Menü

18. Cannes Film Festivali

güzellik gösterisiGÜZELLİK GÖSTERİSİ — Her yıl olduğu gibi, bu yıl da Cannes’ı yıldız adayları dolduruyor. Her tarafta, ilgi çekmek için kürkten bikini giyenlere, kendilerini havuzlara atanlara, bikiniyle trafik idare etmeye kalkanlara raslanıyordu.

ÖNCE mahzene indiler. Bir seneden beri el değmemiş bayrakları birer birer çıkardılar. Kiminin rengi solmuş, kiminin uçları yırtılmış, kimi de eskilikten tanınmaz hale gelmişti.

Ama 18. Uluslararası Cannes Film Festivalinin hazırlıklarıyla ilgilenen komite üyeleri, bayraklardan çok daha önemli başka konularla da ilgilenmek zorundaydılar. Geçen yılların festivalleri, ilk festivallere kıyasla hayli sönük geçmişti. Artık sinema dünyasının büyük şöhretleri de işlerini bırakıp Cannes Film Festivaline gelmekten vazgeçmişlerdi. Jüri ve tertipçiler için şimdi asıl mesele geleneksel festivali ölümden kurtaracak çareyi bulmaktı.

PROGRAMI HAREKETLİ

festival güzelleriFestival Komitesi her şeyden önce Cannes Film Festivalini kuru bir sanat gösterisi olmaktan çıkarmak zorundaydı. Gösterilecek filmlerin yanı sıra bir sürü eğlence tertiplenmeli, bu arada sinema dünyasının şöhretlerini de Cannes’a getirtmenin yollarını aramalıydılar. Bu düşünceyle işe sarılan komite üyeleri, dolgun bir program hazırladı. Aşağı yukarı her film gösterisinin arkasından bir ziyafet, bir parti geliyordu. Ayrıca tertiplenen özel piknikler, kokteyl partiler, plaj eğlenceleri de festivale gelenlerin eğlenceli vakit geçirmelerini sağlayacaktı. Festivalin ilk günü polo sahasında tertiplenen atlı gösteri çok eğlenceli oldu. Davetliler, buraya at üstünde ve eski devirleri hatırlatan kıyafetlerle geldiler.

Bir tarafta festival komitesi oynatılan ve oynatılması kararlaştırılan filmlerle uğraşırken bir taraftan da festival kıraliçesi seçiminin hazırlıkları yapılıyor. Bu yılki güzellik kıraliçesi seçimleri hayli ilgi çekici olacak. Uçaklardan paraşütle plaja atlayacak olan şöhretler, iki yatta yapılacak müsabakanın havasını renklendirecek.

Güzellik müsabakasından sonra bir de plajda çiçek muharebesi tertiplenecek. Bikinili güzel yıldız namzetlerinin rağbet edecekleri bu yarışmanın galibine de hediyeler verilecek.

KURUCUNUN FİKRİ

Bu yıl her zamankinden çok daha parlak bir festival programı hazırlandığını ileri süren ilgililer, festival hakkında çıkarılan söylentileri de yalanlıyorlar. Festivalin kurucusu Philippe Erlanger, açılıştan önceki gece, verdiği beyanatta şöyle dedi:

cannes film festivali— «Her yıl festivale karşı ilginin azaldığını söyleyenler var. Bu, tamamen uydurma. Yirmi yıldan beri festivale karşı duyulan ilgi azalacak yerde bilakis artıyor. Bu arada Brigitte Bardot gibi şöhretlerini festivale borçlu olan bazı yıldızların festivalde hazır bulunmamaları da bize bir şey kaybettirmez. Bu yıl her zamankinden fazla katılma istekleri ile karşılaştığımızı söyleyebilirim.»

Parlak bir törenle açılan 18’inci Uluslararası Cannes Film Festivalinin bu yıl hayli çekişmeli geçeceği tahmin ediliyor.

BU yıl Cannes Film Festivaline sürükleyici filmler seyredip hoşça vakit geçirmek için gidenler, daha festivalin açılış gününde aradıklarını bulamayacaklarını anladılar. Geçen yıl Venedik Film Festivalinde olduğu gibi bu yıl da Cannes Festivali, ağır ve ciddi bir havaya bürünmüştü. Festival yöneticileri, halkın son yıllarda hissedilir bir hal alan ilgisizliğini farkederek ve sırf film festivallerini canlandırmak, geniş meraklı kitlelerini çekebilmek amacıyla festivali, bir sanat filmleri gösterisi haline getirmek istemişlerdi. Nitekim geçen yıl da Venedik Film Festivalinde Antonioni’nin «Kızıl Çöl» isimli filminin başarı kazanması, festival yöneticilerinin zihniyet değiştirdiğini ispata yetmişti.

