Menü

Yepyeni Bir Ajda Pekkan

Yepyeni Bir Ajda PekkanTEKİRDAĞ’DAN on beş kilometre ötede, bir deniz kenarındayız… Başımızın üstünde kavurucu bir güneş… Ardımızda geniş toprak yol, beton köprü ve daha geride kavak ağaçları…

Ajda Pekkan bir süre bu güzel manzarayı, adeta soluk almadan seyretti. Daha çok, birbirine geçmiş gibi görünen kavak ağaçları ile ilgilendi.

Rüyadaymış gibi konuştu:

-«Ne hoş bir görünüşü var şu kavak ağaçlarının… Nasıl da birbirlerine kol vermişler… Van Gogh’un vahşi figürlerini hatırlatıyor bana».

Genç kadın, o vahşi kavakların üstünde gerindi. Ardından kumların üstüne uzanıp vahşi dediği figürlere benzedi. Topuklu ayakkaplarının içlerine kum taneleri dolmuştu. Eğilip çıkardı ayakkaplarını. Kumları silkeledi. Sonra da yolun kenarına doğru fırlatıp attı.

Parmaklarını sırtına götürdü. Elbisesinin düğmelerine dokundu.

-«Lütfen arkanızı döner misiniz?… Pardon… İçimde mayom var. Bakmanızda bir mahzur yok. Nedense bugünlerde çok dalgınım.»

-«Bu dalgınlığa sebep, yeni bir aşk mı?…» dedim.

ajda pekkanKaşlarını çattı. Ne kadar çatsa gene de yüzündeki o yumuşak fakat ateşli ifade değişmiyordu.

-«Benim aşkla, meşkle uğraşacak vaktim kalmadı artık.» dedi. «Onlar eskidendi. Eskiden daha fazla inanıyordum herkese. Her elimi tutana bel bağlıyordum. Tıpkı, sahibini arayan bir kadının susuzluğu içindeydim. Kuzu gibiydim. Kimseyi kırmak, incitmek içimden gelmiyordu. Genellikle, hep evet diyordum ‘Ajda!..’ diyorlardı. ‘Biraz gülümse, pozlarında biraz cömert ol, bir şey kaybetmezsin. Amacına daha çabuk varırsın. Sen zekisin, okumuş kızsın… Her halde Makyavel’i de tanırsın. Onun yolundan git!… Gayeye varmak için her şey mubahtır. Işığın olsun!..’ Kuzuydum ya, çaresiz ‘peki’ dedim bu kocamış kurtlara. Sonra da o kurtlar ‘Ajda fink atıyor, Ajda tek ayak üstünde çifte aşk yaşıyor, Ajda şu, Ajda bu!…’ dedikodularını etrafa yaydılar. Ama şimdi bende ‘kurt’ oldum. Her ne kadar kanım kaynıyorsa, gerektiği yerde ‘hayır!..’ diyebiliyorum.

ajda pekkanSırtında açılan beşinci düğmeden sonra Ajda soyundu. Kumların ortasında, siyah file mayosuyla kaldı. Kavaklara doğru koştu. Köprüye çıkıp yan yatmış parmaklıklara uzandı. Tozu dumana katan bir kamyon durdu Ajda’nın önünde. Ajda kavaklara bakıp Van Gogh’u hatırladı. Kamyondan inen adamlar ise kavakları görmediler bile. Ajda’ya bakıp, başka şeyler hatırladılar.

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1965-tarihli-24-sayisi)

11.08.2019 13:18

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar

  • Yayınlandı: 26 Ağustos 2015 15:50

    Belis Badem

    yok ya gerçekten ajda pekkanın yaşlı hali daha iyi
  • Yayınlandı: 31 Ağustos 2015 17:48

    OZAN YURT

    gençleşmekle meşguldü o sıralar insan hep genç kalınca sorunda olmuyo aşkta tabi :D