Menü

Türkiye’de Folk Rüzgarı Esiyor

Şu son günlerde müzik dünyamız yeni bir akımın etkisinde… Daha doğrusu temeli 1960’larda atılan bir akımı bugünün Batı anlayışına göre geliştirmek istiyorlar. Kitapların tozlu sayfalarında veya asırlık dedelerin hafızalarında kalmış deyişleri, çok sesli olarak aranje ediyorlar veya iki yıl önce Batı dünyasını saran bir türün etkisinde kalarak çalıyorlar, söylüyorlar… Yaptıkları müzik türünün adı «folk», «öze dönüş»… Bu sayfalarda SES’in folk üzerine yaptığı bir incelemeyi, bizde ve dünyada folkun evrimini bulacak, günümüzün folkçularının folk hakkındaki düşüncelerini, yaptıklarını ve yapmak istediklerini gözlerinizin önüne sermeye çalışacağız…



HAFİF batı müziği dünyamızda son günlerde bir folk rüzgarı esiyor. Eline gitarım, bançosunu, sazını alan bir çok genç kız, delikanlı Anadolu’nun yıllardır çl değmemiş türkülerine, Karacaoğlan’ın, Veysel’in, Usuli’nin deyişlerini gitarlarıyla, seslerimle, sazlarıyla dinletmeye çalışıyorlar Yaptıkları müzik türü aynı: Folk.. Yalnız çaldıkları enstrümanlar, anlayışları, duyuşları değişik. Kimi sözü alıp, kendi besteliyor, kimi parçayı olduğu gibi alıp, gitarıyla batı tarzında okuyor, kimi de sözünü müziğini kendi yazıp içine folk motifleri katmakla yetininiyor. Yaptıkları şeye bir de isim koymuşlar: «Öze dönüş» diyorlar..

TÜRK FOLKUNUN TARİHÇESİ

«Öze Dönüş»ün temeli bundan yıllar önce atılmıştı. 1962 yılmda Kadri Ünalan «Kara Tren»i orkestraya uygulamış ve kocaman sesli, kocaman cüsseli bir şantörümüze, Başar Tamer’e okutmuştu. Parça kısa zamanda tutmuş. Başar Tamer’i de, Kadri Ünalan’ı da bir anda meşhur etmişti. Barış Manço, Erol Büyükburç Tülay German gibi zamanın ünlü şarkıcıları hemen bu yeni akımı benimsemişler, halk türkülerimizi organize etmeye başlamışlardı. O güne kadar batı müziği denilince akla sadece ve sadece yabancı sözle, melodili şarkılar gelirdi. Bu tip şarkılar da çok az kimsenin ilgisini çekerdi. Halk türkülerinin batı müziğine uygulanması geniş halk kitlelerinin batı müziğine ilgi duymasına yol açmıştı. Artık hafif batı müziği saatlerinde radyo düğmeleri eskisi kadar bükülmüyordu.



Ardarda yapılan iki Balkan Festivali halk türkülerinin daha fazla yaygınlaşmasını, sevilmesini sağladı. Festivalin gedikleri sayesinde ilk defa batı müziğini alaturka gazinolara soktu. Ve yavaş yavaş alaturka gazinoların, seyircileri «Kızılcıklar Oldu mu» veya «Halime»yi dinlerken onun yanında bir de Frank Sinatra dinlenmeye alışıverdi..

1965 – 1966 yıllan için, «Hafif batı müziği dünyamızda folk modasının en yaygın olduğu devir» diyebiliriz. Bu yıllarda temeli atılan «Altın Mikrofon» yarışmalarına giren gençler batı müziği tarzında halk türküleri çalıp, birikirleriyle yarıştılar. Beat’in en koyu olduğu bir sırada; saç-sakal biri birine karışmış, postlara bürünmüş bir çok delikanlı Anadolu türkülerini Anadolu halkına dinlettiler.. Aralanndan bazıları halk türkülerini aranje etmek yerine, kendi yaptıkları folk türündeki besteleri okumayı tercih etti.. Cem Karaca, Haramiler, Ali Atasagun, Moğollar gibi.. Sonra her moda gibi «Folk» modası da devrini tamamladı.. Yerini Türkçe sözlü şarkılara bıraktı..



DÜNYADA FOLK AKIMI..

Türkiye’nin Türkçe sözlü şarkı modası ile çalkalandığı yıllarda Avrupa ve Amerika’yı bir folk modasıdır sarmıştı. Joan Baez, Donovan, Bab Dylan, Hugues Aufray, Peter, Paul And Mary, Marianne Faithfull gibi şarkıcı ve gruplar kah kendi besteledikleri, kah yıllardır söylenen folk şarkılarıyla, beat’e korkunç bir darbe indirdiler. Dünya gençliği artık «Beatin sert ritmi» yerine folkun yumuşacık havasına kaptırmıştı kendini. Önce sadece gitarla başlayan akıma daha sonra mahalli sazlar karıştı. Folk dünyada kendini o kadar şiddetle hissettirdi ki, Beatles bile müziğine folku katmak zorunda kaldı. Hint çalgısı «sitar»ın eşliğinde, doğu motifleriyle süslü yeni Beatles müziğinin adı da böylece «East And West» oldu.. Bu arada folk şarkıcıları çeşitli sosyal eğilimlerini müziğe kattıkları için şöhretleri uzun ömürlü olmuyordu. Hapis cezalan, protesto yürüyüşleri işte karışınca folkun o yumuşacık havası kayboluverdi.. Bu boşluktan faydalanan Tom Jones, Engelbert Humperdinck gibi şarkıcılar «balad» ve «blues»la, Cream, Jimmie Hendrix gibi grup ve şarkıcılar da önce «pyscodelic», daha sonra «underground»la gençliği bir anda peşlerinden sürükleyiverdiler..



DÜNÜN VE BUGÜNÜN FOLKUNUN MUKAYESESİ..

Üç yıl önce dünyayı sarsan folk modası bugün Türkiye’yi de sarmış durumda. Bugün yapılan folk müziği aşağı yukan iki yıl önce dünyayı kasıp kavuran Amerikan ve İngiliz folk tarzının etkisinde. 1962’lerde yapılan folk müziğiyle bugünkü arasında ise müthiş farklar var. 1962’lerde temeli atılan folk müziğinin gayesi, yabancı dilden şarkı dinlemeye alışmış halka kendi dilinden birşeyler söyleyerek ilgiyi üzerine çekmekti. Yapılan aranjmanlar, hergün dinlediğimiz batı müziği orkestraları için yapılmıştı. Bu topluluklarda folk enstrümanı olarak hiçbir enstrüman yoktu. Söylenen türküler yıllardır dinlediğimiz popüler halk türküleriydi, Folk tarzında yapılan beste ise yok denecek kadar azdı. Aşık deyişlerinden hiçbir ize rastlanmamaktaydı. Şarkıcılar arasında bugünkü gibi bir sınıflanma yoktu. Hiç kimse kendisine folk şarkıcı deyip, sadece folk şarkıları okumazdı..



NİÇİN «ÖZE DÖNÜŞ»

Bugün «Öze Dönüş» olarak nitelenen folk akımının Türkiye’ye gelişinin iki sebebi var. Birincisi Avrupa’daki modanın iki yıl sonra sınırlarımızdan içeriye girmesi, İkincisi ve asıl önemlisi de kötü, adapte şarkılardan bıkan genç müzisyenlerimizin kendilerini Avrupa’ya kabul ettirebilmek için bir çıkar yol aramalarıdır. Bu arayış iki bakımdan oluyor. Birincisi beste yapıp, müziğimizi bir yola sokmak isteyenler; İkincisi beste yapamayıp, adapte şarkılar furyasına girmeden, halka iyi birşeyler vermek isteyenlerdir. Beste yapanlar için halk şairlerimizin şiirleri çok zengin bir kaynak. Beste yapamayanlar içinse yine halk şairlerimizin yaptıkları besteleri gitar eşliğinde söylemek hem faydalı, hem de kolay bir yol. İşte bugün yurdumuzda esen folk akımının temsilcilerinin «Öze Dönüş» olarak niteledikleri folk rüzgarının bu derece şiddetle esmesinin gerçek nedeni budur. Genç müzisyenlerimiz, beğenmedikleri hafif batı müziği dünyamızda bir çıkar yol aramaktadırlar.



İsterseniz şimdi biz aradan çekilelim, sözü bugünün folkçulanna bırakalım. Onlara göre folk nedir? Niçin folku seçtiler? Ne yapmak istiyorlar?.. İşte şimdi söz Cem Karaca’nın

CEM KARACA:

– «Ben öteden beri kendi milletimin müziğini yapmayı amaç edindim. Karacaoğlan, Emrah gibi halk şairlerimizin şiirlerini alarak onların anlatmak istedikleri manavı, müziğimde de sadık kalarak beste yaptım. Ben folkta hırsızlık ve yabancı folktan çalmanın tamamen karşısındayım. Türk folku Amerikan ve İngiliz folkuna benzetildiği zaman ortadan kalkmış olur.»



BARIŞ MANÇO

Bundan yıllarca önce Rock’n Roll şarkılarının yanısıra folk şarkıları söylemeye başlayan, son iki yıldır janrını tamamen folka döndüren Barış Manço ise yaptığı müziği şu şekilde tamamlıyor.

– «Folk parçalarını okumak öteden beri çok hoşuma gider. Fakat folk müziğini yaparken aslına sadık kalmaya gayret ederim. Daima değişik parçalar bulmaya, eğer beste yapıyorsam içine Anadolu motifi sokmaya dikkat ederim. Bunu son plağım olan ‘Derule’dir. Bu parçaya bir Karadeniz enstrümanını, kemençeyi kattım.»



ESİN AFŞAR

Bundan iki yıl öncesi dünyayı saran. İngiliz ve Amerikan folkunun etkisini Esin Afşar ve Modem Folk Üçlüsü’nde gerçek anlamında bulmak mümkündür. Esin Afşar Joan Baez’i andıran sesiyle iki gitar ve banço eğliğinde folk şarkıları söylüyor. Genellikle aşıkların sadece sözlerini değil, müziklerini de alıp, türküden ziyade’ aşık deyişlerini tercih ediyor.

– «Ben Türkiye’de folk konusunda bir çığır açtım.» diyor Esin Afşar. «Hiç kimsenin düşünmediğini yaptım. İlk defa gitar ve banço eşliğinde aşık deyişleri okudum. Yaptığım müzik türünü çok seviyor ve iyi bir yolda olduğumu biliyorum. Bunun için folk söylemeye devam edeceğim.»



MODERN FOLK ÜÇLÜSÜ

Modern Folk Üçlüsü ise Türkiye’de ilk defa yıllardır, Amerika ve Avrupa’yı kasıp, kavuran Peter, Paul And Mary ve Kingstom Trio tarzı, üç sesli, Türkiye için çok değişik bir müzik türünü deniyor. Gayeleri gençlere halk türkülerini sevdirmek, gece kulüplerine kadar her yerde aşıklarımızın hislerini açıklamak. Banço ve gitar eşliğinde söyledikleri halk türkülerinin tamamen Amerikan ve İngiliz folkunu taklit ettikleri yolundaki tenkitleri ise şöyle cevaplandırıyor Modem Folk Üçlüsü:

– «Bizim savunduğumuz gaye önce çok sesliliktir. Eğer parçalarımızda saz kullanacak olsak müziğimizin ne kadar zayıf kalacağını hepiniz gözlerinizle göreceksiniz. Herkes bizi tenkit etmekte serbesttir. Meyve veren ağaç taşlanır. Biz ne yaptığımızı biliyoruz.»



