Menü

Türkan Şoray Ören Bayan Reklamı Çekimlerinde

Reklam çekiminde kullanılan at provadaki gibi ürkünce Şoray muhtemel bir kazadan çevreden yetişenler tarafından zorlukla kurtarıldı…

Çilingoz’de korkunç yağmurun ve fırtınanın yerini hafif bir esinti aldı artık. Güneş bulutları elinin tersiyle itip ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Kum tanecikleri esintiye kapılıp yavaş yavaş birbirleriyle oynaşırken güneşin ışınlarıyla ısınıp, yanlarına ulaşmaya çalışan ama azgın dalgalarını yitirdiği için hasret kalan masmavi denizle adeta alay ediyorlardı. Ve Ören Bayan Yünleri’nin reklam filminin çekimini aksattığı günden beri her gün Çilingoz’a gidip, bu güzel manzarayı ve bu açık havayı yakalamak isteyen yönetmen Mehmet Buluç ile asistanı Mustafa Van sevinç içinde İstanbul’a dönüp seti yeniden bir araya getirdiler…



Fırtınanın yıkıp dağıttığı sütunlar yeniden kuruldu. Üstelik aralarına kiraladıkları ve avuç dolusu para harcayarak getirttikleri beyaz piyano da yerleştirildi. Bir kafes içinde günlerdir bugünü bekleyen beyaz güvercinler getirildi. Kameraya motor denildiği anda da Türkan Şoray piyanosunun başına geçti güvercinler özgürlüğe doğru uçurulurken istenilenden de alımlı sahneler çekildi. Tüm set sevinç çığlıkları atarak bir sonraki gün, son çekim için “stop” dediler.

Ertesi gün beyaz piyanoyu götüren kamyon, bu kez güzel bir at getirdi. Yıllar önce boynunun incinmesine yol açtığı gibi, bu filmin provalarında da kuyruk sokumunun kaymasına neden olan ve Türkan Şoray’ın hiç bir zaman bir binici olamayacağını kanıtlayan attan düşüşleri herkesin gözünün önündeydi. Ne var ki bir aksilik çıkmasın diye Şoray ile birlikte herkesin bir ellerini gökyüzüne açıp yalvarmadıkları kaldı…



Derken ekip yerini aldı, at getirildi, Türkan Şoray’a da buyrun denildi. Ama Türkan Şoray oldukça ürkek buyurdu, eşi Cihan Ünal daha önceden atı denediğini, kesinlikle korkmamasını söyledi. Şoray titreyen elleriyle atın dizginlerini eline aldı. Ne var ki aynı anda at önce şaha kalkıp sonra kaçmaya başladı. Allah’tan Şoray o anda gemleri bırakmıştı, yoksa sürüklenip gitmesi işten bile değildi. Tüm set atın peşine düştü ve güçlükle yakalayabildiler. Bir müddet sonra hem at hem de Şoray sakinleştirilmiş bir şekilde tekrar yan yana getirildi. Evet, yan yana diyoruz çünkü bu denli aksilikler yaratan Şoray’ın ata binişinden vazgeçtilmiş, sadece birlikte yürüyerek görüntülenmesine karar verilmişti. Ve yürüdüler… Ne at sekti, ne de Türkan Şoray korkusunu belli etti. Kameraman Vecihi Ener son kareleri çekerken yönetmen Mehmet Buluç’un ”stop” sesi yükseldi ve Türkan Şoray atın gemini en yakınındakine teslim ettiği gibi oradan uzaklaştı. Bir müddet sütunlara, başını dayayıp kendisine gelmeye çalıştıktan sonra yine en büyük desteği olan eşi Cihan Ünal’ın koluna yaslanarak korkudan iyice terlemiş vücudunu saran yün giysileri atmak üzere giyinme barakasına doğru yöneldi. Tabii ucuz atlatmanın sevinciyle Allah’a bir kez daha şükrederek…

(Alıntıdır.Bkz:https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/sey-dergisinin-1985-tarihli-2-sayisi/)

24.09.2020 20:50

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar