Menü

Yusuf Tunaoğlu

YUSUF Tunaoğlu… Türk Futbolunun, adından pek çok söz edilen, kimilerinin durumuna üzüldüğü, kimilerinin kınadığı ve tüm bunların «Üstün yetenekli» yargısında birleştiği adam…

28 yaşındaki futbolcu, şimdilerde İzmir’de. Yine bir Siyah – Beyazlı takımda, fakat Altay’da oynayabilmek için, kendisiyle, geçmişiyle ve günümüzde içinde bulunduğu koşullarla savaşıyor.

Bu savaşın öyküsünü, tüm geçmişi ve geleceğiyle Yusuf’un ağzından dinleyelim:



FUTBOL HAYATIM BEŞİKTAŞ’TA BAŞLAR

«1946 yılında İstanbul’da doğmuşum. Annemle babam, ben çok küçükken ayrılmışlar. Kendimi bildim bileli bu olay beni çok üzer. Hayatım boyunca, olumsuz etkilerinden kurtulamadım.

Babamın yanında büyüdüm. Futbola İstanbul Teknik Üniversitesinin yanında bulunan küçük sahada top koşturarak başladım. 14 yaşımdayken kendimi Beşiktaş Genç Takımında buldum. Sanlı’yla orada tanıştım. Çok geçmeden Genç Milli Takıma çağırıldım ve Ay-Yıldızlı formayı 963 yılında İsrail’e karşı giydim.

Şenol ve Birol ağabeyler Beşiktaş’ tan ayrılınca. Sanlı ile birlikte A takımına alındık. Beşiktaş’ta pek çok acı ve tatlı günlerim geçti. Örneğin, şimdi yılını anımsayamıyorum, tek golle Galatasaray’a yenilip şampiyonluğu kaçırdığımız maçtan sonra dakikalarca ağlamıştım.



Maçlar maçları izliyordu. Herkesin gözü bendeydi. Çevremde bir dolu insan vardı.. Hangileri gerçek dost, hangileri iki yüzlü bilemiyordum.

Böylece yıllar geçti. Herkesin bildiği nedenlerle, giderek gözden düşmüştüm. Hatalarımı anladığımda çok geç o muştu. Üstelik artık geriye dönüş yapmak şansını da bana tanımıyorlardı. Ben, Milli Takımda 16 kez oylamakla onur duyan Yusuf Tunaoğlu, çok sevdiğim Beşiktaş’ta istemeyen adam olmuştum. Bir yere kadar haklılardı, fakat bir yerde çok da zalimlerdi.

Beşiktaş formasını en son 1972 yılında İstanbul’da Ali Sami Yen Stadındaki Göztepe maçında giydim. O günden beri resmi maçlarda oynatılmadım. Beşiktaş’ın 1 – 0 yenildiği o maçta tüm günahı bana yüklediler.

Şimdi Altay’dayım ama yüreğimde yine Beşiktaş sevgisi çarpıyor. Nedendir bilmem, Beşiktaş’ta oynarken, sahaya birlikte çıktığımız öteki 10 arkadaşımdan değil, benden mucize beklenirdi.



KULÜBÜMDEN ÇOK MEMNUNDUM AMA…

1972- 1973 mevsiminde kulüpten 90 bin lira alacağım vardı. Vermediler. Tam iki yıl, ayda 1000 lira maaşla geçindim. Bu yıl transfere üç ay kala yöneticiler maaşımı 3000 liraya çıkardılar. Moralim çok düzelmişti. Ne var ki, transferde Metin Türel kulüpte kaldıkça ağzımla kuş tutsam oynatılmayacağımı söylediler. Bu yüzden Altay’a geldim. Transferin son günü, Beşiktaş’tan alacağım olan 90 bin liranın karşılığında bonservisimi elime tutuşturdular. Yine de sağolsunlar, bunu da yapmayabilirlerdi.



İZMİR’İ ÇOK SEVDİM

Şimdi Altay’da iki yıl, gerçek anlamda askerlik yapacağım. İzmir’i sevdim. Yeni çevre, artık daha dikkatli seçtiğim yeni arkadaşlar bana yardımcı olurlar düşüncesindeyim, iki yıl sonra, tekrar Beşiktaş’a dönüp jübilemi yapacağım. Sanırım, 14 yaşında geldiğim Beşiktaş, bunu benden esirgemez.

Yakında eşim ve iki kızımı da İzmir’e getirince hayatım daha düzenli ve moralim yüksek olacak. Tüm futbol severler, bu sözlerimi senet olarak kabul edebilirler.»



Yusuf, bunları bir çırpıda anlattıktan sonra sustu. Derin bir nefes alıp «Antrenman saati geliyor, yine görüşelim» deyip kalktı.

Antrenmana birlikte gittik. Yusuf, çok istekli çalışıyordu. Antrenör Ömeragiç «iyi gidiyor» dedi. Öteki futbolcular da Yusuf’un çalışmalarının, kendilerini sevindirdiğini söylediler.

Şu halde, bizlere düşen, beklemek ve görmekti.

(Alıntıdır. Bkz. http://www.tozlumagazin.net/shop/urun/hayat-spor-dergisinin-1974-tarihli-24-sayisi)

22.09.2020 22:53

Kategoriler:   Kim Bunlar, Spor

Yorumlar