Menü

James Stewart Yıkılmadı

James StewartJames Stewart, yıllar önce bir filmde oynamak üzere Hollywood prodüklerine baş vurduğunda onun hakkında konulan ilk teşhis “Bu genç bin yıl kalsa aktörlük yapamaz” olmuştu. O, bu hükmü çalışması ile bozdu.

STÜDYONUN idarecileri, karşılarında duran zayıf, uzun boylu, çekingen tavırlı delikanlıyı dikkatle tepeden tırnağa süzdüler, sonra özel hayatına ait bir iki sual sorup komitenin kararını dışarıda beklemesini söylediler. Doğrusu, delikanlıyı hiç de gözleri tutmamıştı, ama kesin bir karara varmaktan da çekiniyorlardı. Nihayet içlerinden biri, «Bu genç, bir yıl, iki yıl değil, bin yıl uğraşsa, gene aktör olamaz,» dedi.

Bu olaydan tam bir sene sonra, 1935 te uzun boylu çekingen tavırlı delikanlı, «Murder Man» (Cinayet Adamı) isimli ilk filmini çevirmiş ve kabiliyetli bir aktör olduğunu ispat etmişti. Onun beyaz perdede tutunamıyacağını ileri süren filmciler ise hemen James Stewart’ı kendilerine bağlamak istemişlerdi…

Aradan yıllar geçti. Uzun boylu, zayıf delikanlı, ak saçlı olgun bir erkek havasına büründü, rakat kamera karşısına geçtiği zamanlar, hala ilk günlerdeki gibi heyecanlanıyor, ve hep o eski amatör ruhu ile rolünü en iyi şekilde başarmaya çalışıyor. Bu sayede de «beyaz perdenin yıkılmayan şöhreti» olarak hayranlarının takdirini topluyor.

Elli yedi yaşındaki aktör, şimdiye kadar çevirdiği elli altı filmde değişik tiplerle seyircilerin karşısına çıktı. Bugün, James Stewart’ı dram aktörü, komedi aktörü, yahut kovboy oyuncusu diye herhangi bir sınıfa dahil etmek zordur.

Aktöre sorarsanız, şu son yıllarda beyaz perdede «baba» rollerine çıkmaktan zevk almış. «Ben, özel hayatımda da evine bağlı, müşfik bir babayım,» diyor, «kamera karşısında da aynı hüviyete bürünmek hoşuma gidiyor.»

James Stewart, bugünkü şöhretini kabiliyetine olduğu kadar karakterine de borçludur. Arkadaş canlısıdır. Etrafındakilere yardım etmekten zevk duyar. Kendisine yapılan iyiliği hiç bir zaman unutmaz. Evine ve çocuklarına çok bağlıdır. Methedilmekten hoşlanmaz. İki sene önce Berlin Film Festivalinde «Mr. Hobbs Tatilde» ki rolü ile «Altın Ayı» armağanını kazandığında sahneye çıktığı vakit, çocuk gibi kızarıp, bozarmış, ne diyeceğini şaşırmıştı.

Tanınmış aktörün en belli başlı özelliklerinden biri de hikaye anlatmaktaki ustalığıdır. Çok seyahat eder ve evine döndükten sonra başından geçenleri aylarca anlatır durur…

Kırk senelik İngiliz stili bir evde oturmakta olan James Stewart, geleneklerine bağlı bir insandır. Evinde annesinden, hatta büyükannesinden kalma eşyalar baş köşelerde durur… Ünlü aktör, eğlenceyi evinde arıyan nadir erkeklerden biri olarak tanınır. Eşi Gloria da aynı karakterde olduğu için aralarında bir anlaşmazlık çıkmıyor…

James Stewart’ın okul arkadaşları, onun yıllardan beri hiç değişmemiş olmasına hayret ediyorlar. Geçenlerde biri şöyle dedi:

«Okul sıralarından ayrıldıktan sonra hepimiz bir hayli değiştik. Eski zevklerimizi, düşüncelerimizi ve en önemlisi tipimizi, biçimimizi kaybettik. Fakat herdem taze James ile buluşunca, biz de ona uyarak eski günlere dönüveriyoruz. Gerçekten de okul sıralarındaki James neyse, bugün milyonlarca sinema seyircisinin takdirini kazanmış ünlü aktör James Stewart da odur… Hala eskisi gibi boş zamanlarında saksafon çalar. Çocukken tuttuğu takıma gene eskisi kadar hayrandır. Giydiği gömleklerin stili bile değişmemiştir. Bence, o bugünkü şöhretini her şeyden önce değişmemesine borçludur…»

Hollywood’un yetkili şahsiyetleri de James Stewart’ın mesleğinde rakipsizliğini aynı sebebe bağlıyorlar. James Stewart, beyaz perdenin amatör ruhlu sempatik aktörü olarak, şöhretini dün olduğu gibi bugün de devam ettiriyor…James Stewart

BABA ROLÜNDE — Ünlü aktör James Stewart, son yıllarda «baba» rollerine merak sardı. Geçen yıl, Sandra Dee ile çevirdiği, «Take Her She is Mine» (Alın Onu, Benimdir) isimli filmde de Amerikalı bir genç kız babasıydı. Fotoğrafta, aktör bu filmde.

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1964-tarihli-30-sayisi/)

10.02.2017 12:31

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar

  • Yayınlandı: 26 Ağustos 2015 12:32

    Gizem Ersoy

    azmin zaferi resmen