Menü

Ülkü Özen Bocalıyor

ÜLKÜ ÖZEN, 1968 yılında, mecmuamızın düzenlediği «Sinema Artisti Yarışması»nda kızlar arasında ikinciliği kazanıp Yeşilçam’a adımını atınca prodüktörler derin bir «Oh!» çekmişler, «Hele şükür, yerli sinemaya eli yüzü düzgün, değişik fiziği olan bir genç kız daha geldi,» demişlerdi. Hatta hiç unutmayız, o günlerde prodüktör – rejisör Ertem Eğilmez aynen şunlan söylemişti bize: «Ben şahsen Ülkü Özen’in sinemada çok iyi bir yere geleceğine inanıyorum.»



İlk günlerde Ülkü Özen hakkında böyle düşünenleri yanıltmadı. İlk önce Ümit Utku’nun yönettiği «Leylaklar Altında» filminde Selda Alkor ve Berkant ile birlikte oynadı, büyük başarı kazandı. Sonra 1-2 yıldır Yeşilçam sakinlerine musallat olan sahneye çıkma, şarkı söyleme hevesi Ülkü Özen’i de kollan arasına aldı. Küçüklüğünden beri sahneye, şarkı söylemeye meraklı olduğu için organizatörlerin parlak tekliflerine, «Hayır» demeye dili varmadı ve Bursa’da sahneye çıktı. Gerçeği söylemek gerekirse, sahne hayatı da parlaktı Ülkü Özen’in.

Sonra tekrar Yeşilçam’da görüyoruz Ülkü Özen’i. Gene başrolde. Bu defa karşısında Yılmaz Güney var. Ve bu ikinci başrolü ile bir anda aranan bir artist olup çıkıyor. Sonra Sadri Alışık ile «Hancı» da oynuyor. Arkasından da Kartal Tibet ve Nuri Sesigüzel’le başrolü paylaşıyor.. Prodüktörler, rejisörler sanki ağız birliği etmişlercesine aynı kelimeleri tekrarlıyorlar. «Ülkü Özen artık kendini sinemaya kabul ettirmiştir. Artık başrollerin kızıdır o..»

Fakat… Yukanda da söyledik ya, sahne, şarkıcılık Ülkü Özen’in kanma girmiş diye. Bu defa da Ülkü Özen’i Berkant ile turnede görüyoruz. Artık Anadolu şehirlerinde konserler vermektedir. Filimleri de oynadığı için halk tarafından hemen her gittiği yerde tanınmakta, sesi de beğenilmektedir.



Şimdi Ülkü Özen tekrar Yeşilçam’da. «Şarkıcılığa bir süre için veda ettim,» diyor. «Önümüzdeki günlerde Ümit Utku’nun yöneteceği, renkli bir aşk filminde Ediz Hun ile başrolü paylaşacağım..»

Temennimiz Ülkü Özen’in bu dönüşü iyice değerlendirmesi, sinemaya dört elle sarılması, hiç değilse bir süre şarkıcılık ateşine tutulmamasıdır. Bilirsiniz, atasözüdür. Ne demişler eskiler.. «Bir sıçrarsın çekirge, iki sıçrarsın çekirge…» dememişler mi?

(Alıntıdır. Bkz. http://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1970-tarihli-25-sayisi)

09.10.2020 01:26

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar