Menü

Yurdaer Doğulu ile Birsen Armağan Kavgası

Yurdaer Doğulu ile Birsen Armağan KavgasıHeybeli ve Büyükada sokakları, geride kalan sıcak yaz gecelerinden birinde, büyük bir karnavala şahit oldu. Vahşi Kızılderililer acaip çığlıklar atarken, ateşli İspanyol asilzadeleri, kastanyetli İspanyol güzelleri sokaklarda dans ediyorlardı. Her milletten insanın bulunduğu Babil Kulesini andıran bu topluluğun arasına karıştığımız zaman bunların Selçuk – Rana Alagöz, Yurdaer Doğulu – Birsen Armağan topluluğu elemanları olduğunu gördük. İstanbul’dan esen müzik rüzgarı ada sahillerini doldurmuştu. Biraz sonra aralarına karışan Vasfi Uçaroğlu orkestrası ve ünlü solistleri Berkant. Kare-As topluluğu, Ömür Çocuklar, sakin ada gecelerine renk katıp Heybeli ve Büyükada gençlerine unutamayacakları bir müzik ziyafeti verdiler.

Müzisyenlerin çoğu, yazın son günlerinde denizden faydalanabilmek için, sabahın erken saatlerinde ada sahillerini doldurmaya başlamıştı. O gün «Taşkent» motorunun en ince tahtalarına kadar her yam müzikle doldu.

Yurdaer Doğulu ile Birsen Armağan KavgasıHeybeliada’ya ilk ayak basan grup Selçuk Alagöz ve arkadaşları oldu. Topluluğun solisti Rana Alagöz, kardeşleriyle değil de, annesiyle gelmeyi tercih etmişti. Motor ikinci olarak kıyıya Yurdaer Doğulu ve Birsen Armağan topluluğunu bıraktı. Birsen – Yurdaer çifti her zamanki gibi gayet samimiydi. Adeta hakkında söylenenleri, yazılanları tekzip etmek istermiş gibi bir halleri vardı. Yapışık kardeşler gibi birbirlerinden ayrılmıyorlar, beraber paytona biniyorlar, beraber imza veriyorlardı.

Yurdaer Doğulu’nun Birsen Armağan’ı kıskanarak şarkıcı Bülent Oral’ı dövdüğü ve Birsen’in işine son verip yerine bir solist aradığı bizim de kulağımıza çalınmıştı. Bir ara Yurdaer’i kucağına alıp motordan indiren Birsen Armağan’ın yanma yaklaşıp bu olaylar zinciri hakkında söyleyeceği bir şeyi olup olmadığım sorduk. Biraz düşündükten sonra, «Ben daima sanat ve skandali birbirine karıştırmadan şöhrete ulaşmış bir şarkıcıyım,» diye söze başladı. «Sahneye bundan beş yıl kadar önce çıktım. Beni sahneye bugün her biri birer şöhret olan alaturka şarkıcılar çıkardı. Bunların arasında Bülent Oral da vardı. Beş yıl sonra karşılaştık. Eğer selam verip konuşmasaydım, benim için, ‘Daha dün biz seni sahneye çıkardık, ne çabuk burnun büyüdü,’ demez miydi? Birsen Armağan olduktan sonra bana iyilik eden, muvaffak olmam için yardım eden insanlara sırt çeviremezdim ki…»

– «Peki,» dedik, «Ya Yurdaer Doğulu’nun başka bir solist aramasına ne dersiniz?»

Yurdaer Doğulu ile Birsen Armağan KavgasıGüldü. «Şu anda Yurdaer ile aramızda bütün hissi bağlar kopmuştur. Ama bu, tamamen ayrı bir hadisedir. Ve bu hadise beni hiç bir zaman Yurdaer’in orkestrasından koparamayacaktır. Orkestrayı bırakmayı da düşünmüyorum.» Birsen Armağan bunları anlatırken Yurdaer de onun etrafında pervane gibi dönüyordu. Birsen Armağan’ın uzun bir süreden beri yakın arkadaşlık kurduğu Yurdaer Doğulu ile aralarındaki hissi bağların koptuğunu söylemesi de Yurdaer ile Bülent Oral’ın arasında birtakım tatsız olayların geçtiğini doğruluyordu. Fakat adada birbirlerinin yanından ayrılmamaları da akla ister istemez, «Ayrılsak da beraberiz,» şarkısını ve «Bu ayrılık acaba ne zamana kadar devam edecek?» sorusunu getiriyordu.

Konser Heybeliada’da başladı! Sahneye önce Kare – As, sonra Ömür Çocuklar çıktılar. Her iki grup da hareketli müzikleri ve danslarıyle büyük ilgi topladı. Topluluklar çalarken, gençler yerlerinde duramıyor, sahneye çıkıp dans etmek, çılgıncasına eğlenmek arzusuyla çırpınıyorlardı.

Yurdaer Doğulu ile Birsen Armağan KavgasıKare – As ve ömür Çocuklar’dan sonra sahneye Selçuk Alagöz ve arkadaşları geldi. Perde açıldığı zaman seyirciler karşılarında, acaip elbiseli, tüylü, boncuklu, yüzleri boyalı, Amerika kıtasının cengaver Kızılderililerini buluverdiler. Topluluğun başı Selçuk ağzındaki sulh piposunu tüttürüyor ve bu kıyafetiyle tıpkı harbe hazırlanan bir Kızılderili reisini andırıyordu. Elektro gitar, elektro org, bateri ve savaş naraları arasında yaptıkları müzik gençleri kendinden geçirmişti. Rana Alagöz önce «Chains of Fools», «To Sir With / Love», «Pata – Pata» gibi popüler şarkıları söyledi. Sonra Türkçe parçalara geçti ve salonda bulunan orta yaşlıları da memnun etti.

Rutubetli, sıcak ağustos gecesinde, son günlerin dedikodulu isimleri, Yurdaer Doğulu ve Birsen Armağan İspanyol kıyafetleriyle sahneye geldiler. Seansları boyunca sahnede ateşli İspanyol müziğinin temposuyla dans eden bir Birsen ve ona en tatlı bakışlarıyla bakıp aşkını alenen ifade eden bir Yurdaer vardı. O gece, grubun en ilgi toplayan parçaları, «Dünya Dönüyor» ve «Espegnola» oldu.

Vakit gece yansını geçmişti ki, sahneye Vasfi Uçaroğlu orkestrası geldi.

Yurdaer Doğulu ile Birsen Armağan KavgasıHeyecanlan son haddine gelmiş gençler, Berkant’ın, «Ah Kızlar», «Gel Güzelim Yavrum», «Sen Sevmeden Sevildin», «Bütün Dünyayı Gezdim» parçaları ile dans etmeye başladılar. Fakat gecenin süksesi «Samanyolu» polis müdahalesi ile yarıda kaldı. Sebep, vaktin çok ilerlemiş olmasıydı. Ufak protestolardan sonra bahçeyi boşaltan gençler ve topluluklar sabaha kadar kendi aralannda eğlenmeye devam ettiler.

Böylece İstanbul – Heybeliada – Büyükada arasında bir koşmaca ve eğlence yarışı halinde devam eden son günlerin en hareketli konseri de günün ilk ışıklanyla son buldu.

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1968-tarihli-38-sayisi)

10.08.2019 22:23

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar

  • Yayınlandı: 25 Ağustos 2015 11:41

    Nuri Arslantaş

    Yeşilçam hep kavga dövüş he :D
  • Yayınlandı: 26 Ağustos 2015 12:08

    SELİN MASUM

    skandalları eğlenceleri festivalleri ayrı bir güzeldi adalar o tarihlerde :D