Menü

Yeşilçam’ın Yeni Evlileri Ne Alemde?

«İZZET GÜNAY İpek Umar’la evlendi»

«Yılmaz Güney Fatma Süleymangil’le ‘açık’, Cüneyt Arkın Betül Işıl’la ‘gizli nikah yaptılar.»

Bu haberler peşpeşe gelince herkes «olay» ı isimlendirmekte gecikmedi. Lamı, cimi yok, Yeşilçam’da bal gibi bir evlilik rüzgarı esiyordu.

Rüzgar bu… Cins cins, çeşit çeşit olur. Rüzgar vardır, «Gelir geçer!» Rüzgar vardır — Sam yeli cinsinden — iz bırakır, anı olup çakılır hafızalara. Rüzgar vardır şöyle bir okşar geçer, rüzgar vardır «deler geçer»… Şimdi flörtleri, nişanları bir yana bırakıp Türk sinemasının yeni evli şöhretlerine bir bakalım.



İZZET GÜNAY – İPEK UMAR

«Zeytinliklerin altında olmayan sükun» Teşvikiye’deki bir katta fazlasıyla var bugünlerde… Türk sinemasının en sessiz. en efendi aktörlerinden olan İzzet Günay —nedenini hala çözemediğimiz bir şekilde — gazetecilerle epey köşe kapmaca oynadıktan sonra, adı malum, kendi bizce hayli meçhul İpek Umar hanımla evlendi.

Israrla, «Bir kadının şahsiyetinin İktisadi hürriyetine bağlı olduğunu savunan» ve halen çalışmaya devam eden İpek Umar Hanım, hayatından çok memnun. Ya İzzet diyeceksiniz. Onun hali de karısından farklı değil. Bu memnuniyetin formülü nedir? İzzet Günay bunu şöyle açıklıyor:

– «Karımla uzun süre flört ettikten sonra evlendik. İkimiz de birbirimizi tanıyoruz, ipek olgun, anlayışlı, hanımefendi bir kadındır. Benim ‘artist’ olduğumu biliyor, işime karışmıyor.»

Yani evlendikten sonra İzzet Günay’ın hayatında «yasaklamalar» başgöstermemiş. İzzet, sinema artisti olarak eskiden neyse, yine o.

– «Artistle evlenmek nasıl bir şeydir?»

Bu sorunun cevabını da ipek Umar şöyle veriyor:

– «Vallahi bir artistle evlenmek nasıldır onu bilmem ama İzzet’le evlenmek çok iyi bir şey…»



YILMAZ – FATMA GÜNEY

Silah kullanmak «Çirkin Kral» ın tekelinde değil ya… Günlerden bir gün de Aşk Tanrısı Eros sadağından çıkardığı okların en sivri uçlusunu «Gönlü budur» diyerek Yılmaz’ın kalbine gönderdiverdi. Siz bu satırları okurken Yılmaz’la karısı Adana’dalar. Yılmaz orada «Kızgın Toprak» adlı filmi çekiyor. Adana’ya gitmeden önce Levent’teki evlerinde ikisinin hayatını gördük, resimlerini çektik. İyiler şimdilik, mesutlar. Karısı Yılmaz için, «Onu herkes çok yanlış tanıyor. Ben hayatımdan memnunum. Yılmaz’la evlenmekle iyi bir iş yaptığıma inanıyorum,» diyor.

Yılmaz Güney de durumdan şikayetçi değil. «Rahatım, huzur içindeyim, memnunum ağam,» diyor. Hoş, söylemeseler de dış karinelerle belli bu. Evlendiğinden bu yana Yılmaz’ı yalnız gören yok. Hayatı boyunca yalnızlıktan şikayet eden adam şimdilik hiç değilse görünürde bu yalnızlığından kurtulmuştur. Nereye giderse karısı yanında, hep yan- yana oturuyorlar, hep başbaşa konuşuyorlar. Bütün iş bunun böyle devam edip etmiyeceğinde düğümleniyor.

«Kral ailesi» bugünlerde ayların en güzelini, «balayı»nı yaşamaktadırlar Adana’da…



CÜNEYT ARKIN – BETÜL IŞIL

– «Kim ne derse desin biz iki kişilik dünyamız içinde mutluyuz. Kendi payıma ben rahatım.»

Cüneyt Arkın böyle diyor «evlilik» konusunda… Doğrusunu söylemek gerekirse 3 evlilikten İzzet’inki normal mecrasını takip etmiş, Yılmaz’ın ki bir bomba gibi patlayıp iki gün gazete, mecmua sayfalarını işgal ettikten sonra çekilmiş ve meydanı Cüneyt Arkın – Betül Işıl evliliğinin «nikah sonrası dedikodularına» bırakmıştı. Haberler İzmir mahreçli olduğu için daha da ilgi topluyor, Türkiye’nin dört bir tarafına dağılmış milyonlarca «Cüneyt Arkın hayranı» haberleri ilgiyle izliyordu. Ama şimdi aradan kısa da olsa bir «süre» geçmiş, dedikodular o ilk hızını kaybetmiştir. Peki, «Cüreklibatır» ailesinin şimdiki durumları nedir? Memnun mudurlar, mutlu mudurlar, yoksa ailede «huzur», özlemi çekilen bir rüya mıdır?

Betül Işıl da, Cüneyt Arkın da evlendikten sonra gazetelerde, mecmualarda çıkan haberlerde «mübalağa payının» olduğunu söylüyorlar. «Beraber olduğumuza göre birbirimizden memnunuz, mutluyuz ki beraberiz,» diyorlar. Cüneyt Arkın sözlerine şunları ilave ediyor:

– «Başımı kaşıyacak vaktim yok. Parmaklarımın sargısı yeni açıldı. Bugün geceyarısına kadar burada çalışacağız. Yarın sabah yarım kalan «Adsız Cengaver» filmine devam edeceğiz. Hemen onun peşinden Erler’e başlıyacağım. Ben yorgun olmam, benim sinirlerim bozuk olmaz da söyleyin kimin olur? Bir de buna çıkan söylentileri katın, durumumu daha iyi anlarsınız.



Bizim anlıyabildiğimiz kadarıyla bugünlerde Betül Işıl’a gerçekten büyük bir iş düşmektedir. Önemli bir ameliyat geçiren Cüneyt’in kolu hareket etmektedir, ama iki parmağı henüz tam iyileşmemiştir. Bunun yanısıra yarım kalan filimlerin tamamlanması için Cüneyt cehennemi bir hızla çalışmaya girişmiştir. Sabahın erken saatlerinden gece yarılarına kadar çalışma elbette sinir bozucudur. Cüneyt’in bir kolunun Yeşilçam borsasındaki yıllık değeri 1 milyon Türk lirasıdır. Bu kolun bir süre işlememesi Cüneyt’in asabını bozmuş, peşinden gelen olayların etkisi silinmeden içine girdiği çalışma temposu yorgun sinirleri için elbette «müsekkin» etkisi yapmamıştır. Bu bakımdan Betül Işıl’ın önümüzdeki günlerde olgun ve anlayışlı davranması gerekmektedir. Birkaç röportaj süresince tanıyabildiğimiz kadarıyla da Betül Işıl’da bu olgunluk fazlasıyla vardır.

Ve şimdilik bu kadardır ol hikayet…

(Alıntıdır. Bkz. http://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1970-tarihli-32-sayisi)

09.09.2020 18:22

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar