Menü

Yılmaz Zafer Yeşilçam’da İdialı

Onu ilk olarak “Parkta Bir Sonbahar Günüydü” adlı televizyon dizisinden tanıdık. Önceleri reklam filmleri çevirmiş olmasına rağmen bu dizi yaşamını değiştirdi Yılmaz Zafer’in… Mujde Ar’la Dul Bir Kadın’ı çevirmesi ise önüne yeni yepyeni ufuklar açtı genç sanatçının…

Karşımızda çiçeği burnunda, gencecik bir delikanlı duruyor… 21- 22 yaşlarında… Hadi taş çatlasın da 23 olsun… Tam bu sırada “Müjde’ye çok şey borçluyum önce dost olarak sonra da oyuncu olarak” diyor ve ekliyor “Zaten çocukluk arkadaşıyız… O zamandan beri çok iyi anlaşırız…”



İşte o zaman şaşkınlığımızı gizleyemiyoruz… Biraz önce taş çatlasın 23 yaşındadır diye düşündüğümüz Yılmaz Zafer, yavaşça yolun yarısına doğru ilerleyen 30 yaşında genç bir adam çıkıyor… Tiyatrodan reklam filmlerine transfer olan, oradan da TV’de “Parkta Bir Sonbahar Günüydü” adlı dizi filmde rol alarak şöhrete merhaba diyen Yılmaz Zafer geçtiğimiz günlerde çekimi tamamlanan “Dul Bir Kadın”ı Müjde Ar’ı, hayatını, umutlarını, beklentilerini ve erkekliğinin hikayesini anlatıyor bize… “Dul Bir Kadın dört dörtlük bir yapım oldu” diyerek başlıyor sözlerine, “Kolektif bir işti. Yapılan olayın ciddiyeti önemliydi… ilk filmimdi, benim için çok değerliydi. Bir daha bu denli zor ama buna rağmen severek oynadığım bir rol olacağını zannetmiyorum. Müjde Ar’a çok şeyler borçluyum. Önce dostluğu sonra sınırsız oyun gücü ile bana son derece yardımcı oldu. Sinemadayım bu uğurda iyi şeyler yapmak olumlu adımlar atmak istiyorum. Tek hedefim olmak istediğim kişi Tarık Akan’dır. Çok yakında da o hedefe ulaşıp geçeceğim…”

Evet, iddialı Yılmaz Zafer… Neye mi güveniyor? Geçmişi 10 yıla dayanan tiyatro deneyimine ve sonsuz çalışma gücüne… Oldukça çocuksu bir yüze ve en az 7 – 8 yaş genç gösterme avantajına sahip olan Yılmaz Zafer “Dul Bir Kadın”daki sert mizacı nasıl kazandığını ise şöyle anlatıyor; “İlk olarak bu filmde canlandıracağım kişiliği analiz ettim, hem de en ince ayrıntılarına kadar. Onun kişiliğini, içkiye düşkünlüğünü, komplekslerini, kadınlarla olan ilişkilerini, insanlara verdiği değeri bir dosya halinde inceledim. Adeta o adam oldum… O, bohem bir adamdı, sanatçıydı. Salaş yerlerden hoşlanan, gerekmedikçe tıraş olmayan kendini koyuvermiş bir adamdı. Onun için pırıl pırıl bir yüze sahip olmamam gerekiyordu. Günlerce tıraş olmadım. O adama benzemek için var gücümle çalıştım. Çocuksu yüzümden işte bu şekilde kurtuldum…”

.

Geleceğe umutla, güvenle bakıyor Yılmaz Zafer. Ucuz sansasyondan ziyade işini ciddiye alarak gerçek sinema yaparak bir yerlere gelmek istiyor. Başaracağından da öylesine emin ki… Sinemanın yeni nefeslere acil ihtiyacı olduğu şu dönemlerde onun bu isteğini var gücümüzle desteklemekten başka seçenek var mı?..

(Alıntıdır.Bkz:https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/sey-dergisinin-1985-tarihli-4-sayisi/)

07.11.2020 19:46

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar