Menü

Zerrin Özer Amerika’ya Gidiyor

Evet, Zerrin Özer nihayet temcit pilavına çevirdiği Amerika’ya gidiş düşlerini gerçekleştiriyor. Ama bu gidiş öyle istediği gibi bir gidiş değil… Daha doğrusu bu bir kaçış… Çünkü Özbalcı ailesine bir can, bir bebek katılıp yuvasında bayram havası yaşatarak, tüm bağları kuvvetlendirirken, Zerrin’in dünyası ile birlikte hayalleri de yıkıldı ve tüm bağları kopuverdi…

Yaşamı güzel kılan, yaşanılan güzel duygulardır… Küçücük bir çocuğun anne babasından gördüğü sevgi gözlerini pırıl pırıl canlandırırken, bu canlılık gençlik yıllarında sevdalanarak apayrı bir renk kazanır… Büyüdükçe gelişir… Sonra evet sonra iki seven insanın birleşiminden yeni bir insan katılır aralarına… Bu kez başka bir duygu, dünyanın en yüce duygusu başlar. Ana, baba olmak, bir canlıya hayat verip, geleceğe hazırlamak ve onunla yoğurulan yıllarda yaşlanmayı bile anlayamamak ne güzeldir…



İşte Zerrin Özer ile Okay Özbalcı tanıştıkları günlerde aynı şeyleri düşünüyorlardı. Bugüne kadar yaşadıkları yetmişti onlara. Başka güzel duygulara pupa yelken açılmak istiyorlardı. Ancak ne Özbalcı ailesi bu ilişkiyi onayladı, ne de Mihriban Şener ile sözlü olan Okay Özbalcı dilediği gibi kendisini bu beraberliğe kaptırabildi. Sonunda Okay Özbalcı Mihriban Şener ile nikah masasına otururken Zerrin Özer terkedilmişliğin acısında Okay Özbalcı ile birlikte düşlediği yaşamı da kaybediverdi…

Bitmiş miydi ilişkileri… Hayır, aklını bir erkeği tavlamada dört dörtlük kullanan ama geriye aklı kalmadığından sanat yaşamında yalpalayıp, eleştirilerin hedefi olan Zerrin Özer, kimi zaman onu çalıştığı gazinoya, kimi zaman bir gece kulübüne çekip metres damgasını yeme pahasına tekrar beraber olma yollarına sürüklüyordu. Ancak ne zaman ki eski gönül defterlerini karıştırıp Okay Özbalcı’nın olmadığı günlerde Müslüm Toprak ve Kerem Alışık ile birlikte olmaya, aşk tazelemeye başladı, işte o zaman Okay Özbalcı onu metres olarak bile yanına yakıştırmadı ve ilişkisini bıçak gibi kesiverdi…



Kestiği anda da yuvasında beylik ünvanını kazandı. Genç karısı onu artık el üstünde tutarken, babası Yaşar Özbalcı da şirketlerin başına geçirmişti. Zerrin’e ulaşmasın diye satılan arabasının yerine son model araba alınırken, yuvaları da baştan sona dekore edildi. Gündüzleri birbirinden ayrı kalan çift her akşam lüks gece kulüplerinde başbaşa yemeğe çıkıyor, aşklarını pistte dansederken birbirlerine sıkı sıkı sarılarak çevrelerindekilerin gözüne sokuyorlardı adeta…

Ama bu göstermelik bir mutluluk değildi. Çünkü Zerrin ile olan ilişkisinde aşkını saklamaya alışan Okay Özbalcı istese de birdenbire göstermelik bir adam olamazdı. Bu arada neye uğradığını şaşıran Zerrin gittiği Diyarbakır Festivali’nde isteri krizleri geçirirken, onlar mutluluklarına bir mutluluk daha ekliyordu. Çünkü nihayet bütünleşen çifte bir can daha katılıyordu… Bebekleri…

Oysa Zerrin Özer’in düşlerinde yatıyordu bu bebek. Okay Özbalcı ile evlenip mutlu bir yuva kurmak ve ona bir bebek verebilmek için her şeyi yapardı. Değişken ve yanlış tutumu sayesinde yitirdiği sevgilisi bugün mutlu aile babasını temsil ederken o yıkılmıştı. Bıçakla kesilmiş gibi bitmişti ilişkisi, ama satırla parçalansa bile değil mi ki nikah masasına oturduğu an bile sevgilisinin peşindeydi yine bitiremezdi bu ilişkiyi yine yaşatırdı umutlarını, düşlerini yine kurardı. Ne var ki bebek müjdesi Özbalcı ailesinde bayram havası yaşatırken Zerrin Özer, pılını pırtısını toplayıp kendisine dar gelen yurdunu terk etmeye karar verdi. Tüm pasaport ve yerleşim işlemlerini tamamlayıp Amerika’ya uçmak üzere hazırlıklara girişti. Öteden beri isterdi ya Amerika’ya gitmeyi, bu gidiş istediği gibi bir gidiş değildi. Ne caz öğrenimi tutkusu kalmıştı içinde, ne de sevgilisiyle çılgınlar gibi Amerika’ya yerleşim isteği… Bu bir kaçıştı… Bir can bir yuvaya mutluluk ve bağlılık getirirken, Zerrin’in bütün düşlerini yıkıp yuvasını dağıtmıştı işte…

(Alıntıdır.Bkz:https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/sey-dergisinin-1985-tarihli-2-sayisi/)

15.10.2020 20:10

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar