Menü

Zeki Ökten’den “Bir Demet Menekşe”

Türk sinemasında son derece geniş bir kapsama sahip, sayıca şaşırtıcı bir çokluk gösteren aşk hikayesi anlatan filmler, aslında sayıları çok sınırlı belirli birkaç klişe ilişkiler zinciri üzerinde yükselir. Sinemamızda rastlanan konu birörnekliği, bu alanda (aşk filmi) yükselen sayı miktarına karşılık daha beter bir kısırlık gösterir. Bir iki ayrıksı örnek dışında, aşk üzerine kurulu hemen bütün filmler çok bilinen kalıplaşmış, düzmece tematiklerin sayısız çeşitlemeleri olarak ortaya çıkarlar.



Önde gelen nitelikleri çoğaltılma yatkınlığı olan bayat ikigenler (fakir oğlan – zengin kız gibi) ya da üçgenler (oğlan – kız – kötü adam vb.) şeklinde kurulmuş düzmece ilişkiler temeline dayanan bütün bu örneklerden arda kalan, aynı kolaycılık, aynı cila ve sahte parıltı rahatlığı, aynı duygu mıncıklaması ve temelde aynı gerçeksizlik duygusudur.

Genç yönetmen Zeki Ökten’in muhteva ve kuruluş açısından yazar Selim İleri’nin hikaye dünyasına dayanan ve ondan güç alan dinç bir “harekatla” yukarda belirtilen olumsuzlukları ve en önemlisi de hem kalıplardan doğan hem de kalıplaşmaya yol açan o gerçeksizlik duygusunu bertaraf etme çabasıyla ortaya koyduğu filmi “Bir Demet Menekşe”, Yeşilçam sinema anlayışı içinde yeni bir ayrıksı örnek olarak karşımıza çıkıyor.



Ancak “Bir Demet Menekşe”nin geleneksel Yeşilçam kalıplarıyla, bu sinemanın gücünü bir ölçüde sayı çokluğundan alan – yerleşmiş etkileri ve negativ şekillendirme ve belirlenimleriyle (determination) açık ve cüretli bir hesaplaşma olmadığını belirtmek gerek. Genel tema kuruluşuyla, içinde oluştuğu sinema anlayışının etkilerini ve izlerini koruyan, alışılmış bir ikigen çevresinde dönen anlatısıyla “Bir Demet Menekşe”, beylik ve şematik olan yani “eski”yi, filmi kuran insan ilişkileri bütününü temellendirirken aşıyor ve bu yüzden yeni ve taze bir çalışma olarak sivriliyor, öne çıkıyor.

Toplumsal temellere oturtulmuş kişiler ve kişiler arası ilişkilere hakim olan gerçek duygusu, filmi genel anlamda gerçekçi bir yapıya ve bütünlüğe ulaştırıyor. “Bir Demet Menekşe”yi sözü edilir bir film yapan nitelik de bu gerçekçi yapıdan, klişe ve kalıplılığa yer vermeyen sağlam senaryo düzenlemesinden ileri geliyor.



Yeşilçam’da taze ve diri bir hava estiren bu yenilikçi aşk hikayesi, yönetmenin duru ve temiz anlatımı ile tam bir uyum kuran İleri’nin anlatı dünyasından ve bu dünyanın kişisel motivlerinden güç alıyor. Ökten’in gösterişsiz, sade ve sarıcı sinema dili, bu dünya ve motivlerin sinematografik açıdan özümlenip yeni bir düzeyde kurulmasını gerçekleştirirken, görünür bir duyarlık ortaklaşalığında özgün bir filmsel atmosfer kurmayı da başarıyor, ileri’ye özgü incelikler, küçük noktalamalar, Ökten’in sinemasal anlatımında gerekli karşılıklarını buluyorlar. Bu alçakgönüllü filmin taşıdığı değişik, yeni hava işte bu tutarlı uyumun bir çeşit kendini ortaya koyması oluyor.



Bütün bilinirliğine karşılık, ilk defa trüklere ve klişelere kaçmayan, sinemasal ifade bütünlüğü, dengeli bir gerçek duygusu tarafından denetlenen, gerçekçi bağlantıların örgülediği bu aşk hikayesinde varlıklı ama mutsuz bir fabrikatörle, modern bir butikte çalışan, dünyaya küskün terzi kız arasında doğan bir yasak aşk ilişkisi anlatılıyor. İieri’nin kadın kişilerinin tipologik özelliklerini kendinde toplayan genç kız, nişanlısından ayrılmış, çevresi ile bağlatısız, kırıklığıyla mutsuz, yeni bir bağlanmanın belirsiz geleceğine, coşku ve acısına kendini bırakıyor. Yerli yerinde ve son derece gerçekçi çevre ve aile bağlantıları içinde verilen — ki filmin başarısını kuran da zaten başkişilerin yer aldığı bu ıkı ayrı çevre ve insan bağlantılarının işlendiği bölümlerdir — iki ayrı sınıftan gelme kişi beklenen tragik sona yani ayrılmaya doğru giderlerken, zengin fabrikatörün yaptığı öznel bir seçme ile önlerinde çizili sınıfsal kaderi değiştirir ve birleştirir. Aslında genel muhteva yapısı içinde bu birleşme, genç fabrikatörün eski sınıfsal niteliğine geri dönmesinde karşılığını bulurken, filmin iç mantığına pek aykırı düşmez. Ancak sonda söylenen sözün, getirilen mesajın büründüğü bu nitelik fazla İnsani, iyimser bir bakışa işaret ederken gerçeklik açısından terslik ve sapma gösterir; aynı zamanda biraz ütopik ve geçersiz bir anlayışın ifadesi olur. Bu aksilik ve aykırılık Hale Soygazi’nin gösterişli endamında, kendi sınıfını aşmış soyluluk emareleri gösteren bulanık bir kişiliği daha bir öne çıkararak bir başka yönden de gerçekçi kuruluşta bazı zedeleyici gedikler açar.

Bilerek yapılmış bu mesaj tersliği ve hikayenin ağır basan “pembe” niteliği “Bir Demet Menekşe”yi bir noktada önemsiz kılarken baştan bu yana anlattığımız sinemasal erdemleri, filmi çizgi dışına çıkartabiliyor. Bunun yanısıra “Bir Demet Menekşe”nin geleceğe değgin birtakım umutları da birlikte getirdiği söylenebilir. Umutların gerçekliğe dönüşmesi ise genç sinema adamı ve başarılı senaryocunun şartları daha derinden zorlayan bir tavra girmeleri ile ancak mümkündür.

(Alıntıdır. Bkz. http://www.tozlumagazin.net/shop/urun/yedinci-sanat-dergisinin-1973-tarihli-9-sayisi/)

19.10.2020 12:22

Kategoriler:   Bayat Haber

Yorumlar