Menü

Yılmaz Duru Oğlunu Kimden Koruyor?

Yılmaz Duru Oğlunu Kimden Koruyor?«Analarla babaların günahlarını çocuklar çeker,» derler. Nilüfer Aydan’la Yılmaz Duru’nun 11 yaşındaki çocukları Turhan’ın başına gelenler bunun en canlı örneğidir. Turhan Duru’yu hatırlayacaksınız. SES’in 3 ağustos tarihli sayısında «Paylaşılamayan Çocuk» başlığını taşıyan röportajda size onu etraflıca tanıtmış ve o yazımızı şu satırlarla bitirmiştik: «… Bugün görülen şudur. Kararlı bir baba, gözü yaşlı bir anne; ve iki arada kalan 11 yasındaki bir çocuk. İnşallah mesele tatlıya bağlanır, ikisi de genç, ikisi de evladını seven anneyle baba uzlaşırlar da, ortada kalan Turhan kara kara düşünmeyi daha sonraki yıllara bırakıp tekrar 11 yaşını yaşamaya başlar… Tıpkı anne ve babası ile yaşayan mutlu yaşıtları gibi…»

Doğrusu bunun böyle olmasını ellerimiz daktilonun tuşları üzerinde gezinirken küçük Turhan’ın hesabına öylesine arzuluyorduk ki… Ama olmadı. Turhan Duru bu yazı yazıldıktan sonra, öyle olaylara şahit oldu ki, bırakın mutlu olmayı, hayatta, yaşamaktan bile nefret edecek hale geldi.

BİR KAÇIRMA OLAYI

Yılmaz Duru Oğlunu Kimden Koruyor?Ayrıldıkları zaman mahkeme, oğlunun vesayetini babasına vermesine rağmen, Nilüfer Aydan yıllardır bu hakkını kullanmayan eski kocasının çocuğunu yanına almasını bir türlü hazmedememişti. Küçük Turhan’ı, Yılmaz’ın evde olmadığı bir gün aldı ve önce Çınarcık’a, sonra Bursa’ya, oradan da Şile’ye götürdü. Bu, Yılmaz Duru’nun ifadesine göre, «Bir kaçırma olayı» ydı. Fakat Turhan 11 yaşında olduğuna göre kendi rızası olmadan nasıl kaçırılırdı, bu da ayrı bir mesele… Yılmaz o sıralarda Nâzan Şoray’la Adapazarı’nda filim çeviriyordu. İstanbul’a döner dönmez hemen oğlunu aramaya koyuldu. Fakat sanki yer yarılmış, eski karısı ile oğlu yerin dibine girmişlerdi. 40 gün tıpkı bir polis hafiyesi gibi izlerini aradı, elinde evraklar, o resmi daire senin, bu benim dolaşmaya başladı.

Yılmaz, nihayet geçtiğimiz hafta oğlunun izini buldu. Ana – oğul İstanbul’a dönmüşlerdi. Hemen yanma iki sivil polis alıp Önce Nilüfer Aydan’m Topağacı’ndaki Didem Apartmanındaki dairesine, oradan da Nilüfer’in annesi Mukaddes Canbula’nın Cihangir’deki evinin kapısına dayandı. Yaşlı kadın çocuğu vermek istemiyordu, «Turhan’ımı bu evden ancak kanun çıkartır,» diyordu. Ama kadının direnmesi boşa gitti. Çünkü Yılmaz kanunun temsilcileriyle gelmişti. Hep beraber Şişli Emniyet Amirliği’ne gidildi ve burada küçük Turhan babasına teslim edildi.

BİTMEYEN ÇİLE

Ama küçük Turhan’ın çilesi daha bitmemişti.

