Menü

Tunç Oral’ın Bacağı Kırıldı

Tunç Oral'ın Bacağı KırıldıErden Ener Tiyatrosu’nda Tunç Oral’ın soyunma odasındayız. Sağ ayağı bir gün önce filim çevirirken kırılan Tunç Oral, biraz sonra bastonuna dayana dayana sahneye çıkacak, «Pijamalılar» oyunundaki «Boncuk Naci» rolünü oynayacak. Bu işin ona ne kadar azap verdiğini yüzünden okumak mümkün. Adımını her atışta yüzü acıyle gölgeleniyor, «Ah!» diyor, «Şans. Felek öyle bir zamanda sille vurdu kil… Filim yarıda kaldı. On gün sonra başka bir filme başlayacaktım. Ama nerede… Tiyatro vardı, halimi görüyorsun. Kırık ayakla sahneye çıkılır mı? Ama ne yaparsınız… İş, vazife…»

Bu sırada tiyatrodaki sanatçılardan biri geldi yanımıza, «Tunç bey sıranız geliyor,» dedi. Zaten Sezer Güvenirgil de bu sırada Tunç’a sahne kıyafeti olan pijamalarını giydiriyordu. Bir ara pijamanın sağ bacağını giyerken kırık ayağı sarsılınca, Tunç can havliyle öyle bir bağırdı ki, sadece nişanlısının değil, bizim de yüreğimiz burkuldu. Ama elden ne gelirdi? Tunç ayağı kırılsa da, kopsa da, tiyatroda oynamayı kafasına koymuştu bir kere.

Tunç bastonuna dayanarak sahneye çıktı. Seyirciler durumu bir gün önce gazetelerden öğrendikleri için Tunç’u karşılarında görünce önce bir hayret çığlığı kopardılar sonra da, uzun uzun alkışladılar. Biz de perde arkasında Sezer Güvenirgil ile konuşmaya başladık:

Tunç Oral'ın Bacağı Kırıldı– «Şaşırdım kaldım,» diyordu Sezer, «O kadar üzülüyorum ki. Vallahi Tunç çok şanssız çocuk. Ne zaman şöyle kendini toparlayacak olsa, bir hamle yapacak olsa, muhakkak bir engelle karşılaşıyor. Ne güzel gidiyordu işler. Filim üzerine filim teklifi alıyordu… Tam ‘oh’ demiştik, bir de başımıza bu kaza çıktı.

– «Kaza nasıl oldu?» diye sorduğumuz zaman, gözleri buğulandı. Sanki o anı tekrar yaşıyor gibiydi. Titrek bir sesle anlatmaya başladı:

– «Tunç, ‘Gökbayrak’ filminde Kültigin rolünde oynuyordu. Çalıştığımız köşkte kavga sahnesi çekilirken birden Tunç’un pencereden aşağı uçtuğunu gördüm. Nasıl çığlık attığımı, pencereye nasıl koştuğumu bir görseydiniz şaşardınız. Az daha o heyecanla ben de pencereden aşağıya uçuyordum. Bereket set- tekiler yetişip tuttular beni. Hemen aşağıya koştuk. Tunç kendini kaybetmiş, baygın yerde yatıyordu. Bir taksiye bindirdik, doğru Baltalimanı Hastanesine getirdik. Sağ ayağı iki yerden kırılmıştı. Kendine geldiği zaman, Tiyatroda oynayacağım’ diye tutturmaz mı? Ne yaptıysam, ne söylediysem fayda etmedi. İnatçı olduğunu bilirdim, ama bu kadarını tahmin etmezdim. İşte şimdi gördüğünüz gibi sahnede. Bir kaza gecesi sahneye çıkmadı. Dublörü olmadığı için onun rol aldığı kısımları çıkarıp, öyle oynadılar oyunu… Seyircilerden de özür dilediler… Ama Tunç’u ikinci gece yatağa yatıramadık. Sallantıdan ayağın kaynamaz, tedavi uzar dedik, dinletemedik. Nuh diyor, peygamber demiyor.

Tunç Oral'ın Bacağı KırıldıBirinci perde bitmişti. Sezer Güvenirgil hemen sahneye koştu. Tunç’un koluna girdi, odasına getirdi. Bütün acısına, ıstırabına, üzüntüsüne rağmen Tunç hayatından memnundu. Gülümseyip duruyordu… «Böyle yapınca kendimi daha güçlü hissediyorum,» diye anlatmaya başladı «Kendimi bırakmayı kapıp koyvermeyi hiç sevmem… «Sağ olsun Sezer de bana çok iyi bakıyor. Bu olaydan sonra Sezer’i eskisinden daha çok sevdim. Ne yalan söyleyeyim, bu kadar vefalı olacağını hiç tahmin etmezdim! Kızcağız benden fazla azap çekiyor. O azap çektikçe ben daha fazla üzülüyorum.»

Tunç bunları anlatırken, Sezer Güvenirgil başını nişanlısının göğsüne yaslamış, «Ne biçim söz bunlar, ne biçim söz bunlar,» diyor, adeta nişanlısını paylıyordu. «Yeter ki sen iyi ol. Böyle konuşman beni daha çok üzüyor…» Tunç bu sözlere hiç cevap vermiyordu. Sadece nişanlısının saçlarını okşuyordu.

Bu içli sahne, ilgililerden birinin «Tunç Bey sahneye, sıranız geldi,» sözleriyle son buldu. Tunç yine bastonuna dayandı topallaya topallaya sahneye çıktı. Biz de Sezer Güvenirgil ile birlikte sahne arkasında onu seyretmeye başladık. Biraz önce soyunma odasında gözleri yaşartan bir oyun seyretmiştik, şimdi de sahnede, bu oyunla ilgisi olmayan bambaşka bir piyes seyrediyorduk.

(Alıntıdır. Bkz. http://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1968-tarihli-46-sayisi)

10.08.2019 23:04

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar

  • Yayınlandı: 25 Ağustos 2015 13:51

    Serkan Akdemir

    Allah kimsenin başına vermesin cok kötü birşey biyerinin kırılması
  • Yayınlandı: 4 Eylül 2015 12:51

    NUR HAYAT YÜZEN

    büyük aşktı sahiden bu ikilinin yaşadıkları :)