Menü

Aykut Bora ile Röportaj

Sokaktan geçen bir adamı çevirip ona Aykut Bora’yı tanıyıp tanımadığını sorun… Size büyük bir ihtimalle, «Hayır, tanımıyorum,» cevabının verecektir. Eğer çok dikkatli bir SES okuru ise biraz düşündükten sonra, «Aykut Bora mı? Haa. SES’in Sinema Artisti Yarışmasında üçüncü olan genç değil mi?» diyecektir.

Sokakta bu soruyla karşılaşan adam, Aykut Bora’nın 1948 yılının ekim ayının yirmi sekizinci günü Bursa dolaylarındaki (daha doğrusu Bursa – Mudanya yolu üzerindeki) Nilüfer Çiftliğinde doğduğunu pek tabii bilmeyecektir. Hele onun dört kardeşin en küçüğü olduğunu, bütün çocukluğunun Bursa’da geçtiğini, 1955 yılında Muradiye 11 Eylül İlkokuluna girdiğini ve 1960’ta ilkokul diplomasını alınca tahsile bir yıl ara verdiğini, sonra Bursa Sanat Okulunun orta kısmına girdiğini 1967’de lise kısmını (Torna – tesviye bölümü) bitirdiğini ilk defa sizden duyacaktır.

Sorduğunuz adamı bilmeyen onun ailesini tanır mı biç? Elbette ki hayır. Onun için babasının Aykut’a verdiği nasihati söylediğiniz zaman pek şaşıracaktır. Bundan yıllar önce, Aykut daha kısa pantolon giyen bir çocukken Haşan Bayraktar (Aykut Bora’nın asıl adı Selami Bayraktar’dır) ilkokulun tahta sıralarıyle tanışan oğlunu karşısına çekmiş ve, «Bak oğlum,» demiş. «Artık okula başladın. Sana bir şey söyleyeceğim. Bütün hayatın boyunca bu sözümü kulğında küpe yap. Hep kendinden büyüklerin yanında bulun. Boş vakitlerini ya sinemada, ya tiyatroda geçir. Mektep insana sadece bilgi verir, ama dediklerimi yaparsan en kestjrme yoldan hayatı öğrenirsin.»

Aykut Bora ile Röportaj1965’te ölen Haşan Bayraktar’ın çiftçi oluşuna karşılık üç oğlunun da «baba mesleği» çiftçilik yerine, kuyumculuğu tercih ettiği de ‘sokaktaki adam’ın meçhulüdür. En büyük ağabeyin (Hilmi Bayraktar) müstakil, Naci ile (en küçük olan) Aykut’un ortak dükkanlarından haberi bile yoktur… ‘Pederşahi’ ailelerin kuralına titizlikle uyan Bayraktar ailesinin, baba öldükten sonra da (evlenip ayrı eve çıkan «Nezihe abla» yı saymazsak) aynı çatı altında oturmaya devam ettiklerini, fakat sinemaya geçen en küçük Bayraktar’ın Bursa’dan ayrılıp İstanbul’a geldiğini de bilmez tabii.

Sokaktaki adam için bugün Aykut Bora diye birisi yoktur. Kendisine filimlerde, adına da afişlerde rastlanmamıştır. Yarışmada 3. olan Aykut Bora‘nın kız ve erkek dereceye giren 6 kişi içinde filim çevirme konusunda birinciliği aldığını. Arzu Film hesabına Tunç Başaran’ın yönettiği ve başrollerinde Ediz Hun’la Sevda Ferdağ’ın oynadığı «Gönüllü Kahramanlar» adlı filimde önemli bir rolü olduğunu belki iki satırlık bir gazete haberinden öğrenmiştir, ama hayatında ilk defa bir filim setinde bulunan, üstelik filmin en önemli rollerinden birinin üstesinden kendinden umulmayan bir rahatlıkla gelen bu kısık sesli Bursalı gencin, «Herkes bana çok iyi davrandı, ama Ediz Bey başka… Onun davranışı için ‘tam ağabeyce’ diyeceğim,» dediğini, yeni mesleğini çok sevdiği için hemen Fethiye’den bir mektup yazıp dükkândaki hissesini kardeşine devrettiğini de bilmez… Bilmemekte haklıdır. Çünkü kimse çıkıp da ona, «SES’in yarışmasında üçüncü olan o Bursalı genç var ya… Geçen gün yanımda bir gazeteciyle konuşurken ona yeni mesleğini hemen benimsediğini anlattı ve yerli sinemada ‘herkesin yıllarca uğraşarak geldikleri yere biz bir anda çıktık. Bu çok büyük bir şans. Daha ilk filmimde Ediz beyin arkadaşı rolüne çıkmak, afişte adımı, adının yanıbaşına yazdırmak ne demek? İnşallah ben de bu şansı iyi kullanacak ve beni seçenleri mahcup etmeyeceğim’ dediğini» söylememiştir kil… Ama aradan günler geçecek, aynı adam tekrar yolda karşılaştığınız zaman size hep onunla ilgili şeyler söylemeye başlayacaktır. «Aykut Bora’nın son filmini gördün mü?», «Yeni evini nasıl döşeyecek dersin?», «Araba alacak mı acaba?», «Bana kalırsa birbirlerini seviyorlar, ama evlenemeyecekler !…»

Bizler de bir taraftan «sokaktaki adam» ın bu isteklerini yerine getirirken, bir taraftan da ona yeni yeni Aykut’lar, Fatma’lar tanıtmaya devam edeceğiz. Çünkü yerli sinema her yıl birkaç yeni isimle ancak ayakta kalabilir.

(Alıntıdır. Bkz. http://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1968-tarihli-18-sayisi)

11.08.2019 00:48

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar

  • Yayınlandı: 26 Ağustos 2015 18:15

    İrem Salur

    bu kim tanımıyoruum
  • Yayınlandı: 3 Eylül 2015 11:16

    NUR HAYAT YÜZEN

    o yarısmalardan ne artistler çıkmıştı zamanında sahiden
  • Yayınlandı: 7 Ocak 2016 23:08

    Rüzgar

    Simdiye kadar hicbir sitede aykut bora'ya ait bir yazi bulamamistim. Gayet guzel bilgiler verdigi icin bu siteye cok tesekkur ederim. Aykut bora gercekten cok onemli bir oyuncudur. Ve ne yazik ki cok az sayida filmde rol almistir. Degeri bilinmemistir. 2010 tarihinde vefat etmistir.