Turhan ilkokulun son sınıfına geçmişti. Okulların açıldığı gün pırıl pırıl siyah önlüğünü giydi, yeni çantasını eline aldı, babasının koluna girdi ve Taksim İlkokulunun yolunu tuttu. Bir de ne görsün? Annesi, anneannesi okulun kapısında değiller mi? Bir patırdı, bir gürültü koptu ki hiç sormayın. Sadece Turhan değil, orada bulunan herkes şaşırmıştı. Nilüfer çocuğunu istiyor, Yılmaz, «Sen ne hakla onu benden istiyorsun? Kanun bana verdi bu çocuğu,» diyordu.

TURHAN’IN BİR DE MUHAFIZI VAR

Yılmaz Duru, eski eşinin bu hareketinden çok tedirgin olmuştu. Tekrar kaçırılmasından korkuyordu. İşleri, oğlunu okula her gün kendi eliyle götürüp getirmesine de imkan vermiyordu. Yalnız da gönderemezdi. Onun için emrine bir muhafız verdi. Eski boksörlerden Erkan Abacı sabah 8,15’te Turhan’ı evden alıyor, okula teslim ediyor, öğleyin de gelip alıyordu.

Yılmaz Duru Oğlunu Kimden Koruyor?Küçük Turhan bu şekilde muhafaza altında okula gidip geledursun Nilüfer Aydan’la annesi de her gün okulun kapışma dayanıyor, küçük Turhan’ı geri alabilmenin yollarım arıyor, adeta kapıda nöbet tutuyorlardı. Biz olayı resimlemek için Taksim İlkokuluna gittiğimiz gün de oradaydılar. 34 KF 935 numaralı siyah bir hususi otomobille gelmişlerdi. Bizi görünce, hele fotoğraf çektiğimizi görünce önce çok şaşırdılar, sonra nedense kızıp üzerimize saldırdılar… Sonra da bir kadının ağzına yakışmayacak sözler ve tehditler… Fakat elimizden bir şey gelmezdi ki… Görevimizi yapıyorduk. Nilüfer Aydan’m oğlunu okulun kapısında beklediğini objektifimizle tespit ediyorduk. Ertesi gün, okulun kapışma gittiğimiz zaman Nilüfer Aydan yine okulun kapısındaydı. Yine oğlunu sevip okşamak istiyordu. Ama bu işi orada değil de evinde yapmak istiyordu. Hatta bu yüzden Turhan’ın muhafızı ile bile kavga ettiler. Bu arada Yılmaz Ankara’ya gitmiş ve bu işe bir son vermek için ilgililerle konuşmuştu.

Eğer şu anda yolunuz Taksim İlkokuluna düşerse, orada mutlak bir siyah otomobil içinde Nilüfer Aydan’ı ve bir muhafızla okula gelen küçük talihsiz Turhan’ı görürsünüz. Yılmaz Duru çocuğunu annesine vermemek için kararlı: «Şu ana kadar kanun dışına çıkmadım,» diyor. «Ama beni mecbur ederlerse her şeyi göze alırım. Hatta en kötü şeyleri bile. Yedi yıl sonra Canbulalar kudurdular. Cemiyet dışı, cemiyetin mahkum ettiği bir kadm o. İhanet suçundan kanunlar tarafından cezalandırılmış bir kadın o. O zaman af kanunundan faydalanmış ve yakasını kurtarmıştı. Bu defa çocuk kaçırma, mahkeme ilamına riayetsizlik, küçük çocuğu gasp suçlarından muhakkak hapse attıracağım. Hakkında tevkif müzekkeresi var. Ayrıca mahkemeye de verdim. Bir daha Turhan’ı göremez.» Nilüfer Aydan ise, «O, benim oğlum,» diyor. «Onu sevip okşamak benim de hakkım.» Peki küçük Turhan’ın bu işlere ne dediğini mi merak ediyorsunuz? Varın kendinizi onun yaşına ve yerine koyun, bu sayfalarda okuduğunuz olayları bir daha gözlerinizin önüne getirin de siz tahmin edin bakalım…

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1968-tarihli-40-sayisi)

10.08.2019 22:36

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar

  • Yayınlandı: 25 Ağustos 2015 16:35

    Melis Çiftçi

    korktugu birşey var demek ki koruma tuttuguna göre