Menü

William Holden’ın Kenya Tutkusu

Dr. Livingstone’un kalbi, Afrika’nın balta girmemiş, uçsuz bucaksız ormanlarından birinde, göğe doğru yükselen dev ağaçlardan birinin dibinde gömülü. Hayatının büyük bir kısmını Afrika kıtasında keşifler yaparak geçiren bu ünlü Ingiliz kaşifinin naaşı İngiltere’ye nakledilirken, Livingstone’a hizmet etmiş olan yerliler Livingstone’nun kalbini gizlice vücudundan çıkarıp bir ağacın altına gömmüşlerdi.



Livingstone’nun ölümünden aşağı yukarı bir asra yakın bir zaman geçtikten sonra beyaz ırka mensup bir başka seyahat meraklısı Afrikaya kalpten bağlandığını davranışlarıyle ispat etmek için çırpınıyor. Dr. Livingstone’nun izinden yürüyen bu seyahat meraklısı beyaz, sinemaseverlerin yakından tanıdıkları Amerika’lı aktör William Holden’dir.

Yıllarca önce bir Afrika gezisi sırasında Kenya’da geniş bir arazi satın alan ünlü aktör burada, «Mont Kenya Safari Klüp» adlı bir kulüp kurmuştu. Dünyanın sayılı zenginleri burada sürek avına çıkıyorlar, Afrika’nın vahşi hayvanlarıyle mücadele edip macera zevkini tadıyorlardı. Wİlliam Holden de filim çalışmalarından vakit buldukça buraya gelip dinleniyordu.



Zamanla aktör, Kenya’daki evinden hiç ayrılmaz oldu. Afrika’yı pek sevdiğini her fırsatta dostlarına tekrarlayan ünlü aktör, sinemayı tamamen terk edip Kenya’daki evine yerleşmeyi de düşünmedi değil. Fakat çeşitli iş anlaşmaları, çoluğunun çocuğunun Amerika’da olması, William Holden’in bu isteğini gerçekleştirmesine imkan vermiyordu. Bu yüzden Afrika tutkusunu yılın belirli aylarında Kenya’da yaşamakla gidermeye çalıştı…

Bundan bir süre önce Amerika’nın CBS televizyon şirketinden aldığı parlak bir teklif, William Holden’i milyarlık servetine yeni milyarlar katmış kadar sevindirdi. Bunca yıllık aktör olmasına rağmen hiç bir televizyon programında rol almamıştı, ama Kenya’yı dünyaya tanıtmak için prensiplerinden bile vazgeçti, hemen yol hazırlıklarına başladı…



Vaktiyle Dr. Livingstone, Tanganika gölünü keşfetmek için hayatını tehlikeye atmıştı. Wİlliam Holden ve televizyoncular ekibi de Kenya’nın Rudolph gölü kıyılarında filim çekeceklerdi. Fakat Rudolph gölüne gidebilmek başlı başına bir meseleydi. Kızgın lavlı topraklarda yol yürümek hem tehlikeli hem de çok maşekkatliydi. Ama William Holden buraları daha önceden karış karış gezmiş olduğu için televizyoncuların büyük sıkıntılarla karşılaşmalarına meydan bırakmadı. Eğer ekip istemiş olsaydı, on beş günden fazla süren bu yolculuğu uçakla kısaltmaları mümkündü. Fakat buna herkesten önce William Holden itiraz etti. Televizyon seyircilerini aldatmaya hakları yoktu. Sonra yol boyunca çok ilgi çekici durumlarla karşılaşmaları ihtimali de vardı. Gerçekten de öyle oldu. Televizyon ekibi, Rudolph gölüne varıncaya kadar bir hayli filim çekildi.



Prodüktör Seltzer, günde elli mil yol katedebiieceklerini tasarlamıştı, ama hiç bir gün on milden fazla ilerleyemediler. Nairobi’den çıktıktan sonra malzeme yüklü kamyonlardan biri bozuldu. Sonrada benzin tankeri… Onaltı milimetrelik yedi kameradan dördü işlemez hale gelmişti. Yolculuk tahminlerden çok daha uzun sürdüğü için yiyecek stokunu da çok dikkatli kullanmak gerekmişti. Bu duruma en fazla üzülenlerden biri de tabii William Holden oldu. Ünlü aktör yiyecekten ziyade birasız kalmaktan korkmuştu. Yanına aldığı yüz yirmi kasa Alman birasının yarı yolda tükenmesi ihtimali onu hayli endişelendirmişti. Fakat çekilen filmin çok başarılı olması, Holden’e bu üzüntülerini unutturdu. Yirminci yüzyılın ikinci yarısında da Afrika her şeye rağmen karanlık bir kıtaydı ve burada dolaşmak isteyenlerin büyük meşakkatlere katlanmaları gerekiyordu, ama doğrusu William Holden, Kenya’yı tanıtma uğruna katlandığı sıkıntılardan hiç şikayetçi değil.

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1968-tarihli-40-sayisi)

01.11.2020 05:45

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar

  • Yayınlandı: 25 Ağustos 2015 16:27

    Soner Çiftalan

    o zamanlarda da ünlülerin değişik tutkuları varmış
  • Yayınlandı: 26 Ağustos 2015 14:51

    VEYSEL KASAP

    kenyada bizim bilmediğimiz güzel birşeyler mi vardı acaba o zamanlar :D