FİKRET KIZILOK

Modem Folk Üçlüsü’nün savunduğu fikirleri tamamen reddeden Fikret Kızılok ise yaptığı beste ve aranjmanlarda folka sadık kalmak için mahalli sazlarımızı kullanmayı şart koşuyor.

– «İlk plağım ‘Yumma Gözün Kör Gibi’de gitarın yanısıra saz da kullandım. Saz hiçbir zaman tek sesli bir enstrüman değildir. Bundan sonra yapacağım plakta üç çeşit saz kullanarak tamamiyle çok sesli bir müzik meydana getireceğim. İşte o zaman saza tek sesli diye çirkin iftiralar atanlar yanıldıklarını anlayacaklar.»



Fikret Kızılok böyle diyor, ama sazm şeklini, tellerini, perdelerini değiştirip değiştirmeyeceğini söylemiyor. Sonra bir mesele daha var.. Acaba sazdan elde edilen çok seslilik batı anlayışındaki armoni kalıplarına uyar mı? İşte Modem Folk Üçlüsü burada Fikret Kızılok’un karşısına çıkıyor ve «Saz, üzerinde oynamadıkça, yani ilave teller, akord değişikliliği yapılmadıkça batı anlamında çok ses elde edilemez,» diyor ve soruyorlar: «Böyle bir değişiklik yapılırsa saz sazlıktan çıkmaz mı?»

ÜÇ İSİM DAHA

Parçalarını gitar eşliğinde söyleyenler arasında üç isim daha var. Okay Ergil Folk Dörtlüsü, Bülent ve Bora Ayanoğlu. Okay Ergil Folk Dörtlüsü Türkiye’de kurulan ilk folk topluluğu. Yıllarca Sony a Dores adı altında İspanyol folku üzerine çalışan dörtlü bugün bizim folkumuzu yapıyor.



Toplulukta üç gitardan başka enstrüman yok. Üç gitarın kendilerine yetip de arttığını söyleyen dörtlü genel olarak beste üzerine çalışmayı amaç edinmişler. Gitar eşliğinde kendi bestelerini söyleyen Bülent ise diğer folkçulardan tamamen ayrı bir yolda. Onun yaptığı müzik Amerika’lı ünlü folkçu Bob Dylan’ın müziğinin bir benzeri. Genç besteci tıpkı ünlü şarkıcı gibi protest folk üzerinde çalışıyor. Parçaların sözleri toplumu protesto edecek bir yolda yazılmış, müziği ise hiçbir milletinkine benzemeyen, ama yine de folk diyebileceğiniz bir başka özellik gösteriyor. Yine gitan eşliğinde kendi bestelerini söyleyen Bora Ayanoğlu ise kimi zaman ünlü halk şairlerimizden, kimi zaman da kendi yazdığı sözlerden yararlanarak bu tarzda besteler yapıyor. Çaldığı gitar parçaya yumuşak bir ritim veriyor.



VE HÜMEYRA

Folk rüzgarına kapılanlardan bir diğeri, belki de en kuvvetlilerinden biri de 1970’in en sevilen kadın şarkıcısı Hümeyra.. Genç şarkıcı ünlü aşıklardan Karacaoğlan’dan, Veysel’den aldığı şiirleri yepyeni bir biçimde besteliyor.

– «Ben nasıl hissedersem öyle beste yaparım» diyor Hümeyra. «Bugün Karacaoğlan’dan. aşık Veysel’den okuduğum şiirler hoşuma gidiyor, onları besteliyorum. Belki yarın bir başka tarza dönüveririm. Onun için ben tam manasıyla folk şarkıcısı sayılmam, bugün yaptığım fol tarzı parçalarda da, folk özelliği şarkının sözlerinde ve aranjmanındadır.

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1970-tarihli-23-sayisi)

25.11.2020 00:08

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar