Menü

Türkiye’nin Yüzme Kariyeri Yükselişte

Artık pisinler durgundu. 1974 yüzme mevsimi rekorların verdiği umutlarla sona ererken «İyi ürün için, yalnız iyi tohum yetmez, iyi tarla da gereklidir.» gerçeğini bir kez daha ortaya koymuştu. Bunun en belirli yanıtı, İzmir Bölgesi’nin gösterdiği aşama idi. Akdeniz Oyunları nedeniyle Olimpik havuzun yanında kapalı havuza da kavuşan İzmiz’de, özellikle son iki yıldır ekilen tohumlar, ürün vermeye başlamıştı. İşte Neval Özbek, işte Elvan Karagözcük, işte Bülent Kırbaç ve de Baha Diker bunun gözalıcı örnekleriydiler. Yüzmeye iki yıl önce başlayan 12 yaşındaki Neval Özbek, İzmir’de yapılan Türkiye Şampiyonası’nda 4 birincilik kazanmış 400 metre serbest ve 200 metre kelebekte iki Türkiye Rekoru kırmıştı. «Türkiye’nin Novella Calligaris’i» gözüyle bakılan Özbek toplam olarak 67 rekor kırmıştı. 1500 metre serbest ve 400 metre karışıkta ise büyüklerin rekorunu da elinde bulunduruyordu.



İki yıldır yüzen 14 yaşındaki Elvin Karagözcük, bir başka su perisiydi. 100 ve 200 metre sırtüstünde rakipsiz Türkiye Birincisi olan Karagözcük kadar umutlar besleten Baha Diker ile Bülent Kırbaş da, İzmir’de yetişen genç cevherlerdi. İkisi de 15 yaşında olan hızlı kulaçlardan Baha Diker yüzmeye geçen yıl başlamıştı ve 100 metre sırtüstü ile 200 metre sırtüstünde geçilemiyordu. İki yıllık yüzücü Bülent Kırbaş ise, bayrağımızı yurt dışında ilk kez şeref direğine çektirmenin onurunu taşıyordu. Gerçekten, Kırbaş’ın Balkan Şampiyonası’nda 1500 m.’de aldığı üçüncülük, yüzücülüğümüz adına sevindiriciydi.



İSTANBULLU GENÇLER…

«İyi tohum, iyi tarla, iyi ürönt formülünün sonucu olarak İstanbul’da da 4 genç yüzücü geleceğe iyimserlikle baktırmışlardı. Kendi havuzlarında çalışan İstanbul Yüzme İhtisas Kulübü’nün dört genç yüzücüsünden Orhan Esen, Metin Canpolat ve Metin Korhan genç erkeklerde, Gölizar Çepoğlu da genç bayanlarda geleceğin büyük rekortmenleri olacakları düşüncesini yoğunlaştırmışlardı. Onlara ek olarak Adalar Su Sporları’ndan Esra Şeniz ile G. Saray’dan Bekin Ciritçi ve Can Özkan için de aynı şeyler söylenebilirdi.

İşte, tüm bu genç yüzücülerin başarısı, yüzmede, görkemli rekorlar için havuzun çok gerekli olduğunu gösteriyordu. Çünkü hepsinin de, çalışabilecekleri havuzlar, kendilerini eğiten antrenörleri vardı. İzmirliler, kapalı havuzda daha uzun süre çalışabildikleri için öne geçmişlerdi. Yakın geçmişte, en iyi havuza sahip oldukları için yüzmede hegemonya kuran Adanalılar, bu kez İzmir ve İstanbullu yüzücüler karşısında geri kalmışlardı.



Sonuç olarak, Türkiye’de yüzme sporu geleceğine umutla bakılan raya giriyordu. Bunu böylece belirten Yüzme, Atlama ve Sutopu Federasyonu Başkanı Fahiman Akdağ «Kavuştuğumuz her havuz, yüzmede yeni başarılarımızın ilk adımı olmaktadır» diyor ve bu yıl 400 kez yeni rekor kırıldığını belirterek, 1975’te mevsimin martta başlayarak 8 ay süreceğini söylüyordu.

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/hayat-spor-dergisinin-1974-tarihli-36-sayisi)

20.01.2021 17:21

Kategoriler:   Spor

Yorumlar