Menü

Yarı Final Heyecanı

TÜRK futbolunun iki devi bir kez daha karşı karşıya… Yarım yüzyıl eskiden başlayıp, nice yıllara uzanacak görkemli çekişmenin bu en yeni ve son buluşmasında, kozlar Türkiye Kupası’nın finali için pay edilecek. Fenerbahçe’lilerde daha 17 gün önce 2 – 1 kazandıkları büyük maçın övüncü, Galatasaray’larda ise bu yenilginin burukluğu var şimdi…

Ama o maç orada bitmiştir. Şimdi yenisine bakmalı. Hem de öyle bakmalı ki, final havasını taşıyan Türkiye Kupası’nın yarı finalindeki ilk maçta köşeyi dönüvermeli.

Acaba hangi taraf kazanacak? Üzerine anıların yumuşak yorganı çekilen 17 gün önceki maçı düşünerek «Galatasaray, o yenilğinin acısıyla bilenip bu maçı kazanır. Ya da Fenerbahçe o maçta kazandığı moralle, bu maçı da alır» diyebilmek hiç de kolay değil.

O halde?.. İyice ölçüp biçmeli… Maçı etkileyecek unsurları tartışmalı. Bu unsurlar da şunlar: Fizik kondüsyon, moral kondüsyon, teknik üstünlük, taktik üstünlük…

Bugün herkes biliyor ki, Galatasaray’ın fizik kondüsyonu Fenerbahçe’den daha iyidir. Bu nedenle, Sarı – Kırmızılı takım ağır basıyor. Ama moral kondüsyonda durum değişik. Fenerbahçe’lilerin şu andaki morali daha yüksek. Bunu maç başlayana kadar da sürdürecekler. Maç süresince de körüklemeyi başarırlarsa önemli bir kozu ellerinde tutarlar. Fakat, Galatasaray’ın 17 gün öncenin acısını çıkarmak ve de finale giden yolu yarılamak gibi bir taşla iki kuş vurma fırsatı varken…

TEKNİK ÜSTÜNLÜK

Teknik üstünlükte Fenerbahçe’nin silahları daha ağırca. Haydi diyelim ki Datcu – Yasin ikilisi ile Timuçin – Yılmaz – Ziya – Alpaslan’dan kurulu geri dörtlüye karşılık Ekrem – Muzaffer, Enver – Şevki’den oluşan Sarı – Kırmızılı defansın sağlayacakları yarar eşittir. Ama Cemil – Osman – Ender ileri üçlüsünün Metin – K. Mehmet – Engin’den daha ağır bastığı bir gerçek. Sonra Önder – Ersoy – Selâhattin orta üçlüsünün Bülent – Ahmet – Mustafa’ya göre daha anlaşmış olduğu da su götürmez bir gerçek. Tabii bütün bunların kağıt üzerindeki hesaptan ileri gitmeyeceğini, hele de Şevki gibi süper klas bir gizli silahın geriden zamanında ateşlendiği zaman canalıcı bir nişancı olabileceğini de unutmamak gerek…

GELELİM TAKTİĞE

Taktik üstünlüğe gelince, Galatasaray düz oyunuyla, topu kendi kalesinden öteki kaleye daha çabuk indirebilen özellikte. Fenerbahçe üçgen pas ve kısa ver-kaçlarla gol koridoru açmaya çalışan alışkanlıkta. Her halde, Birch, 17 gün önceki gibi adam-adama markaj taktiğini vermeyecektir. Ama Didi’nin kafasında da nelerin dolaştığını kestirmek güç.

Tüm bu unsurlar, maçı ortada gösteriyor. O halde kazanmak için vurucu olmak, sinirlenmemek, topu çabuk koşturmak ve dolu sahayı boşaltmayı başarmak gerekli. Bunları da hangi tarafın iyi yaptığı sahada anlaşılacak.

İKİNCİ CEPHE…

Galatasaray’la Fenerbahçe, İstanbul’daki açacakları yarı finalin büyük cephesinde ağır toplarını ateşlerken, Beşiktaş’la Bursaspor’da «İkinci cephe»de karşı karşıya gelecekler. Önceki yıllarda Türkiye Kupası’nın 5 kez karşı karşıya getirdiği iki güçlü takımın yarı finaldeki ilk maçını kendi sahasında oynayacak olan Bursaspor, İstanbul’daki rövanşa daha umutlu çıkabilmek için karşılaşmayı net sonuçla kazanmaya çalışacak. Ne var ki, ligde Beşiktaş’a oldum olası ters gelen Yeşil – Beyazlılar, aynı korkuyu şimdiye dek Kupa’da yaşatamadılar.

Bu yıl ligdeki karşılaşmalarında Bursa’da 1-1, İstanbul’da ise 0-0 berabere kalan takımlardan Beşiktaş, son haftalarda gol kısırlığı çekiyor. Sakatlıklar nedeniyle ideal takımını kuramayan Beşiktaş’ın son maçlarında, büyük yükü defansı taşıyor. Siyah – Beyazlılar, Bursa’da defansların da daha çok adam bulundurarak, ileri uzun top açıp, gol aramaya çalışacaklar. Buna karşılık, daha çok ligden düşmemek için çaba harcayan Bursaspor, futbolcularının üstün kondüsyonuna rağmen gole gitme becerikliliğini gösteremiyor. İşte bu nedenlerle de, Bursa’daki ilk maç, Beşiktaş’ın peşin peşin hesabını kurduğu şekilde, beraberlikle biteceğe benziyor.

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/hayat-spor-dergisinin-1974-tarihli-3-sayisi/)

24.07.2020 20:21

Kategoriler:   Spor

Yorumlar