Menü

Yılmaz Duru’nun Düğünü

Yılmaz Duru'nun Düğünüİstanbul, İstanbul olalı her halde böylesine bir düğünü ne görmüş, ne duymuş ve ne de görecektir. Değil Yeşilçam’da, Hollywood’da, Cine – Citta’da bile hiç bir artist böylesine şatafatlı bir şekilde dünvaevine girmemiştir.. Bravo Yılmaz Duru’ya bir düğün yaptı ki sormayın. Böylesi dostlar başına. Neler yoktu ki düğünde? Davul vardı, zurna vardı, köçek vardı ve üstelik bir de gondol vardı. Evet yanlış okumadınız Venedik’te değildik, ama Yılmaz Duru’nun düğününde gondol da vardı.

İlginç adam Yılmaz Duru. Nereden gelmiş aklına böylesine renkli bir düğün, pes doğrusu! Hani yüzlerce kişi oturup düşünseler, böylesine orijinal bir düğünü planlayamaz… Daha doğrusu akıllarına bile gelmez böyle bir düğün yapmak.

Düğünü anlatmaya nereden başlayalım, biz de şaşırdık. O kadar orijinal, o kadar görülmemiş bir düğün ki… Yılmaz yalnız eşi Sabah’a değil, bize de sürprizler hazırlamış. Zaten «Düğün ne zaman?» diye her soruşumuzda, «Bekleyin size öyle bir düğün yapacağım ki, kırk yıl hatırınızdan çıkmayacak,» derdi. Haklıymış. Hele çiçeklerle donatılmış o taka bozuntusu gondolda sert lodos dalgalarını yiye yiye ıslanışımızı, sırılsıklam oluşumuzu asla unutacak değiliz!

Yılmaz Duru'nun DüğünüÖnce nereden başlayalım diye sormuştuk? Önce Yılmaz Duru’nun Feridiye’deki evinden başlayalım anlatmaya. Yılmaz, yıllardır oturduğu üç katlı eski evini üç ay önceden boyatmaya, kırığım, dökünüğü tamir ettirmeye başlamış. Kapılar, pencereler, demir parmaklıklar her taraf bir baştan bir başa boyanmış. Yeni perdeler, yeni koltuklar, yeni yatak odası, yeni yemek odası takımları… Her şeyi yepyeni yapmış, tabii kesenin ağzını da iyice açmış! Sokak kapısını defne dalları, karanfillerle süslemiş. Şimdi bütün mahalleli, gelen, geçen merakla kapıya bakıyorlar. Ve «Yılmaz enteresan adam» demekten kendilerini alamıyorlar. Gelin hanım eve gelince zafer takı gibi süslenmiş bu kapının altından Yılmaz’ın kucağında geçecek, yeni yuvasına ilk adımını atacak.

Neyse düğün sabahı biz de ilk olarak bu eve geldik. Yılmaz yukarıda, tıraş oluyormuş. Yarım saat sonra indi aşağıya. Pırıl pırıldı. Üzerinde simli, siyah bir smokin vardı. Yakasına her zaman olduğu gibi beyaz bir karanfil takmıştı.

Otomobillere bindik, doğruca Sabah’ın (Sabahat Duru) Teşvikiye’deki evine gittik. Gelin evindeki heyecan mahalleye taşmış. Bütün pencerelerde meraklı gözler, gülen yüzler… Herkesin bakışları Yılmaz Duru’nun üzerinde. Yukarı çıktık. Sabah hazırlanmış, duvağım takmış, Yılmaz’ı bekliyor. Öpüştüler, biz de bu arada durmadan resim çekiyoruz. Gelin, beyaz organzadan yapılmış uzun etekli, beş metre kuyruklu, üzerinde karanfiller bulunan şahane bir gelinlik giymiş.

Mahallelinin alkışları, «Birbirlerine çok yakıştılar,», «Allah mesut etsin,» sesleri, temennileri arasında yola çıktık, kornalar çala çala Kabataş vapur iskelesine geldik. Üsküdar, Kadıköy derken ver elini Suadiye… Burada Yılmaz Duru’nun halası oturuyor, içkiler, yemekler hazırlamışlar. Yenildi, içildi, espriler yapıldı. Bir ara Sabah ayağından beyaz ayakkabısını çıkardı, altına odada bulunan bekar kızların isimlerini yazdı, «Tanrı sizlere de Yılmaz gibi iyi, tatlı bir koca versin!» dedi. Sabah, bu espri üzerine Yılmaz’ın halası tarafından öpüldü, sevildi, bekar kızlar tarafından da hararetle alkışlandı.

