Menü

Türkiye Liglerinde Adaletsizlik Kol Geziyor

ANKARA, 1962 yılının ilkbaharında hareketli günlerinden birini yaşıyordu. Bu alışılagelmişin dışında bir yaşamdı. Ankara böylesi günlerde hep hareketli olurdu. Ama bu kez olay yerine koşanlar bakanlıkların sokağına yönelmemişlerdi. Hedef Mithatpaşa caddesi idi. Futbol Federasyonu binasının önü gazetecilerle dolup taşıyordu. Bir açıklama yapılacaktı. Futbolda gelişimi sağlamak için bir açıklamaydı bu…



Zamanın Futbol Federasyonu Başkanı Merhum Orhan Şeref Apak, toplantı salonundaki koltuğuna oturmuş ve söze şöyle başlamıştı «Futbolda ikinci ligi kurdum. Türk futbolunun aşaması için bunun dışında başkaca bir olanak yoktur…»

Evet Türkiye’de futbolun yurt düzeyine yayılmasının temeli böyle atılmıştı. Güzel bir şeydi futbolun her yöne dağılması. Şehirler hareketlenecek, milli gelire katkıda bulunulacaktı. Ama sakıncaları da vardı. Kesilen kurbanlar, develer, hoş görüşlü kişilerin ön atılımıydı. Yalnız yurt olarak, ülke olarak bunun getirecekleri sorunlar düşünülmüş müydü?.. Ve bu sorunlar günün birinde apaçık ortaya çıkıyor ve böylece en köklü kulüplerin bile kapılarına kilit vurmalarına neden oluyordu…



KİMLER GELDİ KİMLER GEÇTİ?..

Türkiye liglerinde bugüne dek 107 kulüp boy göstermişti. İkinci ligden sonra kurulan üçüncü ligde de futbol daha bir genişlemiş ve takım yoğunluğu artmıştı. Kentler ilk bakışta olumlu yönde hareketlenmiş, sonra da giderek bu ilgi azalmaya başlamıştı. Örneğin bir tek kupa için her takım şampiyonluğa adaylığını koymuş, sonunda hüsran olunca nedenler araştırılmadan çelişkiler doğmuş; gün gün zorluklar daha bir ortaya çıkmaya başlamıştı. Öncelikle bu zorlukları çekenler Ankara, İzmir, İstanbul gibi büyük kentlerin takımı olanlardı. Bir bir ligden el çeken bu takımlar önce lig sıralanışında değişikliğe uğramışlar, sonunda kapılarına kilit vurmak zorunda kalmışlardı.



SAHİP ÇIKAN YOK…

Bunların içinde hiç kuşkusuz en zor durumda olanlar İstanbul kulüpleriydi. Sarıyer, Beykoz, Vefa, İstanbulspor, Karagümrük, Anadolu, Feriköy, Süleymaniye, Galata, Kasımpaşa ve Alibeyköy Adalet’i temsille görevli Hayri Aydıner, Can Güven, İbrahim Kesdiya, Haluk Kemal Porsova ve Erol Abdikoğlu konuk olarak geldikleri dergimizde şu ortak görüşte birleşmişlerdi: «Bizlere sahip çıkan yok…»



Nasıl olsundu. Değirmenin suyunun nereden geldiğini kimse bilmiyor, bilenler ise bu değirmene yanaşmıyorlardı. Profesyonel kulüp, adından da anlaşıldığı gibi masraf gerektiriyordu. Başkanlar ellerini cebine atmasa ne maaş verebilecek, ne de deplasmana gidebileceklerdi. Örneğin Süleymaniye 7 maçta 7 bin, Beykoz 3 maçta 25 bin, İstanbulspor 3 maçta 50 bin, Vefa 3 maçta 30 bin, Kasımpaşa ise 9 maçta 10 bin lira net hasılat almışlardı. Bununla futbolcular mı doyurulacak, yoksa her defasında en azından 10 bin lira harcanarak çıkılan deplasmanlar mı gerçekleşecekti?.. Bir maçta elde edilen gelirin yüzde altmışını sahada görevli olanlarla belediye ve federasyon götürüyordu. Profesyonel oldukları için yardım da alamıyorlardı. Yan gelir kaynakları yoktu, tesisleri yoktu. Bir sahada bes takım idman yapacak ve İstanbul takımları böylece maça hazırlanacaktı. Herkes, her şeye el koymuştu. Çemişgezek’te bile tesis varken, amatör takım için sinemalara ekleme yapılırken, İstanbul takımları kendi yağıyla kendini kavurmak zorunda bırakılıyordu…



Ama kavrula kavrula kömür olma durumu da vardı. Banka borçları gelmişti, eski yöneticilerin koydukları temlikler maç hasılatını kasaya girmeden alıp götüren biçime dönüşmüştü… Neresinden bakılırsa bakılsın dert bin değil binbeşyüz olmuştu. Profesyonelliğin getirdiği iflas, kulüplerin yakasına yapışmış ve şu kanıda bir kez daha birleşilmişti:

«Bize bu işi bırakın denmek isteniyor. İstanbul, Ankara, İzmir bunu bırakırsa bu üç kentteki gençler ne yapacaklar ve Türk futboluna nereden kim yetişecektir? Türk futbolu kaynağını nereden bulacaktır?. Ya bizim maçlarımızı birinci lig maçlarından önce oynatıp hasılata ortak ederler ya da Türkiye liglerinde İstanbul, Ankara ve İzmir’den çok kısa gelecekte hiç bir takım kalmaz. Örnekler ortadadır. Eyüp, Davutpaşa, Beyoğluspor, Beylerbeyi nerede ise bizler de oraya gideceğiz…»

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/hayat-spor-dergisinin-1974-tarihli-38-sayisi/)

01.03.2021 01:44

Kategoriler:   Spor

Yorumlar