FİLMLERDEN ÖRNEKLER

Fransızlar’ın festivale yolladıkları «Yo-Yo» isimli film senaryosunu yazıp rejisörlüğünü ve baş aktörlüğünü Pierre Etaix’nin yaptığı bu kordele, her şeye sahip olduğu için evinde «Yo-Yo» oynamaktan başka iş yapmayan bir zenginin hikayesini anlatıyor. Fakat zengin adamın mutlu günleri çok sürmeyecek, çeşitli olaylar sonunda iflas edip kötü bir duruma düşecektir. Bu arada sevgilisinden olan gayrimeşru çocuğu babasının yerine zengin olacak, annesiyle babasını tanımamazlıktan gelecektir. Sonunda ise delikanlı yaptıklarından ötürü pişmanlık duyacaktır.

Amerikalı yönetici William Wyler’in idaresinde çevrilen «The Collector» (Toplayıcı) isimli filmde baş rolleri Terence Stamp ve Samantha Eggar paylaşmaktadır. Garip düşünceli bir delikanlının inanılmaz aşk hikayesi anlatılmaktadır. Delikanlı, insanlardan uzak yaşayan, hislerini kimseye açıklamak istemeyen garip yaradılışlı bir delikanlıdır. İşinin dışında kelebek avlayıp koleksiyon yapmaya meraklıdır. Uzaktan sevdiği kızı da bir kelebek gibi avlamayı düşünmektedir. Son kararını verince, sevgilisini hapsedeceği bir ev alır ona özel bir oda hazırlar ve kızı kaçırır. Genç kız, kendisini kaçıran delikanlıya vücudunu dahi sunmaya teşebbüs ederek oradan kurtulmak ister, fakat maelesef kelebeklerin kaderi onu beklemektedir.

«Exodus» filminin başarılı yöneticisi Otto Preminger, John Wayne’lı, Kirk Douglas’lı Henry Fonda’lı, Tom Tryon’lu, Patricia Neal’li büyük bir savaş filmi hazırlamış. Adı: «Harm’s Way» (Harm’ın Yolu), Pearl Harbour baskınını ele alan bu filmin de başarılı bir kordele olduğu söylenemez.

Ünlü İngiliz aktörü James Mason’un İspanyol filmcileriyle ve rejisör Juan Antonio Bardem yönetiminde çevirdiği «Piano Mecanique» isimli filmde de halkı aşktan, sevişmekten başka bir şey düşünmeyen bir sahil köyünün hayatı anlatılıyor. Bu arada on beş yaşında bir genç ile on dört yaşında bir kız da sevişmeye başlar. Kız, sevgilisi uğruna ailesini terketmeye yanaşmayınca delikanlı intihar eder.

Artık rejisörlüğe başlayan bir zamanların ünlü İsveçli yıldızı Mai Zetterling’in «L’Amoureuse» (Sevgililer) filmi de ilgi çekici sahnelerine rağmen karışık düzeniyle seyircinin dikkatini dağıtmaktadır.

Yunanlıların, «İhanet» isimli filmi, baş rolü oynayan Elli Fotia isimli genç yıldızın cazibesi sayesinde ilgi çekiyor. Mısırlı yıldız Faten Hamama’nın da «El Haram» (Haram) isimli filmi de bir melodram olmaktan ileri gidemiyor. Bu kordelede yeni doğan çocuğunu öldüren bir annenin dramı anlatılıyor.

Yunanistan ve Mısır’ın her ne pahasına olursa olsun festivale katılmalarına karşılık bizim bu konuda hiçbir teşebbüs yapmamış olmamız, milletlerarası bir festival (Berlin) kazanmış Türk filmciliği hesabına gerçekten acı bir durumdur.

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1965-tarihli-21-sayisi)

31.08.2015 16:41

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar

  • Yayınlandı: 26 Ağustos 2015 14:04

    Anıl Dündar

    Baya canlı geçmiş anlaşılan :)
  • Yayınlandı: 7 Eylül 2015 12:54

    AHMET SEZEN

    hanımlar yine ünlü olmanın peşindeymiş :D
  • Yayınlandı: 7 Eylül 2015 12:55

    HALİT KUMRU

    ortamı ısıtmışlar hanımlar hahaha :D