Yılmaz Duru'nun DüğünüTekrar otomobillere dolduk, gene korna sesleri arasında Kadıköy’e geldik. İşte düğünün en büyük sürprizi buradaydı. Kadıköy vapur iskelesinin hemen yanında taka bozuntusu bir gondol duruyordu. Çiçeklerle donatılmıştı. İçinde iki davulcu, bir zurnacı, iki tane de köçek oturuyordu. Gelin otomobilinin görünmesiyle birlikte davullar vurmaya, zurna çalmaya ve köçekler de naralar atmaya başladılar. Rıhtım boyunda bir anda binlerce insan toplandı. Herkeste bir hayret, bir şaşkınlık ve «Nedir bu?» sorusu. Birçokları da filim çevriliyor zanmyla, «Gelinlik giyen artist kim? Kamera nerede?» gibi sorular soruyorlar. Gondola binip sahilden açılana kadar kimse ne olduğunu anlayamadı. Herkes filim çekiliyor zannetti. Oysa Yılmaz Duru dünyaevine giriyordu. Gondol «Pata… pata… pata…» yola koyuldu. Haydarpaşa, Harem, Salacak derken Kızkulesini döndük. Bir lodos, bir lodos ki sormayın. Ha battık, ha batacağız. Kocaman kocaman dalgalar önce takaya vuruyor sonra içeri doluyor. Hepimiz sırılsıklam olduk. Her şeye rağmen davullar vuruyor, zurna çalıyor, köçekler oynuyor, türküler çağrılıyordu. Bir ara zurnacının zurnasına deniz sulan girmez mi? Zurnanın sesi beş dakika kesildi. Kızkulesi’nden geçerken subaylar ellerinde dürbünler bizi uzun uzun gözetlediler. Sonra el sallayarak çağırdılar. Beyaz gelinliğiyle gondolün tam ortasında oturan Sabahat Duru, «Gidelim mi Yılmaz?» dedi. Yılmaz bir karısına, bir denize baktı. «Nasıl gidebiliriz,» dedi. «Baksana denize. Kudurmuş sanki.

Yılmaz Duru'nun DüğünüDolmabahçe’ye gelişimiz anlı şanlı oldu. Halk davul, zurna sesini ta beş, altı yüz metreden duymuş, sahili doldurmuştu. Kalabalık, kalabalık… Gene herkeste merak… Nedir bu?… Gene herkes filim çekiliyor zannediyor. Gene resimler, çakarı flaşlar, ver elini düğünün yapılacağı Kervansaray.

İçerisi çoktan dolmuş. Artistler, rejisörler, prodüktörler gelmişler. Düğün marşı, danslar, pastalar, limonatalar içkiler…

Sonra gece… Tarabya Oteli. Yılmaz Duru ile yeni eşi baş başa, gözlerden, dedikodulardan uzak Boğaz’ı gören bir odaya çekilmişler… Birleştirdikleri hayatlarının ilk gecelerini yaşıyorlar.

Ertesi gün Feridiye’deki ev… Yılmaz da, eşi de mutlu. Bütün mahalle ayakta. Yıllardır bekar yaşayan Yılmaz, nihayet evlenmiş. Gelin getiriyor. Artık Yılmaz’ın da evi var. Onun da sıcak bir yuvası var.

Şimdi ikisi bir tek şeyi düşünüyorlar ve günlerini bu düşündükleri şeyin hayaliyle geçiriyorlar. Muhteşem bir düğünle dünyaevine giren Yılmaz Duru, muhteşem bir balayı gezisi düşünüyormuş. Neresi mi? Biz de bilmiyoruz onu. Yılmaz Duru bu… Her şeyi son anda söyler.

(Alıntıdır. Bkz. http://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1968-tarihli-42-sayisi)

10.08.2019 22:44

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar

  • Yayınlandı: 25 Ağustos 2015 13:53

    Suzan Genç

    yüzlerindeki mutluluk nasıl da belli
  • Yayınlandı: 4 Eylül 2015 15:13

    NUR HAYAT YÜZEN

    hayal gibi bir düğün :)