Menü

Turgay Renklikurt Eğitimden Yana

Bakıyorsunuz… Esmer, uzun saçlı, dal gibi vücutlu, yaşından daha genç gösteren biri…

Konuşuyorsunuz… Sesi etkin, kullandığı kelimeler arı Türkçe, kurduğu cümleler basit, sağlam, kolayca anlaşılır.

Deşiyorsunuz… Çok okuduğu, çok araştırdığı, bilime dönüklüğü, inançlılığı hemen anlaşılıyor.



Adı Turgay Renklikurt… Evet, evet… 14 yıl öncenin milli atleti, şimdilerin öğretmeni, dahası, Dünya Şampiyonasında madalyalar kazanan Serbest Milli Takımımızın kondüsyon kaynağı olan, şunun şurasında bir ay önce hakkında övgülü haberler yazılıp sonra unutuluveren Turgay Renklikurt…

Spora dönük, Türk Sporu’nun olanaklarını büyük duyarlılıkla değerlendiren, inançlı ve yapıcı…

Diyeceklerini, derin görünmek için bulanık durmak yanlışlığını hiç yapmadan, açık-seçik, düz ve doğru deyiveriyor. Örneğin, «Konuyu bana, yani Turgay Renklikurt’a indirgeyerek, başarıda bireysel formülleri aramak, yine o başımızın belası olan dön-gel içinde kalmaktır» diyor. Türk Sporu’nun gerekli düzeye ulaşması için, kendisinin ya da az sayıda başka eğitimcilerin, böyle arada bir göreve gelip birşeyler yapmalarının yeterli olamayacağını söylüyor.



ÇAĞDAŞLAŞMAK

Turgay Renklikurt’a göre, Türk Sporu’nun çözümlenmesi gerekli ilk sorunu, bilimsel eğitim kadrosunun kurulması olmalıydı. «Sorun, bir Turgay Renklikurt’la, bir Muharrem Atik’le, bir Metin Türel’le çözümlenmez. Bu saydıklarımdan, en az bin tane olmalı, istedikleri çalışma koşulları kendilerine sağlanmalı ki, sonuç alınabilsin» diyen Renklikurt, çağdaş bilimsel çalışma konusunda şöyle konuşuyordu: «Tek adam, asla olmaz. Belki bazı nedenlerle yüzeysel başarı kazanarak tabulaşırlar, ama en küçük bir başarısızlıkta kızgın ilah halk, onları perişan eder. Güreş konusunda benim ortaya koyduğum sonuç, Turgay’ın değil, çağdaşlaşmanın sonucudur. Türk halkı ve Türk Sporcusu’nun tüm özelliklerini bilimsel laboratuvarlardan geçirerek değerlendirme yapıp, bu paralelde, geniş bir eğitim kadrosuyla işe koyulmadıkça, yerimizde sayarız.»



Bundan sonra, Türk Sporu’nda tek şeyin «ekol anlayışı» kavgasının verilmesi gerektiğini belirten ve çağdaş yöntemlerle verilecek bu kavganın, Türk Sporu’nu yeryüzünde doruğa ulaştıracağına inanan Turgay Renklikurt, kendi bireysel kavgasında Ali Aydın, Sermet Timurlenk ve Mehmet Hüseyinoğlu adlı genç atletleri örnek gösteriyordu. Üçünü de, kendisinin yetiştirdiği, verilerini süzgeçten geçirircesine değerlendirip, çalışma yöntemini ona göre saptadığı bu genç atletlerden Ali Aydın, Akdeniz Oyunları üçüncüsü olmuştu. Sermet Timurlenk, orta mesafe koşularında Mehmet Tümkan’ı da aşarak Dünya Liselerarası Üçüncülüğünü kazanmıştı. Mehmet Hüseyinoğlu ise 16 yıldır kınlamayan Türkiye Disk Atma Rekorunu kırmıştı.



EĞİTİM… EĞİTİM…

Eşi de kendisi gibi eğitimci olan, Emirgan Güreş Kampında çalışmaya başlamadan önce, her güreşçi için ayrı ayrı kartoteks tutan ve şimdilerde hazırladığı iki yeni kitabı baskıya verebilmek için son hazırlıkları sürdüren Turgay Renklikurt, Türk Sporu’nun, yüzgüldürücü ortama ulaşması için, öncelikle yöneticilerin eğitilme sorununa değinmişti. «Böylece adama göre iş değil, işe göre adam ilkesi yerleşecek» diyordu. İyi eğitilmiş ve de çok iyi eğitecek teknik uzmanlar kadrosunun gereksimini belirtiyordu. «Ama en önemlisi kayırmacılık sisteminin ortadan kaldırılmasıdır» diyordu.



Renklikurt sporcu için düşüncelerini de şöyle sıralamıştı: «Sporcuya yetişeceği bahçeyi hazırlamak gerekir. Türk ulusundaki kişiler sporun her dalında üstün başarı elde edecek fizyolojik yaradılıştadırlar.»

Bir de şuna inanmıyordu Renklikurt. Ve daha doğrusu şaşıyordu. Güreşte başarı kazanılınca birçok yerden teklif gelmeye başlamıştı. Kulüpler bile sıraya girmişti. Oysa onun istediği bu değildi… «Kavgamız, örneğin 7 tonluk bir taşıt aracı isek, 7 kiloluk bir işi taşımayalım. En azından 6 tonluk bir yükün altına girelim» diyordu.

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/hayat-spor-dergisinin-1974-tarihli-32-sayisi)

18.01.2021 18:19

Kategoriler:   Spor

Yorumlar

  • Yayınlandı: 30 Nisan 2017 08:14

    Serap uysal

    Harika fikirler ve harika insanlar. Degeri bilinemeyen .yazık .