Menü

Yakışıklı Şarkıcı Tommy Steele’in Bir Sürprizi Var

İngiliz şarkıcısı Tommy Steele’in ilk filim denemesi hiç de umulan sonucu vermemişti. Genç şarkıcı kendi hayat hikayesinden ilham alınarak hazırlanan müzikal filimde şarkı söylemiş, dans etmiş, yüzünde tatlı tebessümler uçurarak oradan oraya koşuşmuş, fakat bir türlü sinamaseverlere kendini beğendirememişti. Genç sanatçının ilk filminde uğradığı başarısızlık sadece sinema hayatını değil, müzik dünyasındaki şöhretini de gölgeleyecek gibiydi. Çünkü herkes Tommy Steele’in şarkıcılıkta başarısızlığa uğradığı için sinemaya geçtiğini ve bu sahada da başarılı olamadığını söylüyordu.

Genç şarkıcı, bütün bu söylentilere kulaklarını tıkadı. Aylarca ortalıkta görünmedi. Bir şeyler hazırladığı muhakkaktı, ama neydi bu?…

Yakışıklı Şarkıcı Tommy Steele'in Bir Sürprizi VarBir süre sonra Tommy Steele, Hollywood’daki stüdyoların birinde uzun saçlı, elinden kılıç düşmeyen on dokuzuncu yüzyılda bir efsane kahramanı haline gelen haydut Jack Shepard’in hüviyetine bürününce her şey gün ışığına çıktı. Genç şarkıcı, sinemada ikinci bir denemeye girişmişti ve bu defa fon müziğinden başka müziği olmayan, bir macera filminde başrolü oynayacaktı.

Filim çalışmalarını takip edenler genç sanatçıyı bu kılıkla görür görmez kararlarını verdiler. Tommy Steele belki de bilmeyerek Douglas Fairbanks’a benzemişti. Amerikan sinemasında kılıçlı macera filimleri modasını yaratan ve bu çeşit rolleri sayesinde şöhrete ulaşan Douglas Fairbanks’dan sonra oğlu da aynı tür filimlerde oynamıştı. Fakat yıllardan beri baba – oğul Douglas Fairbanksların boş bıraktıkları yeri dolduracak aktör bulunamamış ve bu yüzden de kılıçlı, macera filim erin modası unutulmaya yüz tutmuştu…

Tommy Steele’in Jack Shepard rolünde gösterdiği başarı bu filimlerin hasretini çeken sinemaseverleri muhakkak ki çok sevindirecek.

Baba Douglas Fairbsnks, şöhretin zirvesindeyken eşi Mary Pickford’u kendi çevirdiği filimlerde başrolde oynatırdı. Tommy Steele’in filminde ise Fiona Lewis, Mary Pickford’un yerini almaktadır.

Yakışıklı Şarkıcı Tommy Steele'in Bir Sürprizi VarRol arkadaşlarıyla gayet iyi geçinen Tommy Steele, bazı şöhretli şarkıcıların stüdyolarda çeşitli kaprisleriyle meslektaşlarını üzdüklerini bildiği için onların işledikleri hata arı tekrarlamamaya gayret ediyor. Genç aktörün tecrübeli rol arkadaşı Stanley Baker de bu konuda genç meslektaşına yardımcı oluyor. Ve böylece sinema yeni bir aktör daha kazanmış oluyor. Hem de 1968 model bir Douglas Fairbanks…

Günlerden 11 ağustos pazardı. İstanbul Gazinosunun aile matinesine gelen kadınlı, erkekli, çocuklu beş bin kişilik grup, yiyip içip eğleniyor, sanatçıları bol bol alkışlıyordu.

Gazinonun bahçesi bu haldayken, sahne arkasında da heyecanlı, telaşlı bir hava esiyordu. Sahne amiri telaşla oradan oraya koşuyor, zaman zaman sanatçıların girdikleri küçük kapıyı açıyor, önünde uzanan caddeye ağlamaklı gözlerle bakıyordu.

