hepimizin anladığı güzel Türkçe ile çeviren G. Dilmen’i tercümesi için de ayrıca tebrik etmek icap eder.

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1968-tarihli-39-sayisi)

01.11.2020 05:49

Kategoriler:   Bayat Haber

Yorumlar

  • Yayınlandı: 25 Ağustos 2015 12:52

    MAHMUT YILDIRIM

    eski tiyatrolar espiriler mizahcılar çok güzel zamanlardı gülmeye doyum olmazdı bu oyunda hatrımda kalmıştır bayağı komikti :D
  • Yayınlandı: 25 Ağustos 2015 12:55

    VEYSEL KASAP

    tiyatro konusu çok iyiymiş ya şimdide görmek istiyor insan böyle komedi oyunları :D