Selda Alkor’un on dakika sonra sahnede olması lazımdı ve henüz gelmemiştı. Sahnede Öztürk Serengil vardı. Beş bin kişinin alkışları, «yeşşe!» «varol!» nidaları, kahkahaları arasında Zeki Müren’i çileden çıkaran «Yengen» şarkısını söylüyordu.

Bu sırada sahne amiri hızla Kemal Utku’nun odasına girdi. «Gelmedi abi,» dedi. «Rezalet!… Bir telefon daha edelim.»

Selda Alkor’un telefonu o gün belki 100’üncü defa çevrildi. Fakat çalıyor çalıyor, kimse cevap vermiyordu. Selda Alkor evde de yoktu.

Yakışıklı Şarkıcı Tommy Steele'in Bir Sürprizi VarKemal Utku, yanında bulunan ortağı Berker İnanoğlu ile birlikte orada bulunan Öztürk Serengil’i, Sevim Tuna’nın saz arkadaşlarını, sahne amiri ve daha birkaç kişiyi etrafına topladı. «Görüyorsunuz,» diye sinirli sinirli konuşmaya başladı. «Hepiniz şahitsiniz. Selda Alkor Hanım gelmedi. Ya şimdi beş bin kişi galeyana gelip, «Siz bizi aldatıyorsunuz!» diyerek burasını tahrip ederse, halimiz nice olur? Böyle rezalet, böyle kepazelik görmedim. Üstelik parasını da peşin aldı.»

Kemal Utku nedense zabıt tutmaya lüzum görmemişti. İki dakika sonra spiker şu anonsu yapıyordu: «Sayın müşterilerimiz, çok üzülerek bildiriyoruz ki, gazinomuzun değerli sanatçısı, memleketimizin kıymetli sinema oyuncusu Selda Alkor şu anda 41 derece ateşle evinde hasta yatıyor! Bu yüzden maalesef sahneye çıkamayacak!»

İstanbul Gazinosu’nda bu olayın cereyan ettiği saatlerde Selda Alkor, muayenehanesi Unkapanı’nda Merkez Bankası’nın arkasında bulunan doktor Vehip Baysal’a müracaat ediyor, 41 derece değil, ama 39 derece ateşle hasta olduğuna, sahneye çıkamayacağına dair bir rapor alıyordu. Yüzünde sinirli, yorgun, bezgin bir ifade vardı. Rapor şöyleydi:

«11/8/1968 tarihinde muayenesini yaptığım Bayan Sevtap (Selda) Alkor’da 39 derece ateşle müterafık (angir er yptigne) geçirdiği tespit edildi. Adı geçen hastanın tedavi edilmesi için yukarıda zikredilen tarihten itibaren evinde bir hafta istirahate muhtaç olduğunu bildirir rapor tarafımdan verildi.

Ertesi günü, yani 12 ağustos günü ise dedikodular almış yürümüştü. Herkes bir başka şekilde konuşuyordu. Yok efendim Öztürk Serengil, Selda Alkor’dan daha fazla alkış toplamış da, Selda Alkor bu durumu hazmedememiş de… Şöyleymiş de, böyleymiş de…

Bazıları olayın sebebini türkücü Bedia Akartürk ile Beyaz Kelebekler’e bağlıyorlar, «Selda’nın mukavelesinde gazinoda başka bir türkücü çalışamaz diye bir madde vardır. Sahneye onun için çıkmadı. Bedia Akartürk ve Beyaz Kelebekler, Selda Alkor’un türkülerini okuyorlar,» diyorlardı. Kısacası, dedikodu kazanı fokur fokur kaynıyor, insanı rahatsız eden buharlar çıkarıyordu.

Selda Alkor ise aynı gün, dedikoduların alıp yürüdüğü gün, elinde bir haftalık «çalışamaz raporu» olduğu halde Arnavutköy’de deniz kenarında Sohpan’ın platosunda «Baharda Solan Çiçek» filmini çeviriyordu.

(Alıntıdır. Bkz. http://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1968-tarihli-34-sayisi)

01.09.2015 11:03

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar

  • Yayınlandı: 25 Ağustos 2015 16:46

    Kaya Sinan

    aaa nedir acaba o sürpriiiz